2 Ekim 2014

Atılan her füze artan cari açık demektir

Kaç zamandır yazmayı düşündüğüm bir konu.

Silah sanayi, ordusunun mühimmatı çoğunlukla dışarıya bağlı bir ülkenin uluslararası veya bölgesel güç olabilmesi, söylenildiği kadar kolay değildir. Çünkü basıl her tetik çoğu zaman cari açığa negatif etki yaratır.

Düşünsenize, bir F16 pilotu için asıl olan verilen hedefi vurmak, verilen görevi yerine getirmek olmak durumundadır. Onun için kaç füze atılmış, kaç mermi boşa gitmiş, maliyeti ne kadarmış gibi hesaplar akla ziyan konulardır. Böyle olmak zorundadır. Çünkü savaş maliyet hesabı yapılarak kazanılmaz. Başladın mı canını verene kadar mücadele edeceksin. Hele ülkeni savunmak için verdiğin haklı bir mücadelenin içerisindeysen asıl olan kazanmaktır. Her şeyinle kazanmak için savaşacaksın.

Ama savaş doğrudan senin savaşın değilse, çok haklı bir savaş değilse ne olacak? Sadece bölgede güç olacağız, sözümüz daha fazla geçecek gibi nedenlerle girilen sıcak mücadelenin siyasi etkilerini bir yana koyabilirsek, ekonomik sorunları çok önemli sonuçlar yaratır.

Operasyonun ABD’ye etkisi


Dünkü Hürriyet’te yer alan bir habere göre IŞID’e karşı başlatılan harekatın “Amerika’ya aylık maliyeti 350 ile 570 milyon dolar” civarındaymış. Rakamlar öyle sıradan değil. Örneğin atılan her Tomahawk füzesinin maliyeti 1,1 milyon dolar. Uçaklara yüklenen cephanenin maliyeti 1,5 milyon dolardan fazlaymış.

Amerika için bu harcamanın siyasi getirilerinin hesaplanmasını dış politika uzmanlarına bırakalım.

Ama ekonomik maliyeti, onlar için çok büyük değil. Milli geliri 16 trilyon dolar bir ekonomide bir milyar dolar para harcanmış ne yazar. Hem de harcanan para, büyük oranda kendi ekonomilerine katkı yaratıyorsa. Amerika’nın silah sanayiin çalışıyor, üretiyor, istihdam edilene ücret veriyor. Dolayısıyla kendi ekonomileri büyüyor. Belki bütçe açıkları biraz büyüyor. Olsun en fazla FED kaynakları biraz daha bütçeye aktarılır, enflasyon azıcık artar. Ama iş bulanlar çoğaldığı çoğunluk daha mutlu olur.

Bize etkisi

Aynı şeyleri bizim için söylemek oldukça zor.

Bizim ordumuz aynı operasyonu yapmaya kalksa, olayın ekonomik tarafı sadece bütçede ve enflasyonda hissedilmez. İşin bir de silah, mühimmat, petrol ve yedek parça ithalatı gibi etkileri olacak. Bu ithalatları çoğunlukla, başta ABD olmak üzere NATO ülkelerinden yapacağız. Onların fabrikaları çalışacak, işçileri kazanacak, devlet daha çok vergi alabilecek.

Ama Türkiye’nin cari açığı biraz daha büyüyecek. Yıllık döviz ihtiyacımız 220 milyar dolar düzeyinden yukarıya doğru tırmanmaya başlayacak.

Bu ne biçim bakış açısı?

Biliyorum bazılarınız hemen; “İyi ki sen artık Hazine’de değilsin. Senin gibi dar kafalılar yüzünden bu ülke sınırlarına hapsedildi. Bölgesel güç olamadı” diyerek tepki gösterecekler. Olaya sadece siyasi açıdan, dar kalıplı ideolojik ve tek yanlı bakınca belki, ama belki, böyle görünebilir.

Ancak. Her savaşın bir ekonomik maliyeti olduğunu unutmamak gerek. Hem de öyle sıradan bir maliyetten bahsetmiyoruz. Bunu I. Ve II. Dünya Savaşı’nı yaşayan Almanlara sorabilirsiniz.

Bir savaşın maliyetine katlanmak, ülkenin onlarca yılını dışarıdan borç alarak geçirmek demektir. Çoğu zaman borçlandığın ülkelere karşı kişilikli dış politika uygulayamamak demektir. Bu nedenle bir savaşın ülke savunmasını, bağımsızlığını esas alan haklı bir savaş olması gerekir. O zaman her türlü maliyete katlanılır. Değil döviz, cari açık, kaybedilecek gencecik canların bile hesabı yapılmaz.


Aynen Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme