26 Ekim 2017

Naif bir bütçe denkliği hayali

Kurgusal bir soru sorarak başlayayım: Merkezi yönetim bütçesinin açık vermesi bir zorunluluk mudur?

Öyle çok gerilere gitmeden soruyu cevaplamaya çalışayım. Sayın Maliye Bakanı, yılbaşında 46,9 milyar lira olacağı ilan edilen 2017 bütçe açığının 61,6 milyar lira olacağını tahmin ettiklerini belirtmiş. Açık beklenenden çok olmuş.

Gelin, bırakın artırmayı yok etmeyi düşünmek mümkün mü bakalım. Cevap için devletin dokümanlarından yararlanarak, 2017 bütçesi için, beraber basit bir fikir jimnastiği yapalım.

İlk önce 2017 yılı Bütçe Kanunu eklerine gidelim. Oradaki Vergi Harcamaları listesine yakından bakalım. “Vergi Harcaması kavramı; en genel anlamda "devletlerin gelir toplamını azaltan, standart vergi sisteminden ayrılan ayrıcalıklar veya istisna ve muafiyetler" olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda; bazı indirim, istisna ve muafiyetler, standart vergi sisteminin unsurları olmaları nedeniyle vergi harcaması kapsamı dışında tutulabilmektedir. Yukarıdaki liste, vergi sistemimizdeki Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi, Özel Tüketim Vergisi ve diğer bazı kanunlarda potansiyel olarak vergi harcaması niteliği taşıdığı düşünülen düzenlemeleri içermektedir.”

Yani Gelir İdaresi, içinde bulunduğumuz yıl, toplam 102,2 milyar lira vergi gelirine istisna ve muafiyet uygulamış. Yasalarla konulan kurallara uymuş, bu kadar gelirden vaz geçmiş. Bu toplamın neredeyse yarısı gelir ve kurumlar vergisi istisnaları.

Oradan Muhasebat Genel Müdürlüğünün web sitesine geçelim. Diğer vergileri bir kenara koyalım, bu yıl içinde, (ağustos itibariyle) tahakkuk eden ancak tahsil edilemeyen dâhilde KDV miktarı 56,7 milyar lira. Buna 150,2 milyar liralık tahsil edilemeyen para cezalarını da ekleyin. (İstisnalar ve tahsil edilemeyen KDV toplamının 80 milyar lira olduğuna dikkatinizi çekerim)

Bitmedi, Sayın Selin Sayek Böke’nin TBMM’deki soru önergesiyle gündeme gelen ve Sayıştay raporlarından öğrendiğimiz kadarıyla, bir de Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tahsil edemediği prim alacakları var. 2016 yılsonunda toplam alacak miktarı 120,9 milyar liraymış. (Bu arada bu kadar alacağını tahsil edemeyen SGK’ya, bütçeden 127,5 milyar lira transfer yapıldığını belirteyim)

Aşağıdaki Tablodan da görüleceği üzere, istisna ve muafiyetleri, tahsil edilemeyen vergileri ve SGK alacaklarını toplatınca toplam 430 milyar liraya ulaşıyor. Oldukça büyük bir miktar.
2017 yılın bütçe açığı yukarıdaki toplamın sadece yüzde 15’i. Hayal kuruyoruz ya, istense açık sadece KDV ile bile kapatılabilirmiş.

Tamam, hemen itiraz etmeyin. Ben de bu işin yazıldığı kadar kolay olmadığını biliyorum. Mülkiye’de bana da “Laffer eğrisi”ni öğrettiler. Eğer fiili vergi oranlarını belli bir oranının üstüne çıkarsa, zaten tahsilat sorunu yaşanan vergi gelirlerinin hiç toplanamama riskinin olduğunun farkındayım. Öyle kafanıza göre vergi koymak, koyarsanız toplamak sanıldığı kadar kolay bir iş değil.

Ama tahsilat sorunu yaşanan tutarın bu kadar yüksek olması, orandan mı yoksa bir tercihten mi kaynaklanıyor? Çok ince tahlil etmek gerek. Bunu yapacak olan TBMM’dir. Örneğin 2018 Bütçe Kanunun ekinde listelenen ve 132 milyar lirayı geçen istisna ve muafiyetleri titizlikle ele alıp, bazılarını iptal edebilirler. Tahsilat sorunları yaşayan Gelir İdaresi ile SGK’ya gerekli yasal ve idari desteği verirler.

Böylelikle, 2017’yi kaçırdık ama benzeri sorunların gelecek yıl yaşanmaması sağlanabilir ve bütçe açığı, belki de, sıfırlanabilir. Bu hayal gerçek olursa borçlanma olmaz. Devlet milyarlarca lira faiz ödemek zorunda kalmaz. Faiz için ayrılan para yatırım teşviklerine, tarım desteklerine aktarılır. 

Tablo: İstisna, muafiyetler ve tahsil edilemeyen alacaklar
Kaynak: Bütçe Mali ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Muhasebat Genel Müdürlüğü, Sayıştay

5 yorum:

  1. Maliye bakanlığının da TCMB gibi bir nevi araştırma kurulu var mı? Keşke onlarda yaptıkları araştırmaları yayınlasa. Şunu demeye getiriyorum; bu kadar istisna, muafiyetler ne amaçla veriliyor, ne amaçlanıyor, verilmese ne olur, nasıl daha verimli olunur gibi bilimsel metodla ortaya konuyor mu?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Maliye'de böyle bir kurul olması lazım. Önemli olan hangi konuda araştırma yaptıkları.

      Sil
  2. Halk devlet harcamalarına bir sınır koyabilir mi?Devlet doları yasaklayıp sadece hammadde ithalatında kullandırtabilir mi?Faiz ülkede yasaklansa diyelim merkez bankası parayı tedavüle nasıl koyabilir?

    YanıtlayınSil
  3. Halk seçimden seçime oy verir. Başka birşey yapamaz.
    Ekonomi bu kadar dolarize olduktan sonra döviz hakkında ani kararlar almak artık çok zorlaştı.
    Kapitalist ekonomilerde faiz yasaklanamaz. Ama biz kapitalist sistemi değiştiriyoruz diyen varsa ne önerdiğini görmek lazım.

    YanıtlayınSil
  4. Akşam akşam adamın aklına karpuz kabuğu düşürmeyin,tüm olmaz denilenleri yaptı!Şimdi sabah kalkar ve teog misali...

    YanıtlayınSil