22 Kasım 2014

AB-ABD ticaret görüşmeleri dünya dengelerini değiştirirken Türkiye

Tarih bize dünya savaşlarının en önemli nedeninin ticari paylaşım olduğunu öğretmiştir. Emperyalistler dünya kaynaklarını olabildiğince sömürürken, biraz palazlanan yeni güçler pay isteyince ortalık karışmıştır. Her büyük savaşın sonrasında, galiplerin dizayn ettiği yeni bir ekonomik düzen kurulmuştur.

Sovyetlerden sonrası

Buna pek uymayan bir örnek Uruguay Raund Ticaret Müzakereleridir. Sovyetler Birliği’nin savaşsız yıkılmasıyla dünyada yeni bir denge kurulmuştur. Yeni dönemin ticari dengeleri Dünya Ticaret Örgütü kontrolüne bırakılmış, küreselleşme hızla yayılmıştır.

1990’lı yılların başında, Birleşmiş Milletler Cenevre Daimi Temsilciliğinde görevliydim. Uruguay Raund Ticaret Müzakerelerini izlemek ve bazı görüşmelere katılma şansım oldu.

Ticaretin diğer konulardan ne kadar farklı olduğunu yaşayarak gördüm. Her konuda ülkeler arasındaki ittifakları görmek ve anlamak mümkündür. Ticaret müzakerelerinde kim kimin dostudur, düşmanıdır konuya göre değişir. Tarım konusu görüşülürken düşman olan AB ile ABD, fikri mülkiyet hakları görüşülürken dost oluverirler.

Yeni düzene doğru


Zengin ülkeler yeni ticari düzen için, adını Doha Raund koydukları bir müzakere dizisi başlattılar. Kasım 2001 ‘den beri çeşitli toplantılar yapıyorlar. Tarım, fikri mülkiyetin korunması, çevre ve işgücü piyasaları gibi bazı konularda zenginlerle fakirler anlaşamıyor. Büyük fikir ayrılıkları var. Her zaman olduğu gibi, Kuzey yarım küredeki zenginler yükü fakirlerin üstüne yıkma gayreti içindeler.

Ancak son küresel kriz, Atlantik’in iki kıyısını da derinden etkiledi. Krizin yükünü dünyaya yaymak için klasik savaşlar çıkarmak eskisi kadar kolay değil. Öte yandan az gelişmişler de uluslararası müzakereleri öğrendiler. Eskisi kadar cahil değiller. Geçmişte Hindistan ve Mısır’ın önderlik ettiği G77’ye artık Çin ve Rusya gibi iki dev katıldı. Yanı sıra yükselen piyasa ekonomilerinin dünya ticaretindeki payı oldukça arttı. Onları ikna etmeden karar almak da kolay değil.

Bu ve diğer gerçeklerin farkında olan ABD ve AB, TTIP (Transatlantik Trade and Investment Partnership – Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı) görüşmelerini başlattılar. Uzmanların yaptığı hesaplara göre, en geç 2016 içinde sonuçlanması beklenen görüşmeler iki yakanın ekonomilerine yüzde 3 ila 9 arasında olumlu katkı sağlayacakmış.

Bizi dışlarlarsa

İşin en ilginç yanı AB ile gümrük birliği olan Türkiye’nin bu anlaşmanı  neresinde olduğunu kimse bilmiyor. Görüşen taraflar, sonra bakarız yaklaşımı sergiliyorlar. Bizim bakanlarımız ise, anlaşmanın dışında kalmanın ne demek olduğunun farkındalar ve özellikle Avrupa tarafını Gümrük Birliğinden çıkmakla tehdit ederek, uyarmaya çalışıyorlar.

Gümrük Birliğinin ekonomiye katkısı ayrı bir tartışma konusu. Ancak TTIP imzalanır ve biz dışında kalırsak ekonomik sonucu daha fazla ticaret açığı ve işsizlik olacak. Bir de Gümrük Birliği’nden çıkarsak ekonomik dengelerin daha da bozulacağı mutlak bir sonuç. En basit sonuç zaten sorunlu olan işsizliğin daha da artması olacak. Gerisini siz düşünün.

Ama nedense ne medya ne de siyaset kurumu bu konuya gereği kadar önem vermiyor. İçeride Dersim, PKK, paralel yapı ve yolsuzluk; dışarda ise İŞID, Suriye, Kudüs, Amerika’nın keşfi gibi konularla uyutuluyoruz.  Bu arada birileri malı götürüyor.


Bu konu en büyük yapısal reform. Uyanmanın ve Avrupa’ya yönelmenin zamanı. Geç kalırsak yaya kalırız.

2 yorum:

  1. Hakancım teşhisin çok yerinde.Sen bunları söylerken birileri fert başına milli geliri 12.000 dolara(kağıt üzerinde) çıkartmaya çalışıyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. SEÇIMLER YAKLAŞIYOR. SEÇMENE BIR BÜYÜME HIKAYESI LAZIMDI.

      Sil