18 Nisan 2015

21. Yüzyıl analitik bilgi çağı olacak

Hocaların hocası Prof. Dr. Bilsay Kuruç, Mülkiye’deki bir açılış konuşmasında, başlangıcını yaşadığımız yüzyılın, ampirik bilgiden analitik bilgiye geçiş dönemi olacağını belitti.

Oturup aradaki farkı biraz düşündüm. İnternetten araştırınca karşıma aşağıdaki bilgiler çıktı.

“Deneycilik/ampirizm, bilginin duyumlar sayesinde ve deneyimle kazanılabileceğini öne süren görüştür. Deneyci görüşe göre insan zihninde doğuştan bir bilgi yoktur. İnsan zihni, bu nedenle boş bir levha gibidir.

Deneycilik akılcılığın karşıtıdır. Akılcılığa karşıt olarak deneycilik, duyum ve deneyimle temellenen bilgileri bilgi olarak kabul etmektedir yalnızca. İnsan bilgisinin tek kaynağı deneyim ya da duyumdur buna göre. Bilginin kaynağında aklı gören rasyonalizm geleneğine karşıt olarak deneycilik her tür bilginin sonradan deneyimle, duyumlarla elde edildiğini ileri süren bir felsefi temele sahiptir.”

Buna karşılık, “ Bir metot olarak Analitik felsefe günümüz felsefesinde yaygın bir metodik yaklaşım olarak benimsenmektedir. Analitik felsefenin varsayım ve kanıtlara ağırlık veren yaklaşımı, belirsizlikten kaçınması ve ayrıntılara verdiği dikkat gibi net yaklaşımları günümüz felsefesinde de benimsenmektedir.”


Ardından öğrencilerim ve çevremdeki gençler, hatta tanıdıklarım geldi.  “Ne kadar ampirik ne kadar analitik düşünüyorlar acaba?” kendime sordum. Tabi bu arada kendi kendimi de sorguladım.

Çağı yakalayabilecek miyiz?

Moralim bozuldu. Okumayı ve bilgiyi sadece sosyal medyaya indirgemedik mi? Dizi ve evlilik programı seyretmeyenler, televizyonlarda tartışma programı izleyerek bilgiye ulaştıklarını sanmıyorlar mı? Kimi daha çok seviyorlar, kendilerine yakın hissediyorlarsa, onun söylediklerini doğru bulmuyorlar mı?

Kitap okuyan neredeyse kalmadı. Gençler arasında kitap, dergi okuyan gördüğüm zaman mutluluktan uçuyorum. Ne okursa okusun. Yeter ki kitap okuma alışkanlığı edinsin, bana yeter.

Bunlar neden önemli?

Ampirik bilgiden analitik bakış açısına geçebilmek için, bilgiye ulaşma ve onu hızla analiz edip karar alma çağımızda olmazsa olmazlardan. Dünya ile yarışmak, üretimi çoğaltmak, katma değeri yüksek, her dönemde yeni teknoloji üretebilen bir ekonomiye sahip olabilmek için bilgiyi analiz yeteneğine bağlı.

Analiz yeteneği insana çocukluğundan itibaren verilebilir. Eğitim sisteminin bu aşamasında, ezber yerine analizi öne çıkaran bir sistem ivedilikle uygulanamazsa bu çağı yakalayabilmemiz çok zorlaşabilir.

Ancak yavrularımız, din ağırlıklı, ezberci, daha doğrusu ampirik yanı ağır basan, sorgulamayı değil inanmayı, ezberlemeyi öne çıkaran bir eğitim sistemi içinde çırpınıp duruyorlar. Liseye ve üniversiteye geldiklerinde de iş işten geçmiş oluyor. Ezber yerine yoruma dayalı soru sorulduğunda çuvallıyorlar. Dahası, çoğu fikirlerini savunurken özgün, kendilerine ait argümanları ve tezleri değil, başkalarından duyduklarını kullanmayı meziyet sayıyorlar.


Anlayacağınız, hemen vites değiştirmezsek bu çağı da kaçırmış olacağız. Belki başkalarının ürettiği ithal arabalara binip, akıllı telefonlar kullanacağız. Ama borç batağından çıkamayacağız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme