4 Kasım 2014

Bütçede yapısal dengeler bozuluyor

Önce bir hatırlatma yapayım. Maliye politikasında önemli olan bütçe dengesidir. Yani bütçe gelirleri ile giderleri arasındaki farktır. Eğer giderler gelirlerden fazla ise malum sonuç ortaya çıkar: Bütçe açığı ve onun sonucu da kamu borçlanması olur.
Borç takip edilirken esas olan anaparadaki değişimdir. Çünkü kamu borç stoku = anaparadır. Eğer bir yılda kamu borcunun anaparasında artış varsa stok büyüyor demektir.

Diğer bir deyimle faiz ödemelerindeki değişim stoku tanımsal olarak etkilemez. Öte yandan eğer bütçede o yıl ödenecek olan faiz kadar faiz dışı fazla (FDF) verilirse, Hazine sadece anapara ödemesi kadar yeni borç alır ve stok sabit kalır. Ama faiz dışı fazla o yılın faiz ödemesi kadar olmaz ve kamu faizleri ödemek için de borçlanmak zorunda kalırsa ve stok artar.
Bu nedenle kamu borç sorunu olan ekonomilerde asıl izlenmesi gereken bütçe göstergesi klasik bütçe açığı değil, faiz dışı dengedir. Onun tanımı da basittir:  Gelirler – faiz dışı harcamalar.


IMF tanımlı FDF

1990’lı yıllarda IMF bu tanımın gelir tarafını biraz değiştirdi. Türkiye 2001 Programıyla IMF tanımlı FDF tanımıyla tanıştı. Aslında klasik tanımla arasındaki fark basit. Bir defalık gelirler toplam bütçe gelirlerinden çıkarılıyor. Özelleştirme, 2B Arazi satış gelirleri, vergi aflarından gelen paralar gibi. Bundan amaç bütçenin yapısal, sürdürülebilir gelirlerini tanımlamak. Dolayısıyla harcamalarla bağını kurup eğer harcamalar kısılamıyorsa, kamu borcunun ileride artma olasılığının olduğuna dikkat çekmek.

Aşağıdaki grafik 2004-20014 yılları arasındaki 11 yıllık dönemde Ocak-Eylül aylarındaki IMF tanımlı faiz dışı dengedeki gelişmeleri gösteriyor.
Dikkatinizi çekmiştir. 2009 öncesi ve sonrası iki farklı resim var. Öncesinde ortalama yaklaşık 22 milyar liralık bir FDF düzeyi yakalanmış. Bu bağlamda Hazine borç stokundaki artış yavaşlamış.

Ancak 2009 Krizi sonrası dönem için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Son beş yıllık dönemin ortalaması 9 milyar lira seviyelerine düşmüş. Bu azalma borç stokunun artması anlamına gelmiyor. Bir defalık gelirler sayesinde klasik faiz dışı fazla yine de az değil.

Şimdilik idare eder. Ama ileride?

Fakat bu resim bize önümüzdeki yıllarda borç stokunun büyümemesi için ya sürekli geçici gelirler yaratılması ya da artık kapsamlı bir vergi ve harcama reformunun geciktirilmemesi gerektiğini çok açık ve net gösteriyor.

“Ne vergisi ekonomide yaprak kımıldamazken, büyüme yüzde 3’lü rakamlara inmişken daha fazla vergi nereden alınacak?” mı dediniz? Haklısınız. O zaman harcamalara bakalım. Kamuda şaşaayı, lüksü çoğaltan her türlü harcama kısılamaz mı? Sırf oy verecek diye insanlara yattığı yerde yeşil kart verilmese olmaz mı? Devlete vergi ve sigorta borcu olan şirkete kamu olanakları sıfırlansa nasıl olur? Örnekler çoğaltılabilir.


Artık sizde sıkıldınız, ama yine de yazacağım. Bu ve benzeri yapısal önlemleri ivedilikle almaz, bol keseden seçim vaatleriyle önümüzdeki seçim dönemini geçirirsek çocuklarımıza bırakacağımız borç miktarı birkaç yüz milyar lira daha çoğalır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme