18 Kasım 2014

Genç işsizliği ve sosyal etkileri

Bugün dersten çıktım. Öğrencilerime anlattıklarımın ne kadar anlamlı olduğu bir kez daha düşündüm. Merkez Bankası önemliymiş, dünyada enflasyonla nasıl mücadele ediliyormuş. Bu konular onlar için ne kadar önemli? Bunları neden öğrenmek zorundalar?

İş bulma hayali


İşe girebilmek için. Hayalleri; parası bol, işyeri büyük şehirde olan, kariyer yapabilecekleri bir iş. Ama gerçeklerin de çok iyi farkındalar. İktisat fakültesini bitirip çağrı merkezlerinde, banka gişelerinde çalışan binlerce genç var. Uzun iş arayışlarının sonunda ekmek parası kazanabilmek, hayata bir yerden başlayabilmek için doğru bir karar almışlar, çalışıyorlar. Saygı duyulması gereken bir davranış.

Bir de liseyi, orta okulu bitirip “ne iş olsa yaparım” diyen milyonlarca genç var. Onların işi çok daha zor. Nereden başlayacaklarını bilemiyorlar. Çünkü meslekleri yok. Hayalleri bile çok kısıtlı. Sadece bir işleri olsa yetecek.

Bu şartlarda TÜİK’in açıkladığı iş gücü rakamlarının anlamı da kayboluyor. Yok efendim rakam çift haneye çıkmış. Eğer genç işsizliği yüzde 20’lere çıktıysa tek haneli olsa ne olur?

Sonra evde çalışan milyonlarca kadın, iş bulma ümidini yitiren milyondan fazla insan hesaba katılmadan yapılan hesaplamalar ne kadar gerçekçi? Efendim Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) bu tanımı kullanıyormuş. Tamam da onların tuzu kuru. İsviçre’de Cenevre’de tanımlama yapmak kolay. O uzmanlar gelsin de Ankara’da, Malatya’da  bir üniversitenin son sınıfının dersliğine girip, gençlerin gözlerine bakıp tanımlarının anlamını savunsunlar da göreyim.

Ortak tanım kullanmak adına bir çok istisnalar yaratıp, işsiz tanımını daraltmanın kimseye faydası olmuyor. Sonunda iş bulamayan gençler yaşamak için bir şeyler yapmak zorundalar.

Büyüme sorunsalı

İşte burada dünyanın bugün yaşadığı en etkin ekonomik sorun karşımıza çıkıyor: Büyümek. Hem de istihdam yaratarak büyümek. Nasıl olacak? Biraz iktisat okumuş, bu işlerle ilgilenen akademisyeni, bürokratı, siyasetçisi hepimizin öncelikli görevi bu olmalı. İşi gücü bırakıp bu konuya odaklanmak lazım.

Dünyada, G20 toplantılarında ele alınış tarzıyla olayın farkındalığının artığını söyleyebiliriz. OECD, İLO ve diğer uluslararası kuruluşlar büyüme alanında arayışlarını sürdürüyorlar.

İşleri kolay değil. Para politikası Küresel Krizin ateşini kısmen söndürdü. Ama yeterli olmadığı artık genel kabul gören bir görüş. Maliye politikası araçlarına ihtiyaç var. Onların da eli, kolu aşırı borçlu oldukları için bağlı. Buna en son örnek Japonya. Abenomiks uygulaması ile trilyonlarca Yen piyasaya verilmesine rağmen ekonomi tekrar resesyona girdi. Kamu borçları milli gelirin yüzde 200’lerini aştığı için o taraftan da büyümeye yardım gelmiyor.

Benzeri bir durum Avrupa’da yaşanıyor. Dahası eğer işler böyle giderse, Rusya ve diğer yükselen piyasa ekonomileri de derinleşen sorunlarla karşılaşacaklar.


Anlayacağınız işsizlik hem dünyada hem de bizde kısa vadede ortadan kalkacakmış gibi görünmüyor. Gençlere sabır dilemek te pek içimden gelmiyor. Ama ne yazık ki, şimdilik elimden tek gelen şey bu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme