15 Ekim 2015

Uyarı: 1 Ocak piyasalar için çok önemli bir gün

1 Kasım seçimleri siyasi ve toplumsal olarak hayati öneme haiz. Sonuçları merakla ve heyecanla bekleniyor.

Bekleyenler sadece bizler, yurttaşlar değiliz. Hisse senedine ve devlet borçlanma senetlerine yatırım yapanlar da çok heyecanlılar.

Nedeni basit. Olayı basında ilk ele alan Dünya Gazetesi yazarı Dr. Bumin Doğrusöz. Bazı vergi kanunlarının geçici maddelerindeki 1 Ocak sendromunu çok güzel özetlemiş.

Eğer yeni bir kanun çıkmazsa, Gelir Vergisi Kanunun geçici 67. Maddesi, Kurumlar Vergisi Kanunun Geçici 2. Maddesi, Katma Değer Vergisi Kanunun geçici 17. ve 23. Maddeleri yılbaşından itibaren yürüklükten kalkacak.

Kalksın ne olur?

9 Ekim 2015

Şirketlerin aldığı döviz borçları yatırıma kullanılmamış

Başta IMF olmak üzere, birçok uluslararası kuruluşun yıllık raporlarında, yükselen piyasa ekonomilerindeki reel sektör şirketlerinin kullandığı dolar kredilerinin tehlikelerinden bahsediliyor.  

Artış çok hızlı. ABD dışındaki ülkelerde, reel sektöre dağıtılan dolar kredilerinin toplamı, 2010 yılının başında 6 trilyon dolar iken, Eylül 2014 itibariyle 9,2 trilyon dolara çıkmış. Dört buçuk yılda yüzde 50’yı geçen artış. Bu paranın kaynağı belli: FED’in parasal genişleme politikası.

Dünyada yaşanan bu değişime bizde her zamanki gibi balıklama dalmışız. Hükümet, 2009 yılında Kambiyo rejiminde radikal bir değişikliğe gitmiş. Yerel bankaların döviz kazancı olmayan şirketlere dövizle borç vermelerinin önünü açmış. Bir anlamda tabut hazırlanmış.

5 Ekim 2015

Sözüm siyasetçilere “Bol kepçe harcama değil tasarruf zamanı”

Dünyada işler iyiye gitmiyor, tartışılıyor. Yükselen piyasa ekonomilerine akan ucuz paranın yakın gelecekte azalacağı laf olmaktan çıktı, uluslararası raporların konusu olmaya başladı. IMF bile korkularını raporlarına yansıtmış. Üç büyük merkez bankasına (FED, ECB, BoJ) “Aman para arzını azaltmayın, gelişme yolundaki ülkeler ve sizin ekonomileriniz zarar görürler” demeye getiriyor.

Peki, biz ne yapıyoruz?

Dışarıda olanlara gözlerimiz kapalı, kulaklarımız tıkalı.

Yılbaşından beri seçimlerle uğraşıyoruz. Bir genel seçim yaptık, sonuçlar beğenilmedi. Yenisine hazırlanıyoruz. Hükümet geçici, ama terör ateşi ülkeyi sarmak üzere. Her gün ölüm haberleri alıyoruz. Anlayacağınız, politik riskler öncekine göre daha fazla.

Üstelik sadece iç siyasi sorunlarla değil, bir de sınırlarımızın dışında Suriye’de neredeyse Ruslarla savaşır duruma geleceğiz. “Bu bizim sınırımız Rusların burada ne işi var?” da diyemiyoruz. Çünkü zamanında komşumuz olmayan Mısır konusunda çok ileri, geri konuştuk.

Dolar/döviz aldı başını gidiyor. Yetkililer sadece seyretmekle yetiniyor.

1 Ekim 2015

Borsalardaki aşırı iyimserliğin nedenleri

Dışarıya açık bir ekonomideki gelişmeleri anlayabilmek için dünyada olan biteni tam olarak anlamak gerek.

Örneğin, hem bizde hem dünyada hisse senedi ve diğer piyasalarında belirleyici olan en önemli etken yatırımcıların profili nedir? Kimin ne amaçla para yatırdığını bilinirse, iyimserliğin nedenlerini anlamak ve geleceğe yönelik tahminler yapmak çok daha kolaylaşır.

Konuyu bir klasik örnekle açmaya çalışayım. Teknik olarak, ekonomideki beklentiler ve fiyat/kazanç oranı vb. teknik göstergeler borsalar için önemlidir. Ama bir bakıyorsunuz, ekonomik güven endeksinin tarihi dipleri gördüğü bir günde borsa artışa geçmiş. Anlayabildiğim kadarıyla, borsa hareketlerinde, yabancıların beklentisi diğer verilerden çok daha etken.

Bu kanımı destekleyen verileri aşağıdaki tablolarda bulabilirsiniz.