23 Haziran 2017

Kamu borçlanması da hızla artmaya başladı

Borç yöneticilerinin bir temel kuralı vardır: Faizler yükselirken borcunu azalt, düşerken ihtiyacın kadar borçlan.

Gelin bu ilke ışığında gelişmelere göz atalım.

Son aylara kadar dünyada faizlerin yönü konusunda çok fazla tartışma yoktu. Şimdi yavaş yavaş, başta FED olmak üzere parasal sıkılaştırma, bilanço küçültme dönemine doğru gidildiği konuşuluyor. Politika yapıcıların söylemelerinde ne kadar tutarlı olduklarını zaman gösterecek. Ancak beklenmedik siyasi ve ekonomik gelişmeler olmazsa eğilimin yukarı yönde olduğu söyleyebiliriz.

O zaman, başlangıçtaki kural gereğince; ülke olarak kamudan başlayarak, özel sektör ve hane halkının sırtında ağırlaşan borç yükünü azaltacak önlemler almanın zamanı geldi. Hatta geçiyor bile.

Özellikle 2009 Küresel Krizinden sonra hızla artan reel sektörün ve hane halkının borçlanmasını, önce yavaşlatmak sonra düşürmek için bir şeyler yapılması gerekiyor. Eğer gecikilirse, dünyada faizler daha fazla yükselmeye başlayınca ekonominin zorlanması, belki de krize girmesi kaçınılmaz olacak.

Şimdilik sanayileşmiş ülkelerdeki faizler, bizdekilere oranla oldukça düşük. Amerika’da 10 yıllık hazine kâğıtlarının faizi yüzde 2,2’ler seviyesinde. Avrupa’da ise aynı vadeli kamu borç senedinin faizi ise yüzde 0,30’lar civarında. Oysa aynı vadeli kâğıt için Türkiye’de yılsonuna yönelik olarak yüzde 11,3 tahminleri yapılıyor. Eğer kur şoku olmazsa dışarıdan borçlanmak hala daha içeriye göre ucuz. (Olaya sıcak paracıların gözünden bakarsak, Türkiye’ye para getirmelerinin ana nedeni bu yüksek faiz farkı)

Böyle diye gereğinden fazla borçlanmaya da gerek yok.

Ancak haberler biraz farklı. Özel sektör ve büyük projeler için döviz kredisi arayışları artarak devam ediyor.

Yanı sıra, geçen gün “Çiftçiye ucuz kredi müjdesi” başlıklı bir haberde, Tarım Kredi Kooperatiflerinin artık yurt dışından da borçlanabilmesine yönelik yasal hazırlıklar yapıldığı belirtiliyordu. Yani çiftçiye kredi dağıtmak için dışarıdan borç alınacak. İyi de dış borca hazine garantisi istenecek mi? Kur riski kimde olacak? Çiftçiye mi yansıtılacak? Bunları yasa taslağı, bir KHK içinde yer almazsa, TBMM’ye gelince göreceğiz.

Hadi bu tutar çok fazla büyük değil diyelim.

Hazine’nin ilk altı aylık borçlanmasına bakınca değişik bir durum göze çarpıyor.
Aşağıdaki tabloda, kamu borçlanma programında yer alan 2017 yılı hedefi ile ilk altı aylık gerçekleşmeler ve farkları yer alıyor. Hazine yılın ilk yarısında, hem iç hem de dış borçlanmada piyasaya ödediğinden daha çoğunu borçlanmış.
Borçlanma/ödeme oranı (borç çevirme rasyosu) iç borç için yüzde 116 olmuş. Diğer bir deyimle, Hazine ilk altı ayda iç piyasaya 100 lira ödemek için 116 borçlanmış. Dış borçlanmada durum biraz daha ağır. Dışarıya 100 lira öderken 159 lira borç almış.

Sonuç olarak ilk altı ayda, geçen yılın sonunda açıklanan 2017 Borçlanma Programının, özellikle dış borç tarafında şakül kaymış. Bu yıl dışarıya net (1 milyar lira) ödeyici olmayı planlayan Hazine, aksine sadece ilk yarıda net 18 milyar lira borç almış.

Bu gelişmeleri bir yere kadar 16 Nisan Referandumuna bağlayarak açıklamaya çalışanlar var. Eğer yılın kala yarısında kamunun borçlanması azalırsa haklı çıkacaklar. Ancak bütçedeki gelişmeler pek o yönde değil. (Umarım bilgilerim eksiktir de ön görülerimde yanılıyorumdur.)

Çünkü daha önemlisi, iç borçlanmadaki bu artış, iç piyasadaki faizlere de baskı yapmaya başladı. Bir yandan yüksek enflasyon, bir yandan yüksek iç borçlanma diğer yandan döviz kurlar faizi zorluyor.

Düşmesi isteniyorsa, üçüne birden çözüm bulmak gerek.


Bilginize.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme