28 Nisan 2015

Her mikro soruna teşvik sistemiyle çözüm aramak

Televizyonlarda ve sosyal medyada siyasi parti temsilcilerini dinledikçe şaşırmıyorum desem yalan olur. Sorunlara ne kadar kolay çözümler bulabiliyorlar! Her soruya bir cevapları var. Ancak, kamu sistemi, bütçenin yapısı hakkında biraz bilginiz olunca kafanız karışıyor.

Her parti teşvik istemini daha akılcı kullanacağını ve katma değerli ürünlerden, bilgi teknolojisine geçene kadar tüm üretim sorunlarını teşvik sistemiyle çözüyorlar.

Aslına bakarsanız bu yeni bir şey değil. Hali hazırda da aynı yaklaşım geçerli.
Ekonomi Bakanlığı’nın web sitesine girin. Yatırım destekleriyle ilgili mevzuatı inceleyin. Göreceksiniz 2012 yılında yenilenen sitemde “öncelikli yatırım kararları” başlıklı bölümde, üç yılda defalarca değişiklik yapılmış. Dershanelerin kapatılmasına karar verilmiş, özel okul yatırımları teşvik edilmiş. Kreş açılmasının eğitime yararı görülmüş, kreşler teşvik kapsamına alınmış.


En sonuncusu 8 Nisan 2015 tarihli. Daha fırından yeni çıkan Kararname ile maden arama yatırımları ile US-97 (ULUSAL FAALİYET VE ÜRÜN SINIFLAMASI-US 97) Kodu: 2423, 30, 32, 33 ve 353 olan yüksek teknolojili sanayi sınıfında yer alan ürünlerin üretimine teşvik verilmiş. 

“Ne var bunda? Sen de bu sektörlerin teşvik edilmesini öneriyorsun.” diyenlere hak veriyorum.

Ama şeytanın ayrıntıda gizli olduğunu hatırlayalım. Ve şöyle bir soru sorarak yazıya devam edelim. İlk US-97 kodu neden dört haneli de sonrakiler iki haneli acaba? 2423 numaralı kod, Eczacılıkta ve Tıpta kullanılan kimyasal ve bitkisel ürünlerin imalatını içeriyor. 33 numaralı kod ise çok geniş bir alanı kapsıyor: Tıbbi aletler, hassas ve optik aletler ile saat imalatı. Ne güzel değil mi? Bu tanıma kim itiraz edebilir? Ancak ayrıntıya, örneğin 3320.0.20.02.50 numaralı koda gidince karşınıza güneş gözlükleri ve çerçeveler çıkıyor.

Şimdi ithal edilen optik aletlerin içeride üretimine yatırım desteği vermeye itirazı olmayanların, güneş gözlüğü imalatının teşvik edilmesine itirazları olmayacak mı? Bu ülkenin bütçe kaynakları o kadar geniş mi?

Anlaşılan ekonominin duraklama sürecini yaşadığı bir ortamda ve seçim yaklaştıkça, hükümetin, bürokrasinin kapısını çalan reel sektör temsilcileri ayakta kalabilmek ve/veya fırsattan istifade devletten bir şeyler koparabilmek için Ankara’yı bunaltmışlar. Vergi ve SGK’dan indirim için olumlu cevap alamayanlar Ekonomi Bakanlığı’nın yolu tutmuş. Ve başarılı da olmuşlar.
Burada bir teknik bilgi vermem gerekiyor. Teşvik sistemindeki öncelikli yatırım konuları, yatırım nerede yapılırsa yapılsın, 5 inci bölgede uygulanan bölgesel desteklerden yararlanıyorlar. Yatırıma devletin katkısı yüzde 40 oranında. Yanı sıra bu yatırımlar, yüzde 80 kurumlar vergisi ve gelir vergisi indirimi alıyorlar. Eğer proje büyük ölçekli bir yatırım ise, oranlar yüzde 10’nar artıyor.

Bizim teşvik sistemimizin yapısal bir sorununa değinerek bitirmek istiyorum.

Öncelikle belirtmemde yarar var: Sanayileşme devlet müdahalesi olmadan olmaz. Devletin düzenleyici ve yol gösterici katkısı bir zorunluluktur. ABD dâhil, tüm dünyada bunun tersi bir örteneğe rastlayamazsınız. Ama devlet müdahalesi sektörel bazda olmalıdır. Oysa bizde sektör değil kişiler, yandaşlar desteklenir.

Bunun temel nedeni teşvik sistemine ayrılan kamu kaynağının yetersizliğidir. Her sektöre bol keseden teşvik sözü veren devlet kıt, yetersiz kaynağı dağıtırken bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Sonunda sektör desteklerinin yerini zengin yaratma alıyor. Sanayileşme hedefine ulaşılamıyor.


Yapılması gereken şey, tüm mikro sorunların çözümünü teşviklerin üzerine yıkmak yerine, daha akılcı yapısal önlemler almak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme