27 Ağustos 2015

Kur artışı kamu borç stokunu da olumsuz etkiliyor

Hazine 2015 yılının ilk altı aylık borç stoku verilerini yayınladı. Kısa özet şu: Çok endişe edilecek bir değişim yok.

Ancak hatırlamakta büyük yarar var: Kamu yatırımları başta olmak üzere birçok harcama bütçe dışına çıkarıldığı için bütçe açığı çok artmayınca sonuç böyle oluyor. Diğer bir deyimle, kamu borç stokundaki artış, kamunun gerçek borç yükünü göstermekten gittikçe uzaklaşıyor. Çünkü, hazine garantileri, borç üstlenim anlaşmaları gibi 120 milyar liradan fazla tutara ulaşan koşullu yükümlülükler bu rakamlara dahil değil.

Yine de rakamlara biraz daha yakından bakmak gerekiyor. Tablo kullanıp sizleri rakamlara boğmak istemiyorum.


Tablo 1: Artış


Yılın ilk altı ayında borç stoku 39 milyar lira artmış. Hazine’nin borçlarının, geçen yılın tamamında 26 milyar lira çoğaldığı gerçeği, konuya biraz daha yakından bakma ihtiyacını ortaya çıkarıyor. Altı aylık artış neden bu kadar fazla?

Tablo 2.


Sorunun cevabı basit aslında. Önceki yıllara göre hızlanan artışın arkasındaki ana neden dolar kuru. Görüldüğü gibi, stoku TL bölümü de önceki yılların toplamına yakın artmış. Ama döviz borçlarındaki büyüme çok daha fazla.

Tablo 3: Stoku TL ağırlığı azalıyor


Döviz kurlarındaki gelişmeler kamu borç stokunun TL/Yabancı para dengesini de etkiliyor. Yavaş da olsa yabancı para borçların toplam içindeki payı büyüyor.

Diğer bir bakış açısıyla, her kur artışı kamunun borç geri ödemesi için daha fazla TL bulmasını gerektiği anlamına geliyor. Yani 1 dolarlık borç geri ödemek için Hazine eskiden 2 lira bulmak, gelir/vergi toplamak zorundayken şimdi yaklaşık 3 lira bulmak durumunda. Neren, nasıl? Yeni gelir yaratarak mı, harcama azaltarak mı yoksa yeniden borçlanarak mı? Sizce?

Tablo 4: Stokun enstrüman yapısı


Kamu borç stoku değerlendirilirken önemli göstergelerden birisi de stokun toplamın yüzde kaçının piyasalardaki değişikliklerden etkilendiğini gösteren sabit/değişken enstrüman oranıdır. Değişkenlik hem faiz hem de döviz cinsi enstrümanların toplamını ifade eder. Dolayısıyla gelecekte faizlerin ve kurların yükselmesinin beklendiği dönemlerde eğer bir stokun büyük bölümü yerli para ve sabit faizli enstrümanlardan oluşuyor ise olumlu bir stok yapısını ifade eder.

Bu bağlamda bizim kamu borç stokumuz, yüzde 60 civarındaki değişken TL + dövizli enstrüman yapısıyla, FED faiz artışı döneminden negatif etkilenecektir.

Tablo 5: Faize duyarlılık



Öte yandan, stokun 12 ay içerisinde vadesi dolacak kısmının toplama oranı ile 12 ay içerisinde faizi yenilecek kısmının toplama oranı da önemli göstergelerdir. Her iki gösterge de son dönemde olumlu bir seyir içinde. Sadece kamu borç stokunun yarısının faizinin gelecek 12 içerinde faizinin değişeceğini unutmamak lazım. Yükselen faiz ortamında böylesi bir yapı çok istenen bir durum değildir.

Tablo 6: Alacaklılara göre dağılım


Öte yandan kamunun kime borçlu olduğu da önemlidir. Herhangi bir kriz anında eğer alacaklıların kamu kağıdı alma iştahı azalırsa kamu borç idarecilerinin uykuları kaçar. Çünkü siz ne kadar kaliteli ürün üretirseniz üretin eğer müşterinin alacak durumu yoksa mal elinizde kalır. Zarar edersiniz. Bu basit bir piyasa kuralıdır. Ürünü ucuzlatmazsanız (faizi yükseltmezseniz) talep azalır.

Bu bağlamda iç borç stokunun alacaklılara göre dağılımına bakınca, en iyi müşteri gruplarından olan yabancıların ellerindeki Devlet İç Borçlanma Senetlerini (DİBS) azaltmaya başladıkları burada da açıkça görülüyor. Yabancıların iştahında bir azalma göze çarpıyor.

Bu günlerde yaşananlara ek olarak, bir de eğer seçim sonrasında uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları not kırmaya kalkarsa Hazine’nin işi daha da zorlaşmaya başlar.


Kısacası şimdilik sorun yok demek, kamu borç stoku sorunun bittiği anlamına gelmiyor. Dikkatli yönetilmezse ileride başımıza dert açabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme