23 Ekim 2017

Bütçenin kapsama alanı dar

Her geçen gün daha da finansallaşan dünyada, yatırımcılar Türkiye’yi “trade market” (kısa vadeli pazar) olarak kabul ediyor. Dolayısıyla ekonomide her şeye kısa vadeli bakmak yaygın bir adet oldu.

Kimse kalkınmadan, yatırımdan, işsizlikten, gelir adaletinden, bütçenin yapısından bahsetmiyor. Örneğin sadece “bütçe açığı” konuşuluyor. Ama kamu işlemlerinin ne kadarının bütçede göründüğünden, bütçe dışında kalan devlet harcamalarının ne kadar büyük olduğuna önem veren yok.

Oysa bütçe açığının neden ve sonuçlarını, mali disiplinin sürdürülebilir olup olmadığı anlamak için öncelikle bütçe dışında kalan işlemlere bakmak lazım. Çünkü bütçe dışı işlemler normal zamanda pek dert yaratmazlar. Ama kriz çıkınca diğer sorunların yanı sıra bir de bunlarla uğraşmak gerekir. Buna en güzel örnek 2001 Krizi sırasında ortaya çıkan kamu bankalarının görev zararlarıdır.

Şimdi kamu bankalarında “zarar görevi” uygulaması kalmadı.

Ama başka bütçe dışı işlemler var.

Görev zararı uygulaması KİT’ler için devam ediyor. Kömür yardımları için TKİ ve TTK’ya, ulaştırma için TCDD’ye, tahıl destekleme alımları için TMO’ya görev zararı ödemesi yapılıyor.

Bütçe dışı işlemlerin en büyüğü Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri için verilen garantiler. Bildiğiniz gibi havaalanı, köprü, hastane, nükleer santral projelerine yolcu/geçiş/hasta/alım garantileri veriliyor.

Dahası Cumhuriyet tarihinde ilk defa, sözleşmelerde belirtilen koşullar ortaya çıkarsa, Hazine KÖİ projeleri için özel sektörün aldığı dış borçları da üstlenecek.
Bir de eskisi gibi devam eden KİT’ler ve belediyelerin aldıkları dış borçlar için verilen Hazine garantileri var. Alınan borcu onlar ödeyemezse devlet ödüyor.

Gelirlerinin önemli bir kısmını bütçeden almasına rağmen, TOKİ’nin yatırımları ve diğer harcamaları bütçeden izlenmiyor. Orada biriken müteahhit borçları olduğu konuşuluyor.

Diğerlerinin yanında küçük kalan bir bütçe dışı işlem de TETAŞ’ın sokak aydınlatmaları için üstlendiği harcamalar. Dağıtım işi özelleşince belediyelerin yapması gereken bu ödeme dönüp dolaşıp TETAŞ’a yüklendi. KİT zarar edince o da bir şekilde Hazine’den alacak.

Son dönemin üç yeni büyük bütçe dışı işlemden biri Kredi Garanti Fonu (KGF). 200 milyar liraya yaklaşan banka kredisine Hazine KGF üzerinden garanti verdi. Eğer geri ödeme sorunu olursa, toplamın yüzde 10’na kadarını, bankalara KGF aracılığıyla bütçeden ödeyeceğini duyurdu.

İkincisi Türkiye Varlık Fonu (TVF). Kurulurken stratejik yatırımlara kaynak yaratıp destek olacağı düşünülen TVF, son Torba Yasadaki değişiklikle, Hazine’den kaynak alan kurum haline dönüştü.

En önemlisi bu işlem yapılırken TVF, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamına alınmadı. Onun yerine 4749 sayılı Kamu Finansmanın ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunu ile ilişkilendirildi. Aradaki fark basit: İlki olsaydı gelir ve harcamaları bütçeyle ilişkilendirilecek ve Sayıştay denetimine tabi olacaktı. Şimdi Hazine’den kaynak alan ama tamamen bütçe dışında kalan bir kurum olarak çalışacak. Hazine, aldığı borcun bir kısmını gerektiğinde TVF’na aktaracak. Ama Fonun aldığı borçlardan ve/veya kaynaklarının kullanımından haberdar olmayacak.

Son örnek olarak bütçeye konan ödenek üstü harcama yetkisine değineyim. Maliye Bakanı gerektiği hallerde, toplam bütçe harcamalarının yüzde 10’u kadar fazla harcama yapabiliyor. Böylesi harcamaların arkasında daha önce bütçeye dahil edilmemiş müteahhit borçları, KDV iadeleri ile SGK’nın özel hastanelere borçları gibi kamu borçları bulunuyor.

Bu konular dikkate alınmayınca sağlıklı tahlil de yapılamıyor. Örneğin bu yıl, yukarıdaki işlemlerin etkisiyle, yılbaşında 47 milyar lira olarak tahmin edilenden açığın 62 milyar liraya çıkacağı öngörülüyor.


Bütün bu işlemler bütçe dışında devam ederken, ekonomiye en fazla 6 ay vade ile bakanlar, “çattı pattı bütçe açığı kaç attı?” türü tartışmalar yapıyorlar.

22 yorum:

  1. Mahfi Eğilmez sayesinde gördüm. Takip edeceğim . Emeğinize , beyninize sağlık.

    YanıtlayınSil
  2. Mahfi Eğilmez üstadın yorumu ile tanıştım sizinle. Kaleminize , beyninize sağlık. Teşekkürlerimle . CENK SUNGUR

    YanıtlayınSil
  3. Yazılarını okuyorum. Selamlar. Refair

    YanıtlayınSil
  4. Valla hocam,hokkabazlık,kalpazanlık bir yere kadar.Bu işlerin üstadı yunanlılar bile ilanihaye sürdüremediler.Dürüstlük,iyi niyet ve şeffaflık mali işlerin abc'si.

    YanıtlayınSil
  5. siz ve sizin gibiler sayesinde bilgi sahibi oluyoruz.çok çok teşekkürler. Allah razı olsun.

    YanıtlayınSil
  6. Kalkınma yatırım işsizlik gelir adaleti kimsenin umrunda değil.Onların ne bileyim oy dertleri var her şeyi gül pembe gösterme huyları var kriz olsada birşey değişmez kriz geldi ama biz bunun üstesinden geliriz krizde neymiş derler kısa vadeli düşünür bütün siyasetçiler kimse gerçekten yatırım yapalım 50 sene sonra kalkınırız demiyor neden sonucu 50 sene sonra olursa oy alamaz ne diyelim gelir adaletsizliği varken başka şeylerden bahsetmeyin hiç ilgi çekici gelmiyorsunuz.

    YanıtlayınSil
  7. Yazilarinizi duzenli takip ediyorum. Biz genclere farkli bakis acisi sagliyor ve bize yansitilan sanal durumun arkasindaki gercegi gormemize yardimci oluyorsunuz. Emekleriniz icin tesekkurler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yararlı olabiliyorsam ne mutlu bana. İlginize çok teşekkürler.

      Sil
  8. Büyük keyifle takip ediyorum.Çok şey öğrendim sizden.sağolun

    YanıtlayınSil
  9. Selamlar sizlere bir kaç sorum olacak
    Kamu özel işbirliği projeleri için verilen garantiler ile hükümet neyi amaçlıyor olabilir ?
    Bütçe dışında kalan devlet harcamalarının bu kadar kontrolsüz olmasının sebebi nedir ?
    Türkiye varlık fonunun sayıştay kontrolünden çıkartan torba yasayla hedeflenen nedir ?

    Teşekkürler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. KÖİ projeleri için gerekli finansmanı sağlayan bankalar garantiler olmadan kredi vermiyorlar.
      Bütçe dışında kalmasının nedeni biraz rahat hareket edebilmek biraz da bütçe açığını küçük göstermek.
      TVF'nun Sayıştay denetimine tabi olmaması eski bir uygulama. Teknik bir amacı yok. Siyasi birtercih.

      Sil
  10. Gayet güzel bir yazı.ekonomik durumu net gostermissiniz hocam

    YanıtlayınSil
  11. Hocam saygılar. KİT'lerin görev zararı geçmiş döneme göre neredeyse sıfıra indiği halde nasıl hala bütçe açığı konusu olabiliyor?

    YanıtlayınSil
  12. AÇIĞIN TEK NEDENİ GÖREV ZARARLARI DEĞİL. DİĞER ETKENLER ÖNE ÇIKIYOR.

    YanıtlayınSil
  13. Hakan bey, bankalarda görev zararı diye bir şey kalmadı demişsiniz ama KGF kapsamında geri dönmeyen krediler nedeniyle kamunun üstlenebileceği zarar da bir nevi görev zararı olmuyor mu? bankacılar siyasi baskı altında olmasa 2001 krizi öncesi daha ihtiyatlı olurlardı. benzer şekilde KGF olmasa TL kredilerdeki büyüme yıllık %25'lere gelmezdi diye düşünüyorum.

    YanıtlayınSil
  14. devletin yaptigi harcamalarin kaynaklari
    hazine + merkez bankasi + ?
    butce acigi hesaplanirken bu kaynaklarin harcamalari/gelirleri
    hesaba (katilan / katilmayan ) orani belirlimi?
    denetime (tabi/tabi olmayayan) orani ve kalemleri?

    soru isaretleri nin bir kismi ni yukaridaki makaleden anlasiliyor
    ama sanirim genede bazi soru isaretleri hala butce acigi gibi belirsiz

    YanıtlayınSil
  15. TCMB den kaynak yok. Yasal olarak engel var. Vergiler ve vergi dışı gelirler (Özelleştirme, 2B satışaları vb) dışında gelir yok. Bütçede bunların hepsi tahmin olarak yer alıyor.

    YanıtlayınSil