14 Ağustos 2016

32 trilyon dolarlık açık ve imam (FED) cemaat (GOP) ilişkisi

İki rapor ile başlayayım.
İlki Amerikan sosyal güvenlik sisteminin geleceğini inceleyen “Social Security and Medicare Boards of Trustees” raporu. Üyeleri arasında ABD Hazine, Çalışma ve Sağlık Bakanlarının da bulunduğu komitenin hazırladığı rapor sistemin geleceğine yönelik önemli sonuçlar içeriyor. ABD emeklilik ve sağlık sisteminin geleceği konusunda hiç güzel haberler vermiyor. (ABD emeklilik sisteminin bireysel emeklilik fonlarına dayalı olduğunu unutmayın lütfen.)
Rapor göre, 2019 yılına kadar sistemin gelirleri giderlerinden fazla. Yani sorun yok. Bu tarihten 2030’lu yıllara kadar sistem, varlıklarının gelirleriyle idare ediliyor. Ancak hemen, yeni seçilen başkan döneminde, radikal önlemler alınmazsa, sistem ileride açık vermeye başlıyor. Ve bu yüz yılın sonuna doğru açık miktarı, belirli varsayımlara göre, bugünün parasıyla 32 trilyon dolara ulaşıyor.
Süre size çok uzak gelebilir. Haklısınız. Ancak unutmayın, 2019 sonrasındaki gelirlerin sisteme katkı sağlaması için, bireysel emeklilik fonlarının çoğunun yatırıldığı ABD tahvillerinin getirilerinin pozitif olması gerekiyor.
Bugün dünya tahvil piyasasında yaklaşık 10 trilyon dolarlık kağıt negatif faiz geliri elde edebiliyor. Yani yatırımcılar, tahvil sahiplerinden gelir elde etmiyor, onlara para ödüyorlar. Bunun nedeni büyük merkez bankalarının parasal genişleme politikaları.
Burada ikinci rapora göz atalım.
BIS (Basel International Settlements) ekonomistleri Peter Hördahl, Jhuvesh Sobrun ve Philip Turner’ın geçen hafta yayımlanan raporlarına göre, dünyada ve dolayısıyla gelişmekte olan piyasalarda (GOP) faizler iç dengelere göre belirlenemiyor.
Uzmanlar, bilinen bir gerçeği modellere dayalı çalışmalarında ele almışlar. Çalışmada, Brezilya, Şili, Kolombiya, Endonezya, G. Kore, Malezya, Meksika, Filipinler, Polonya, Güney Afrika, Tayland ve  Türkiye para ve sermaye piyasaları incelenmiş.
Sonuç şu: FED faizleri 100 baz puan artırınca, gelişmiş ekonomilerde faizler 79 baz puan, GOP ülkelerdeki faizler ise 69 baz puan yukarı çıkıyor.
Diğer bir deyimle, dünya ekonomisi o derece dolarize olmuş ki, herkes dünya imamı FED’e göre pozisyon almak zorunda kalıyor. Gelişmiş ekonomilerin ABD ile karşılıklı ekonomik ilişkileri anlaşılabilir.
Gelelim ABD emeklilik sisteminin getirileri ile FED faizi ve bizim gibi, dışa bağımlı, döviz açığı veren ekonomilerin faizlerine.
Bilindiği gibi son günlerde bizim piyasalarda, TCMB’nin katkılarıyla, bir faiz indirimi furyası başladı. Sürdürülebilmesi halinde, ekonominin geleceği açısından çok olumlu bir gelişme. Sürdürülebilmesi dış dengelere ve enflasyondaki gelişmelere bağlı. Enflasyonu yazımız konusu olmadığı için bir kenara koyalım.
Ama dış dengelerin, diğer GOP’larda olduğu gibi bizde de FED’in etkisinde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Özellikle 2009-2010 döneminden sonra oldukça hızlanan içeride dolarla borçlanmanın bir sonucu olan bu durumun çabuk değişmesi zor.
Eğer ivedilikle sıcak paranın akıllı yönetimi için adımlar atılmazsa, FED öncelikle kendi ülkesinin ekonomik çıkarlarını korumak için faiz yükseltmeye başlayınca, bizim otoritelerimizin yapabilecekleri sınırlı.
Hatırlamakta yarar var. Kendi ülkesinde negatif getiri elde edebilen yatırımcılar, GOP ortalama yüzde 13, Türkiye’de yüzde 8 civarında gelir elde ederek emeklilerinin geleceğine katkı sağlıyorlar.

O halde bizim emeklilerimize veremediğimiz parayı, Amerikan emeklisine vermenin ne alemi var? Akılcı önlemler almak gerekmez mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme