19 Ekim 2017

Sıcak para zirvede

Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verileri ekonomini döviz dengesi hakkında önemli bir göstergedir. Döviz dengesi ise ekonominin dışarıdaki hareketlere ne kadar duyarlı olduğunu gösterir.

Denge (açık/fazla pozisyon) ülkenin döviz varlıkları ile yükümlülükleri arasındaki farktır. Ağustos ayında Türkiye’nin açık pozisyonu 462,4 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, OVP’de yayımlanan 2017 milli gelirinin yüzde 55’ine karşılık geliyor. (2009 Küresel Krizi öncesi yüzde 30’larda olan bu oran geçen yılsonunda yüzde 42 civarındaydı)

Bunun anlamı şu: Bir yıllık üretimimizin yarısından fazla döviz yükümlülüğümüz var. Yükümlülüklere; yabancıların Türkiye’deki doğrudan yatırımları, portföy (hisse senedi ve tahvil) yatırımları, mevduatları ve verdikleri kredilerin hepsi dahil.

Yılbaşından bu yana yüksek getiri ve faiz ortamından yararlanmak isteyen yabancı yatırımcılar, özellikle BIST’e ve Türkiye tahvillerine yoğun ilgi gösteriyorlar. Böylelikle portföy yatırımları (hisse senedi ve tahvil) stoku sekiz ayda yaklaşık 40 milyar dolar (%30) artarak 181 milyar dolara yükseldi.

Bana göre bu yükümlülükten daha önemlisi sıcak para stoku. Yani, vadeli bir enstrümana bağlanmayan, her an hareket etme kabiliyeti olan dövizler.

Literatürde farklı sıcak para tanımları var. Ben, yurtdışında yerleşiklerin BIST’te işlem gören hisse senedi stokunu, ellerinde bulundurdukları şirket ve Hazine tahvillerini bir de Türkiye’deki bankalarda tuttukları mevduatları sıcak para olarak kabul ediyorum.

Sıcak paranın önemi şurada. Bir oynaklık halinde olaya ivme veren ve hareketlerin sertleşmesine neden olan para. Ani bir risk algısı değişimi oluşursa, yabancı yatırımcılar yurtdışına çıkarmak isteyecekleri miktar. Olasılığı çok değil ama düşünün bir günde bir veya birkaç milyar doları dışarı çıkarmaya kalkarlarsa kur ne olur? Kısacası ekonomiyi ve siyaseti dışarıya duyarlı hale getiriyor. Aşırı küreselleşen dünyada bağımsız ekonomik ve siyasi karar almayı zorlaştırıyor. Öyle ki, artık FED başkanının kim olacağı üzerine tartışan yerli uzmanlara rastlıyoruz.

Böylesi etkisi olan sıcak para stoku ne kadardır acaba?

Benim tanımıma göre, Ağustos 2017 itibariyle 214,5 milyar dolar.
Aşağıdaki grafikte 1996-2017 arasındaki dönemde sıcak paranın milli gelire oranı yer alıyor. Görüldüğü gibi bu yıl bir rekor kırıldı. Oran ilk defa yüzde 25’in üstüne çıkıyor.

Yukarıdaki soruyu şimdi bir kez de şöyle soralım: Eğer bir risk algısı değişimi olursa, 214 milyar doların ne kadarı harekete geçebilir?

Hepsinin olmayacağı kesin. Yabancılar da bu gerçeğin bilincindeler. Dolayısıyla panik yaratan hareketlerden kaçınıyorlar. Bunun bir nedeni, artık dövizli işlemler için sigorta (hedge) yaptırmanın kolay olması. Bu sigortalar yatırımcıların zararlarını bir yere kadar kapsıyor. Ama hareketler beklenenden daha kısa sürede ve sert olursa o zaman sigorta da işe yaramıyor. Diğer bir deyimle, kurlardaki hareket ani ve kalıcı olursa etkisi büyüyor.

O zaman, bir ekonomide ne kadar az sıcak para olur ve hareketi ne kadar kısıtlı olursa olası etkisi o kadar az olur diyebiliriz.

Umarım önümüzdeki dönemde istihdam yaratan, ithal ikameci yeni fabrika kuran doğrudan yatırımcı daha çok döviz getirir ve sıcak paraya olan ihtiyaç azalır. Ekonomi biraz daha rahatlar.


2 yorum:

  1. Hocam; sıcak parayı sadece, aslen dövizde durması gerekirken yüksek getirili faiz ve borsadan faydalanmak için TL'de duranlar, olarak tanımlamak bence yeterli olmaz. Bir de, aslen TL'de olması gerekip de panik anında dövize dönme potansiyeli olanları da hesaba katmalıyız diye düşünüyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. sicak paranin tanimi icinde zaten sizin bahsettiginiz kesim var. Ama ulkemizdeki algi sadece yabanci menseyi olan fon olarak algilaniyor.Aslinda daha genis anlami risk hassasiyeyeti cok yuksek fon diyede tanimlanabilir. Bunu yerli yada yabanci fon diye ayirmak dogru olmaz.

      Sil