29 Ağustos 2014

Güven en önemli sosyal sermayedir

Ekonomistler için emek, sermaye ve teknoloji, üretim için olmazsa olmazlardır. Büyüme ve daha önemlisi kalkınma için bu üç temel faktörü en başarılı şekilde bir araya getiren politikaları üretebilen ülkeler başarılı olurlar. Diğer bir deyimle, eğitilmiş işgücü, yeterli sermeye ve olabildiğince yeni üretim teknolojisi üretebilen ekonomiler sürdürülebilir kalkınmayı yakalarlar.  

Bu üç faktörden bir olan sermaye bizim gibi gelişme yolunda olan ülkeler için en başta gelen sorunlardandır. Yetersizdir. Açık vardır, kapatması da çok kolay değildir.

Sermaye çeşitleri

Ama gelin önce sermayeden neyi kastediyoruz biraz açalım. Sermayeyi dörde ayıralım: Beşeri, fiziki, finansal ve sosyal sermaye.


Beşeri sermaye, adı üstünde eğitilmiş insan kaynağını gösterir. Başarıyı ölçebilmek için, okullaşma oranı, matematik eğitiminin düzeyi, mesleki eğitimin yaygınlığı, hizmet içi eğitim, ömür boyu eğitimin kalitesi gibi alanlardaki ülkeler arası karşılaştırmalar önemli göstergelerdir. Türkiye bu alanda ne yazık ki hala daha ilk öğretimdeki sorunlarını bile çözememiş durumdadır. Son TEOG rezaleti bunun küçük bir örneğidir. Biz kaç çocuğun imam hatip okuluna gittiğini başarı ölçütü olarak alırken, gelişmiş ülkeler matematik ve fen bilimlerindeki başarılarını yükseltmenin peşindeler.

Fiziki sermeye kısaca ülkenin yer altı ve yer üstü zenginlikleri olarak özetlenebilir. Kıyılar turizm için bir kaynaktır. Ama yanı başımızda olan petrol ve doğal gazın bizde olmaması da bir talihsizlik.

Finansal sermeye hepimizin çok iyi bildiği yatırım sermeyesi, yani parasal sermaye. Yeteri kadar tasarruf edemediğimiz için bizde yok. Dışardan ithal ediyoruz. Borç alıyoruz. Harcıyoruz, “borç yiyen kesesinden yer” demiyor, “borç yiğidin kamçısıdır” diyerek sağa sola hava basıyoruz. Cari açık verip el aleme borçlanıyoruz.

Sosyal Sermaye üzerinde çok durulmayan bir değerdir. Toplumda kesimler arası ilişkileri, değer yargılarını ve teamüllerle oluşan kuralları içerir. En az diğerleri kadar önemlidir. Çünkü sağlıklı bir toplumsal yapının temel taşlarını oluşturur. Suç oranının azlığından tutun da bir doğal felaket anındaki yardımlaşmanın biçimine kadar bir çok olayı belirler.

Güven azalınca problem artar

Sosyal sermayenin en temel göstergesi güvedir. Güvenin varlığı, toplumun geniş kesimlerinin bir birinden çok hoşlanmasalar bile beraber yaşamasını, tarihsel ve kültürel miras nedeniyle bir birine saygı duymasını sağlar. Böylelikle, toplumsal kesimler ortak yaşamın getirdiği tüm yükleri paylaşırlar ve daha önemlisi bir birinin hakkına saygı duyarlar.

Güvenin yaygın olduğu toplumlarda, vergi daha rahat toplanır. Devlete vergi vermekten çekinilmeyince çoğalan gelirler sayesinde kamu kaynakları daha adil dağıtılır. Her şeyden önemlisi üretken yatırımcı gelecekten korkmadığı için daha rahat uzun vadeli yatırım kararı alabilir. Fabrika, otel, liman, rafineri gibi istihdam yaratan alanlara para yatırabilir.

Ancak, son yıllarda bu topraklarda toplumsal güven ortamı büyük darbeler yedi. Bir birimize olan yaklaşımlarımız bırakın sevgiyi en ufak bir saygı unsuru bile içermiyor.

Siyasetçiler oy isterken biz ve onlar söylemine dayalı seçim stratejileri izlediler. Kendi koltuklarını sağlamlaştırmak için toplumu yarı yarıya böldüler. Gelinen aşamada, bir taraf ötekine, “Kemalist, dinsiz, Gezici, Siyonist ajanı, ulusalcı, Alevi, paralelci vb.” derken, onlar da “ hırsız, soyguncu, gerici, şeriatçı, Kürtçü, Arap uşağı vb.” tanımlarla diğerlerini kötülüyor.


Böylesine bölünmüş, bir birine olan güvenin azalmış olduğu bir toplumda siz ne kadar başarılı para ve maliye politikası üretirseniz üretin. O sadece bir küçük kesimin işine yarar. Ama toplumun geneline hitap edebilecek çözümler, hızla yok olan toplumsal güvenin yeniden tesis edilmesinden geçer.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme