Trade Market etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trade Market etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2017

Yabancıların Türkiye ekonomisine bakışı değişiyor

Almanya ile başlayan son siyasi krizin doğrudan yabancı sermaye girişlerini olumsuz etkileyeceği söyleniyor.

Özetlemek gerekirse, yabancı yatırımcılar için iki tür piyasa vardır: Yatırım piyasası (Investing market) uzun vadeli doğrudan yatırıma uygun piyasa. Yani fabrika yatırımına ağırlık verilebilir ekonomiler. Örneğin, Çin, G. Kore gibi.

Kısa vadeli işlem piyasası (Trading market) deyimi ise Londra ve New York’taki uluslararası dev yatırım bankalarının “dealing room”larında (günlük işlem odalarında) kullanılan bir deyim. Uluslararası finansal piyasalarda kısa vadeli işlem yapan yatırımcıların geliştirdikleri tanımlardan biri.  

Gittikçe daha fazla finansallaşan dünyada, günlük 5-6 trilyon dolarlık döviz işlemi yapan “dealer”lar, (kısa vadeli finansal işlem uzmanla) uzun vadeli yatırımlarla ilgilenmezler. Onlar, üretken fabrika yatırımlarına kredi vermek, proje değerlendirmek gibi işlerden hiç anlamazlar. Emtia, döviz ve sermaye piyasalarında anlık işlemler yaparak para kazanırlar. Günlük mesailerinin çoğunu kur, hisse, enflasyon, faiz, CDS, hedge gibi kavramlarla geçirirler. Önlerinde dört-beş tane işlem ekranı, yakınlarında bir televizyon, üzerlerinde anlık hızlı ve doğru karar alabilmenin baskısıyla hayatları geçer.

8 Temmuz 2017

Dünyada merkez bankaları müziği kapatırken “trade market”e dönüşen ekonomi

Son günlerde iki önemli çalışma yayımlandı.

İlki Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF)’ne ait. İlk cümlesi mealen şöyle, “küresel olağanüstü düşük faiz oranları dönemi sona eriyor.” IIF ardından yükselen piyasa ekonomilerinin durumunu kısaca inceliyor. Hindistan ve Türkiye gibi bazı ülkelerin, bu dönemi yatırımdan çok tüketime dayalı bir büyüme modeliyle geçirdiklerine vurgu yapıyor.

Merkez bankalarının üst kuruluşu olan BIS (Basel International Settlements) ise 2017 yıllık raporunu yayımladı. Dünya ekonomisinden, finansal sektörün son durumunun değerlendirilmesine kadar birçok konuyu içeren oldukça kapsamlı bir çalışma.
Rapor, dünya ekonomisinde dört ana riske dikkat çekiyor: Yükselen enflasyon merkez bankalarını parasal sıkılaştırmaya zorlayacak. Böylesi bir gelişme finansal sektördeki stersi artırır. Büyüme yavaşlayabilir. Bunlara bir de ticarette korumacılık eklenirse büyüme büyük darbe yiyebilir.

Bunlar önemli. Ama orta ve uzun vadeli değerlendirmeler.