5 Ekim 2014

Gelişme yolundaki piyasalarda fon sıkıntısı artacak

IIF (Uluslararası Finans Enstitüsü) Washington merkezli bir kuruluş. Enstitü, dünya çapında iş yapan bankaların fonladığı, daha çok IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlardan ayrılan uzmanların çalıştığı bir yapı. Çalışmaları, bizim de içinde bulunduğumuz yükselen piyasa ekonomilerinde (YPE - emerging markets) yoğunlaşıyor. Nedeni basit. Uluslararası dev bankalar en güzel getiriyi YPE’lerde kazanıyorlar.

Yeni kaynak girişi durmak üzere

Enstitü her yıl YPE’lere gelen fonlar hakkındaki verileri toplar ve yayımlar. Aşağıdaki grafikte, 2 Ekim’de yayımlanan rapordan alınan ve 1997-2015 arasında gelişme yolundaki ülke ekonomilerine akan fonların dağılımı ve toplamı görülüyor. (Doğal olarak 2014 ve 2015 verileri tahmin.


Benim ulaşabildiğim veriler 1997 yılından başlıyor. O yıllarda 250-300 milyar dolar olan yıllık fon akımı, 2001 Krizinde 100 milyar dolarlar düzeyine düşüyor. Ardından 2008 Büyük Küresel Krizine kadar gittikçe hızlanan bir artış eğilimi göze çarpıyor.  YPE’lerin gelen para 2007 yılında toplam 1,3 trilyon doları aşıyor. Krizde 700 milyar dolarlara düşen yıllık akım, FED ve diğer merkez bankalarının piyasaları dövize boğmasıyla tekrar 1,1 trilyon doları aşıyor.

Ancak grafikten de görüldüğü gibi artış durmuş. YPE’lere giden toplam fon akımı, 2014 yılında 1,201 milyar dolar, gelecek yıl ise 1,207 milyar dolar olacakmış. Yani artış yok.

Bu işin genel görüntüsü. Veriler FED, İngiltere Merkez Bankası, Avrupa Merkez Bankası ile Japon Merkez Bankası’nın  son kararlarını içeriyor. Anlaşılan artık dünyada eski döviz bolluğu olmayacak.

Bizim bölgenin sorunu daha derin: Yeni portföy yatırımı olmayacak

Enstitü bu paraların bölgesel dağılımını da yayımlıyor. İçinde bulunduğumuz Doğu ve Merkezi Avrupa’ya, 2014 yılında sadece 84 milyar dolar para gelecek. Bu miktar geçen sene 208 milyar dolarmış. Büyük bir düşüşü var. Türkiye için çok önemli bir durum.

Düşüşün ana nedeni Rusya ve Ukrayna. Oralarda yaşanan siyasi sorunlar. Sevindirici durum kriz biraz olsun azaldığı için gelecek yıl bölgeye beklenen toplam döviz girişi 138 milyar dolar.

Toplamın yatırım enstrümanlarına göre dağılımı da  çok enteresan. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının toplamı 61 milyar dolar tahmin ediliyor.

Daha önemlisi, bölgedeki portföy yatırımları bu sene 11 milyar dolar azalırken seneye hiç artmıyor. İşte “zurnanın zırt dediği yer burası.” Neden? Çünkü biliyorsunuz, Türkiye artık çoğunluğu portföy yatırımı (hisse senedi ve tahvil) olan sıcak paraya bağımlı bir ekonomi. Tamam belki cari açık azalıyor, döviz ihtiyacı çoğalmıyor. Ama sıfırlanmıyor da? Yıllık 221-220 milyar dolar civarında yeni döviz girişine ihtiyaç var. O zaman bu kadar parayı nasıl, nereden ve ne maliyetle bulacağımız çok ama çok önemli.

Özetle, IIF’in çalışması gelecek yıl için çok iç açıcı bir resim sunmuyor. Arz sınırlanacağı için dövize ihtiyacı olan ülkeler arasındaki rekabetin artacağı anlaşılıyor. Umarım sadece faiz yükseltip, daha yüksek getiri sunarak yeteri kadar kaynak bulabiliriz. Ekonomik getiriler yetmezse işimiz politik tavizlere kalabilir.


Umarım kimse ekonomik önlemler dışındaki seçenekleri bir çözüm olarak görmez.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme