18 Mart 2015

TL Dolar maçının sonucu ne olur?

Türk Lirasının Dolara karşı verdiği mücadeleyi basitleştirerek anlatabilmek için bir futbol maçı örneği vermeye çalışacağım. Ne kadar tehlikeli bir iş yaptığımın farkındayım. Böylesine ciddi ve karmaşık bir konuda metafor yapmak hiç kolay değildir. Ama anlayışınıza sığınarak denemek istiyorum. Hatalarım ve eksiklerim olursa yardım edersiniz nasıl olsa.

Maça başlamadan önce takımları kısaca tanıtayım. Dolar, dünya şampiyonu bir takım. Hangi ülkeden hangi futbolcuyu almak istese birkaç günde transferi bitiyor. Alt yapısı güçlü, parası bol, taraftarı tüm dünyaya yayılmış.

TL ise bizim süper amatör ligde oynuyor. Kadrosu geniş ama dünya liglerinde oynayabilecek kalitede futbolcusu yok. Alta yapısı zayıf. Stadının standartları düşük, üstü açık. Döviz yağmuru yağınca sahada top oynamak zorlaşıyor.

TL kulübünün başkanı, patronu hükümet. Doğal olarak her maçı protokol tribününden seyrediyor. Teknik direktörü ise TC Merkez Bankası Başkanı. Aslında dolar için de durum aynı. Onun patronu Beyaz Saray’da oturuyor, teknik direktörü de FED Başkanı. Arada bir fark var. Karşı takımın patronu ikide bir tribünden bağırıp takıma taktik vermiyor. Bir söyleyeceği varsa usulü dâhilinde, genellikle arka odalarda konuşuyorlar.

Dört ana unsur


Bu tür döviz maçlarının taktikleri dört ana eksene oturtulur: Sermaye hareketlerinin (kambiyo) kontrolü, Uluslararası rezervler, Makro ihtiyati önlemler ve merkez bankasının politika faizleri.

Kambiyo kontrolü; patronun, hükümetlerin işidir. Olup olmayacağı kararını onlar verir. Eğer kontrol varsa, zaten çok güçlü olan döviz takımının hücumlarını savunmak kolaylaşır. Ancak çok sıkı kontrol olması durumunda da, eğer istenirse, yabancı oyuncu almak (dışarıdan kaynak getirmek) zorlaşır. Kambiyo rejiminin tamamen serbestleştirildiği durumlarda takımın defansı hiç yokmuş gibidir. Doların her hücumunu savuşturmak için diğer araçlara mahkûm kalınmaktadır. Kambiyo kontrolü olmayan durumlarda rakip sahada pres yapmak ta imkansızdır. Her hücumu kendi sahanda kabul etmek gerekir.

Defans bu kadar kötüyken orta sahaya bakalım. Orta sahanın defans ağırlıklı oyuncuları uluslararası döviz rezervleridir. Gerektiği durmalarda, piyasaya müdahale etmek, TL’yi korumak için alım veya satım yapılmak istendiğinde TCMB’nin kabiliyeti döviz rezervlerinin büyüklüğüyle sınırlıdır. Büyüklüğün ölçüsü miktar değildir, en azından üç aylık ithalat ve dış borç ödemelerinin toplamının rezervlere oranı önemlidir. Bugün Merkez Bankasının net 38 milyar dolar rezervi var. Oysa üç aylık yük 100 milyar dolar civarında. Yani yeterli değil.

Orta sahanın diğer bir bloku, daha çok hücum ağırlıklı oynayan bölümü makro ihtiyati önlemlerdir. Kredi karşılıları, vergilendirme, karşılık ayırma gibi işlemlerle aşırı döviz oynaklıklarının azaltılmasına yönelik işlemlerdir. Ancak sıcak paranın ekonomiyi bu kadar kapladığı bir ortamda ne kadar etkili olabileceği tartışma konusudur.

En son TL takımının yıldız oyuncusuna gelelim. Kısa vadeli faiz politikasına. Geçmişte birçok maçta güzel goller attığını biliyoruz. Her ne kadar attığı goller galibiyete yetmiyorsa da aslında etkili bir eleman. Etkisini azaltan etkenlerin başında yukarıda belirttiğim savunma hattının eksikliği var. Yanı sıra ekonomideki yapısal sorunlar da takımın döviz karşısındaki başarını etkiliyor.

Yine yapısal reformlar

Yapısal reformları takımın alt yapı sorunlarına benzetebiliriz. Yetersiz alt yapıdan yetişen futbolcuların da ne kadar başarılı olabileceğini biliyoruz. Sorunlara özetle değinip geçelim: Üretimi esas alan politika seçenekleri (rekabet + teşvik politikaları), sıcak paranın yönetilmesi, kayı dışılıkla mücadele (vergi + teşvik + mali disiplin politikaları), hükümetlerin günlük ekonomiye müdahalesini minimuma indirmek ( kamu ihale sistemi + bürokrasinin azaltılması).

Şimdi herkesin aklında “Ne olur bu doların hali?” sorusu var. Bana göre maçın galibi belli. Bizim takımın defansı çok zayıf. Öyle ki, ceza sahasının çevresindeki serbest vuruşta baraj kuracak savunma oyuncu yok gibi.

Dahası maçı kendi sahamızda oynadığımız sanıyoruz ama taraftarların büyük çoğunluğu rakip takımın yeşil formasını giymiş. Utandığı için tezahürat yapmıyorlar. Ama her gol atıldığında hemen ceplerini yokluyorlar. Diğer bir deyimle Merkez Bankası sahada yalnız, destekçisi yok. Başarı şansı çok sınırlı.


Olan benim kendi başına değerini korumaya çalışan Türk Lirama oluyor.

1 yorum:

  1. Sevgili Hakan kutluyorum.
    Konuyu futbolla özdeşleştirerek açıklaman gerçekten çok güzel.

    YanıtlayınSil