4 Haziran 2015

Değişen dünya dengelerini anlayabilmek için mal değil döviz ticaretine bakmak lazım

1994 yılında biten Uruguay Raunt Dünya Ticaret Müzakerelerinde finansal hizmetlerin uluslararası kurallara bağlanması dünya da önemli sonuçlar yarattı. Yanı sıra, aynı yıllardaki Sovyetler Birliği’nin dağılmasını da atlamamak gerek.

Adını ister emperyalizm ister küreselleşme koyun, artık dünyadaki yeni ekonomik dinamikleri anlayabilmek için, eskisi gibi mal ticaretinin dengelerini tahlil etmek yetersiz kalıyor. Çünkü belirleyici olan para ticareti, döviz piyasaları. Birileri, paradan para kazanarak dünya ekonomisini yönetiyorlar.


Mal ticareti ile uğraşanlar; fabrika yatırımı yaparak, işçi çalıştırarak, vergi vererek, pazarlama yaparak, bürokrasiyle uğraşarak, nakliyeciyle cebelleşerek para kazanıyor. Kısacası işleri çok zor. İkinci grup olan döviz tüccarlarının işi sadece bir lüks bina, gelişmiş bir bilgisayar sistemi ve kalifiye elemanı bir araya getirmekten ibaret. Oturdukları yerden, risk hesabı yaparak, risk alarak para kazanıyorlar.

Buna karşılık işlem hacimleri çok farklı. 2013 yılı itibariyle, günlük ortalama mal ticareti hacmi, yaklaşık 49 milyar dolar iken, döviz işlemlerinin ortalaması 5,3 trilyon dolar. Yıllık olarak mal ticareti 17 trilyon 800 milyar dolar, döviz ticareti ise 1 katrilyon 951 trilyon dolar. Yani dövizli işlemler, mal ticaretinin 100 katından fazla.

Konuya biraz daha açıklık getirebilmek amacıyla, BIS (Basel International Settlement) verilerini kullanılarak aşağıdaki tabloyu hazırladım. Gelin kolay ve tatlı getirisi olan bu devasa piyasaya ilişkin bazı rakamlara daha yakından bakalım:

  • ·      Dünya döviz piyasalarında günlük işlem hacmi, 1998 yılından bu yana 3,5 kat büyümüş.
  • ·      İşlemlerin yaklaşık yüzde 38’i spot, yani anlık işlemler. Diğerlerinin büyük çoğunluğu vadeli işlem.
  • ·      Döviz işlemlerinin yüzde 43’ünde dolar, yüzde 17’sinde Euro, yüzde 12’sinde ise Japon Yeni işlemin bir tarafı. Diğer bir deyimle en çok işlem dolarla yapılıyor.
  • ·      Buna karşılık dünyada döviz işlemlerinin en fazla yapıldığı merkez Amerika/New York değil, Londra. Döviz ticaretinin yüzde 41’i Londra’da yapılıyor. Gelin New York’u da bu rakama ekleyelim, toplam yüzde 60’a ulaşıyor. Anlayacağınız Anglo-Saksonlar döviz ticaretinin üçte ikisine hâkimler. Çok konuşulan İsviçre’de, dünya döviz işlemlerinin sadece yüzde 3,2’si yapılıyor. Dünya mal ticaretinde önemli yeri olan Uzak Doğu Asya, döviz ticaretinde yüzde 15- 20 kadar bir paya sahip.
  • ·      Türk Lirası işlemleri, toplamın sadece yüzde 1,3’üne karşılık geliyor. Sıralamada ise 16’ıncı sıradayız.

Veriler gelecek dünya krizinin bu alanda çıkacağını işaret ediyor. Artık eskisi gibi mal ihraç etmek için hakimiyet sahaları yaratmaya, işgallere, savaşlara pek gerek kalmadı. Günümüzde dövizli borçlarla, kredilerle, CDS’lerle, swaplarla benzeri hakimiyetler kurulabiliyor.

Bu bağlamda “sıcak paranın akıllı yönetilmesinin” ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Eğer hemen seçim sonrasında, hangi hükümet kurulursa kurulsun, ivedilikle gerekli önlemleri almaya başlamazsak bu devasa çarkın içinde ezilip gideceğiz.


1 yorum:

  1. Sağolasın merak ettiğim bazı noktaları aydınlattın. Sevgiler,
    Orhan

    YanıtlayınSil