20 Ekim 2015

3. Havaalanının tüm finansman risklerini Hazine üstlenmiştir

Projenin teknik sorunlarını; ihale şartnamesinde sonradan yapılan değişikliklerin yasal ve idari sonuçlarını; ekolojik ve çevresel yüklerinin değerlendirmesini uzmanlarına bırakarak ben finansman ve diğer garantilere değineceğim.

Bir soruyla başlayayım.  Düşünün, bir gece yarısı evinizin kapısı çalınıyor. Heyecanla açıyorsunuz. Karşınızda 2 metre boyunda, belindeki silahın kabzası görünen “çam yarması bir zebella” duruyor. Size, yaşı kemale ermiş çocuğunuzun kendisine birkaç bin lira borcu olduğunu ve zamanında ödemediğini söylüyor. İlk cevap seçeneğiniz: “Çocuğum 18 yaşından büyük. Verdiği sözün yükünü kendi çeksin. Ben karışmam” İkinci seçeneğiniz ise: “Aman çocuğuma bir zarar vermeyin. Ben borç bulur yarın size öderim.”

Şimdi bakalım kamu ne cevap vermiş?

18 Ekim 2015

Yeni büyüme modeli derken

Ekonomiyi harekete geçiren, büyüten tüketim ve yatırım harcamalarıdır. Konuyu basit formülle açıklayalım: Para + Kredi = Toplam harcama (tüketim + yatırım).

Büyümek için devletin, şirketlerin ve hane halklarının tüketmesi ve yatırım yapması lazım. Ancak bu harcamalar devletin, şirketin ve ailenin kendi nakdiyle veya geliriyle yapılırsa başka, borç alınarak yapılırsa başka sonuçlar ortaya çıkar.

Harcamalarda çoğunlukla nakit kullanılması durumunda, ekonominin hızla büyümesi için reel gelirlerin de hızla artması gerekir. Reel gelir, enflasyondan arındırılmış gelirdir. Örneğin bir yılda enflasyon yüzde 10 artarken gelir yüzde 5 artıyorsa reel gelir azalıyor demektir. Diğer bir yaklaşımla, reel gelir; aynı parayla daha az mal ve hizmet satın alınabilmesini ifade eder. Ekonominin büyümesi için tam tersi, gelirlerin enflasyondan daha çok artması hedeflenir.

Ancak, özellikle 1990 yıllardan sonra, dünyada şirket hisselerinin artan oranda borsalara kote edilmesi, uluslararası rekabetin aşırı artması, teknoloji yoğun üretimin yaygınlaşması ve ucuz emeğin bollaşması sonucunda şirketler ücretleri gerektiğinden daha az artırdılar.

15 Ekim 2015

Uyarı: 1 Ocak piyasalar için çok önemli bir gün

1 Kasım seçimleri siyasi ve toplumsal olarak hayati öneme haiz. Sonuçları merakla ve heyecanla bekleniyor.

Bekleyenler sadece bizler, yurttaşlar değiliz. Hisse senedine ve devlet borçlanma senetlerine yatırım yapanlar da çok heyecanlılar.

Nedeni basit. Olayı basında ilk ele alan Dünya Gazetesi yazarı Dr. Bumin Doğrusöz. Bazı vergi kanunlarının geçici maddelerindeki 1 Ocak sendromunu çok güzel özetlemiş.

Eğer yeni bir kanun çıkmazsa, Gelir Vergisi Kanunun geçici 67. Maddesi, Kurumlar Vergisi Kanunun Geçici 2. Maddesi, Katma Değer Vergisi Kanunun geçici 17. ve 23. Maddeleri yılbaşından itibaren yürüklükten kalkacak.

Kalksın ne olur?

9 Ekim 2015

Şirketlerin aldığı döviz borçları yatırıma kullanılmamış

Başta IMF olmak üzere, birçok uluslararası kuruluşun yıllık raporlarında, yükselen piyasa ekonomilerindeki reel sektör şirketlerinin kullandığı dolar kredilerinin tehlikelerinden bahsediliyor.  

Artış çok hızlı. ABD dışındaki ülkelerde, reel sektöre dağıtılan dolar kredilerinin toplamı, 2010 yılının başında 6 trilyon dolar iken, Eylül 2014 itibariyle 9,2 trilyon dolara çıkmış. Dört buçuk yılda yüzde 50’yı geçen artış. Bu paranın kaynağı belli: FED’in parasal genişleme politikası.

Dünyada yaşanan bu değişime bizde her zamanki gibi balıklama dalmışız. Hükümet, 2009 yılında Kambiyo rejiminde radikal bir değişikliğe gitmiş. Yerel bankaların döviz kazancı olmayan şirketlere dövizle borç vermelerinin önünü açmış. Bir anlamda tabut hazırlanmış.