9 Mart 2015

Piyasalarda heyecan yüksek TCMB bir karar vermeli

Eveet. Geldik yine dalgalı günlere.

Tam “Dağlarına bahar gelmiş memleketimin” türküsünü söyleyeceğimiz günlerdeyiz. Çiğdemler bu sene inanılmaz güzel. Her yer sapsarı.

Ama ekonomide havayı kara bulutlar kapladı. Dolar aldı başını gidiyor. Bankaların likidite ihtiyacını gösteren Merkez Bankası’nın net piyasa fonlama miktarı 61,2 milyar lirayı geçti. Hatırlamakta yarar var. Bu miktar, FED’in parasal sıkılaştırma kararını açıkladığı Haziran 2013 tarihinde 30 milyar liradan azdı.

Yanı sıra, CDS’ler (yabancıların risk algılama göstergesi) 110’lu seviyelerden 210’lu düzeylere çıktı. Dahası Citibank, Akbank’taki hisselerini zararla satarak ortaklığını bitirdi. İhracat ve sanayi üretimi verilerinde düşüşler yaşanıyor. İstihdam verilerinde tanım değişikliği yapılarak işsizlik artışının boyutu gizlendi. Bütçe içi göstergeler şimdilik iyi ama bütçe dışında neler oluyor, ne kadar risk birikiyor tam olarak bilen yok.


Aslında FED’in faiz yükselteceği beklentisi olmasa piyasalar bu kadar tepki vermezdi. Seçimlerin sonucunu beklerdi. Faiz yükselince, bizdeki sıcak paranın yerinde durmayacağı biliniyordu. Bir anlamda imam ile cemaat arasındaki ilişkiyi hatırlatan durum söz konusuydu. Normal olan, FED faiz artırırken sıcak paraya boğulmuş bir ekonominin merkez bankasının bağırsaklarına hâkim olmasıydı.

Ancak durum tam bunun tersine bir gelişme izliyor.

Siyasilerin Merkez Bankası’na faiz indir baskısı her geçen gün artıyor. Ama hangi faiz? Politika faizi mi yoksa koridorun üst bandı mı? Siyasetçi artık politika faizindeki indirimleri yeterli bulmuyor. Yanı sıra koridorun üst bandını da dikkatle izliyor. Kendi açısından haklı ve mantıklı bir yaklaşım.

Burada yanlış TCMB’nin. Şimdiye kadar, piyasaya üst bant, politikacıya politika faizi söylemiyle idare ettiler. Ama işler artık sıkıştı. Böylesi karmaşık, anlaşılması zor tekniklere son vermek lazım. Doğrudan kısa vadeli politika faizi gibi basit ve hepimizin kolayca anlayabileyeceği bir politika seçeneğine geçmekte büyük yarar var. Böylelikle fiyatlama kararı alan ekonomik ajanlar da rahatlayacak ve TCMB’nin ne demek istediğini daha kolay anlayacaklar. Kendi fiyatlama kararlarını alırken, Merkez Bankası’na bakarak karar vereceklerdir. Böylelikle Banka beklentileri daha sağlıklı yönetebilecek ve kredibilitesi yükselecektir.

Bu arada eğer gerekiyorsa, gıda ve enerji fiyatlarını etkileyemeyen Banka, enflasyon hedeflemesinde TÜFE’yi değil çekirdek endekslerden birisini de hedef olarak seçebilir. Bunlar için çok geç sayılmaz. Daha yılın başındayız.

Böylesi yapısal kararlar yerine dolar depolarında uygulanan faizleri düşürmek, piyasaları sakinleştirmekte bir yere kadar etkin olur. Dahası seçimler arifesinde sık sık siyasi istikrar demeçleri vererek yabancıların risk algılarını değiştirmek de çok kolay olmayacak.

Çünkü Türk tipi başkanlık gündemli bir seçimde, başbakan ile siyasi hayatı üç dönem kuralı nedeniyle bitecek olan başbakan yardımcısının vereceği mesajlar piyasayı ikna etmek için yeterli olmuyor. Piyasalar bunların yerine, uzun zamandır ağızlarda pelesenk olan yapısal reformlar konusunda bir şeyler duymak istiyorlar.
Örneğin, sıcak paranın akılcı yönetimi, kayıt dışılıkla mücadele ve hükümetlerin ekonomiye günlük müdahalesini minimize edecek reformlara yönelik işaretler görmek istiyorlar.


Umut fakirin ekmeği. Beklemekten başka elimizden ne gelir ki?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme