17 Haziran 2015

İlkeli koalisyon her derde deva olur

Seçimler tarihi bir dönemecin başlangıcı oldu. Seçmen tek parti, tek adam yönetimine hayır dedi. Dedi demesine ama öyle bir sonuç çıktı ki, yeni hükümeti kurmak bir yana ömrü bile tartışılır oldu.

Yeni hükümetin kurulmasında kilit  “çözüm süreci”. Kimse ekonomiden, Suriye’de yaşananlardan bahsetmiyor. Yunanistan, FED faiz kararı, İran nükleer anlaşması, Ukrayna – Kırım, Irak’ın bölünmesi vb. konular şimdilik pek konuşulmuyor. Emekliye ikramiye, asgari ücret, vergisiz mazot neredeyse unutuldu.

Sanki bu konularda her parti ayni şeyi düşünüyormuş, kolayca uzlaşılabilirlermiş gibi bir ortam oluştu. Eğer böyle ise çok güzel. Öte yandan sınırlarımızda yaşananlar konusunda partilerin ortak tavır alacaklarını düşünüyorum. Düşünüyorum diyorum çünkü HDP’nin artık Türkiye partisi olacağı, etnik temelli bir politika yapmayacağı söylemine inanmak istiyorum.

Ancak, Ankara’da siyasetten anlayan kime sorsanız ortak bir kanaat var: Kurulacak hükümet en fazla iki sene çalışabilirmiş. En geç 2017’de seçim varmış.

Gelin, ekonomi kısa vadeli geçici bir hükümeti kaldırabilir mi bir bakalım.


Hatırlamakta yarar var. Ekonominin en kırılgan yanı dış denge. Yüksek cari açık, dış borcun yapısı, rezervlerin düşüklüğü vs. Yavaşlayan büyüme nedeniyle, gelirleri azalan KOBİ’lerin ve aşırı borçlu olan vatandaşların borç geri ödeme sıkıntıları her geçen gün büyüyor. Bunlar kısa vadeli sorunlar. Bir de işsizlik, sanayi yatırımlarındaki azalma, tarım, tasarruf yetersizliği gibi çözüm bekleyen uzun vadeli, yapısal dertler var.

Hükümetin ilk ekonomik icraatı FED faiz kararını açıkladıktan sonra alınması gereken önlemler olmalı. Mali disipline, sıcak paranın akılcı yönetimine, finans sektöründeki bazı alanların yeniden düzenlenmesine hazırlıklı olmak lazım.

Bahsettiğim önlemler, bir yandan siyasi kararlılık diğer yandan derin bir teknik bilgi birikimi gerektiriyor. Son yıllarda olduğu gibi, akşam torba kanun yazıp, sabah TBMM’den geçirilebilecek konulardan değil. Yapılacak bir yanlış, işi düzeltelim derken batağa saplanmanıza neden olabilir. Durduk yerde kriz çıkarılabilir.

Daha önemlisi, kararların iki sene sonraki seçimler düşünülerek alınmaması lazım. Siyasi kararlılıktan asıl kastım da bu. Koalisyon ortakları seçimleri düşünerek karar almaya kalkarlarsa hem yetkin karar almada hem de kararların etkin uygulanmasında büyük sorunlar çıkabilir.

Çözüm tabi ki  var. Koalisyon ortakları Almanya örneğinde olduğu gibi uzun bir protokol çalışması yapabilirler. Hemen hemen her konuyu olabildiğince detaylı düzenlerler. Hatta mümkünse zamanlama çizelgesi bile hazırlanabilir. Böylelikle, hem seçmen, hem bürokrasi hem de piyasalar önünü görür. Ortam rahatlar. Yatırımcı, özellikle reel sektöre yatırım yapacak olanlar, projelerini hayata geçirmeye başlarlar. Ekonominin önü açılır. Türkiye sıcak paranın değil, yeni teknoloji getiren, istihdam yaratan ve ithalatı azaltan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının cenneti olur.

Büyümeyi refahı artıran böylesi bir ekonomik ortam hükümet ortaklarını da rahatlatır. Dış politika konularında daha kalıcı, ülke çıkarlarını esas alan seçeneklere yönelmelerine yardımcı olur. Daha da önemlisi erken seçimi gündemden düşürür.


Dolayısıyla ilişkiler yerine ilkeleri öne çıkaran yeni bir siyasi anlayışla tüm sorunların çözülmesi mümkündür. Yeter ki siyaset “kamudan zengin olmak için” değil ülkeye hizmet etmek için yapılsın. Gerisi kolay.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme