12 Nisan 2015

FED neden faiz yükseltmekte zorlanıyor?

Bizler,1929 Bunalımını kitaplardan ve filmlerden öğreniyoruz. İçinde yaşamadığımız için, yaşanan travmaları hayal ederek anlamaya çalışıyoruz. Ancak, biraz tarih okuyunca olayın ne kadar derin ekonomik, sosyal ve toplumsal sonuçları olduğu daha iyi anlaşılıyor. Örneğin, Buhranın, II. Dünya Savaşı’nın ana etkenlerinden biri olduğu birçok tarihçi tarafından kabul gören bir görüş.

Buna karşılık, 2008 Küresel Krizinin başlangıcını ve en derin dönemini yaşadık. Dünya finans sisteminin nasıl çöktüğünü gördük. Kurtarmak için yapılanları, ödenen bedelleri, kesin olmasa da, hesapladık. Dahası bunca eziyete, kayba, acıya, batışa rağmen henüz krizden çıkamadığımızı da biliyoruz.

Çıkamadık. Çünkü, büyük merkez bankalarının içine düştükleri durumu görüyoruz. Sabah akşam neden daha fazla para basmaları gerektiğini halka anlatmak için hikayeler yazmakla meşguller. Yok enflasyon, yok manşet değil çekirdek enflasyon, yok kur savaşları, yok yüksek kamu borcu. Eğer çok ciddiye alıp, anlamaya çalışırsanız kafayı yersiniz. Çünkü kimse, asıl sorunu tüm gerçekleriyle anlatmıyor.


Gelişmiş kapitalist ekonomilerde; kamu, şirketler ve hanehalkı aşırı borçlu. Borç veren bankalar ise bire yirmi, bire otuz kaldıraçla risk almışlar. Diğer bir deyimle, bir dolarlık sermaye koymuşlar, 20-30 dolarlık varlık satın almışlar. Aslında onlarda borçlu.

Yani gerçek risk hesapları yapılsa, banka aktiflerindeki varlıkların ne kadarının zamanında tahsil edilebileceğine bakılsa, finans kuruluşlarının kaçının sermayeyi kediye yüklediği anlaşılacak. Daha kötüsü, sermaye batık ise mevduatın ne kadarının karşılığının olmadığı ortaya çıkacak.

Bu rakamların trilyon doları bulması nedeniyle, merkez bankaları sıfır faizli para dağıtıyor. Kapitalist sistemin çökmesini önlüyor. Düşük faizle, bankaların yanı sıra borçlu kamu, şirketler ve hanehalkı mutlu, mesut yaşıyor.

Faizler yükselirse mutsuz olacak ilk kesim bunlar.

İkinci kesim borsalar. Ucuz ve bol parayı bulan ve biraz parası olanlar ellerindeki küçük birikimleri, getirisi çok düşük olan bono ve tahviller yerine, borsalara yatırıyor. Şöyle bir bakın. Dow Jones, son altı yılda 3 binli seviyelerden 10 binleri geçti. Aynı şey Borsa İstanbul ve diğerleri için de geçerli. İş öyle abartıldı ki, doğru dürüst piyasa ekonomisi olmayan Afrika ülkelerinde bile borsa kuruldu ve her gün rekor tazeliyor. Başta Amerika olmak üzere, refahın toplumun yüzde 1’lik kesiminin elinde toplanmasını sağlayan mekanizmanı ana kaynağı burası.

Bol dolar ve düşük faizden memnun olan üçüncü kesim, çoğunluğu yükselen piyasa ekonomilerindeki dolarla borç alanlar. Son açıklanan rakamlara göre ABD dışında olan ve dolarla dağıtılan borçların toplamı 9 trilyon doları geçmiş. Gelişmekte olan ekonomilerin bankaları ve şirketleri, ucuz diye, dolarla borçlanmışlar. Bunları hane halklarının borçlanması takip etmiş.

Doğal olarak, her faiz ve dolar kuru artışı haberi bu kesimleri yerinden oynatıyor.

Öte yandan, bol ve ucuz para başta hisse senetleri olmak üzere tüm varlık fiyatlarında balon oluşturması, FED’i korkutuyor. Balon biraz daha şişerse patlayacak. Uzmanlara göre, 1929 Buhranında yaşanandan daha büyük bir ekonomik kriz yaşanacak.

Kısacası Küresel Kriz henüz bitmedi. Merkez bankalarının çabasıyla gemi yüzdürülüyor. FED, iki arada bir derede söylemlerle işi idare etme gayreti içinde. Yok efendim “sabırlı” kelimesi kalkacakmış, yok başkan Yellen yandan bakmış.

Hatırlatmamda yarar var. Şimdilik kriz beklentisi yok. Ama eğer alt yapı bozuksa, yapısal sorunlar varsa, kriz beklenmeyenin olmasıdır. Bu bağlamda FED bir süre daha dünya piyasalarını oyalamayı başarabilir.

Ancak kurbağanın gözü ne zamana kadar dayanır bilinmez? Bildiğim tek şey bize acil su (yapısal reformlar) lazım. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme