18 Nisan 2016

ABD Kongresi Suudilerden emir alacak mı?

Dikkatinizi çekmiştir. Bloğun açılış sayfasında “Borç alan emir alır” sözü yer alıyor.
Tarihte, özellikle Osmanlı tarihinde, dış borç hikâyeleri hep aynı sonla bitiyor. Aşırı borçlanma, kısa vadede, iç ve dış politikada oy almak için popülist etkiler yaratıyor. Vergi almakta kaçınan politikacılar borç almayı ve harcamayı seviyorlar. Ama uzun vadede, geri ödeme zamanı gelince işlerin karıştığı görülüyor.

Yeni ve oldukça ilginç bir borç hikayesi yeni gazetelere düştü.

Biri Cumhuriyetçi diğer Demokrat iki ABD’li senatör, New York’taki 11 Eylül Terör Olaylarına ilişkin bir yasa taslağını ABD Kongresinde gündeme getirdiler. Teklif yasalaşırsa, olayın mağdurları, 11 Eylül eylemcilerine yardım ettiği düşünülen yabancı hükümetler hakkında dava açabilecekler.

13 Nisan 2016

Yeni TCMB Başkanından beklentiler

Merkez Bankası Başkanlarının değişimi hiç bir zaman kolay olmamıştır. Hem bankanın fonksiyonları hem de ekonominin içinden geçtiği dönemler, bu kadar etki yaratmaması gereken bir bürokratik olayın önemini ister istemez artırıyor.

Şartlar bu defa da değişmedi.

Her Başkandan olduğu gibi, yenisinden beklenenler de farklı.

Yasa her şeyden önce enflasyonla mücadele et, enflasyonu düşür, fiyat istikrarını sağla diyor. Yıllardır enflasyon hedeflemesi politikası uygulayan TCMB bu konuda pek başarılı sayılmaz. Belki bu defa enflasyonla mücadelede daha başarılı olunur. Ama başarısızlığın yasal bir yaptırımı olmadığını biliyoruz.

İktidar partisi ile borç içinde yüzen şirket ve şahıslar, enflasyonun değil faizlerin düşürülmesini daha çok önemsiyorlar. Hem de yavaş değil hızlı bir düşüş beklentileri var. Hızlanmanın gereğini savunanlar, ideolojik bakış açılarını geri çekerek, dünyadaki ekonomik konjonktürü neden olarak gösteriyorlar. FED ve ECB sıfır hatta negatif reel faiz uygularken TCMB’nin yüzde 9’lara karşılık gelen uygulamalarını kabul etmiyorlar.

5 Nisan 2016

Akbaba fonları Arjantin’den “fidye” aldılar

Başlık bana ait değil. Benzerini ABD gazetelerinde görebilirsiniz.

Dünya, Panama Belgeleriyle meşgul. Adı ortaya dökülenler buz dağının sadece üst kısmı. Yazılanlardan anlaşıldığı kadarıyla, devasa bir bilgi kütlesinin suyun altına kalan bölümüne ilişkin bilgiler gelecek.

Kanımca bundan gayrı, offshore hesabı açtırıp vergiden kaçma gibi işler artık eskisi gibi kolay olmayacak. Olaya neresinden bakarsanız bakın, siyasetçiler ve bürokrasi yeni kurallar ve düzenlemeler üzerinde çalışacaklar. Bazıları kendi istekleri ile yapmasalar bile, uluslararası kuruluşların alacakları kararlara, yapacakları düzenlemelere uymak zorunda kalacaklar. 

Doğal olarak dünyada sıcak parasal hareketleri eskisi gibi olmayacak. Yanlış anlaşılmasın. Bu işler biter demiyorum. Şartlar değişecek diyorum.

Ne demek istediğimi, yine Amerika kıtasından başka bir örnekle açıklayayım.
New York Güney Bölgesi Hâkimi Thomas Griesa’nın 2012 yılında, Arjantin dış borçları ile ilgili olarak aldığı bir kararın sonucu, geçen günlerde açıklandı.

1 Nisan 2016

Dış borçlar üretime gitmemiş

Yıllık milli gelir verileri ve dış borç stok rakamları açıklandı. İkisine birlikte bakınca ilginç bir durum ortaya çıkıyor.

Önce milli gelire bakalım. 2015 yılında ekonomi yüzde 4 büyümüş.

Azımsanmayacak bir performans. Dünya bu kadar sıkıntı içindeyken, Türkiye’nin büyümesi dikkate değer.

Büyümeye en büyük katkıyı hanehalkının ve devletin tüketim harcamaları yapmış. Diğer bir deyimle, iç tüketimle büyümüşüz. Hani o ihracata dayalı büyüme modeli vardı ya. Geçen yıl bir kenarda kalmış.

Peki, tüketim için nereden kaynak bulunmuş acaba?

Dışarıdan.

Gelin rakamlara bakarak konuya biraz açıklık getirelim.