21 Ağustos 2015

Yedi köyün delisi bir araya geliyor

Bu günlerde ekonomi yazmak çok zor.

Her gün gelen şehit haberleri, ülkenin bir bölümünde yaşanan akıl dışı olaylar. Bu olaylara bakarken hala daha sekter ve taraflı bakanlar. “Çözüm süreci” diye başlayan gelişmelerin, işi daha da çözümsüzlüğe doğru götürmesi. PKK’nın yolarda menfezlere tonlarca bomba yerleştirmesine, bölgedeki belediyelerin üstüne asfaltlama atarak yardım ediyor iddiası.

Aklım almıyor.

Ancak bir yandan da hayat devam ediyor.

Uzun zamandan bu yana dışarıda yaşanacak gelişmelere dikkat çekmeye çalışıyor, “son baharda FED faiz artıracak hazırlıklı olmak lazım. Yapısal değişimler hayata geçirilmeli” mealinde yazılar yazıyorum. Hani bir okuyan olurda belki pişecek çorbada benimde bir tuzum olur diye düşünüyorum.

Ne yalan söyleyeyim, içeride olayların yatışacağını risklerin azalacağını bekliyordum. Yenilenecek bir seçim ve “çözüm sürecinin” böyle sonlandırılacağı aklıma gelmemişti. Haziran sonrasında demokratik kurumların çalışacağını ve hükümetin kurulup ivedilikle işe başlayacağını sanıyordum. “Çözüm sürecinde” de, hoşlanılsın veya hoşlanılmasın, perde arkasında ne pazarlık yapıldıysa, kısmen de olsa hayata geçirileceğini ön görüyordum.

Bunlar, sanırım, benim olaylara rasyonel ve pragmatik bakma çabalarım.

Düşünsenize, ekonominin en büyük sorunu işsizlik. Yüksek büyüme oranı yakalanmak zorunda. Cari açık verilmeden büyüme olmuyor. Ancak yabancıların Türkiye raporları tamamen olumsuz içeriklerle dolmaya başladı. Dışarıdan kaynak gelsin derken olan da çıkıyor. Dahası, başta reel sektör olmak üzere herkes borçlu. Hane halkları kredi taksitlerini ödeyemez hale gelmişler. İcra dairelerinde koşuşturuyorlar

İçeridekiler yetmezmiş gibi, birde Çin’de, Avrupa’da yaşanan ekonomik sorunları ve Suriye, Irak, Mısır, Libya, Kırım ve Ukrayna da yaşanan bölgesel jeo-politik riskleri ekleyin.

Anlayacağınız “yedi köyün delisi bir araya gelmiş” gibi görünüyor. “Olmazlar” azalmaya “olabilirler” çoğalmaya başlamış durumda.

“Kurt sisli havayı sever” misali, ekonomik krizlerde böyle ortamlara bayılırlar. Kur almış başını gidiyor, rekor üstüne rekor kırıyor. Buna bağlı olarak faizler de yukarı doğru hareketlendi. Ardından fiyat artışları gelecek. Tüm ekonomik dengeler yerinde duramaz hale gelecek, kırılganlıklar artacak.

Bunlar yaşanırken, TCMB hala daha “koridor” derdinde.  Maliye politikasında, 2016 Bütçesini kim, nasıl yapacak belli değil. Bir anayasal zorunluluk olan, bütçenin17 Ekim’de TBMM’ye sunulması imkansız. Geçici çözümler bulunup bu kadar önemli bir iş geçiştirilecek.

Sadece ekonomik belirsizlikler olsa belki sorunlara çare bulunabilir. Ama yanına bir de siyasi toplumsal riskleri de ekleyince işler iyice zıvanadan çıkabilir.

Çok kötümser olup, moral bozmak amacında değilim. Ancak, sizce de; FED kararı, seçim belirsizliği, Güney Doğu’da yaşananlar ve para ve maliye politikalarındaki belirsizlikler bir araya gelince sanki yedi köyün delisini bir araya getirmişler gibi olmuyor mu?

Daha önemlisi ben bunları görebilirken karar alıcılar gelişmelerin farkında değiller mi? Yoksa olaylara benim gibi bakanlara “senin kalbin fesat” yaklaşımı mı sergiliyorlar.

Olmaz ama, eğer bu bilinçli oynanan bir oyunsa, oynayanlar çok tehlikeli sularda yüzüyorlar.


Ötesini yazmayayım daha iyi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme