Bugünkü yazımın uzunluğu için özür dilerim. Ancak konu oldukça önemli.
Üyesi olduğum 21. Yüzyıl İçin Planlama Grubu ile Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR)ve Mersin Deniz Ticaret Odası, Mersin’de“Doğu Akdeniz ve Türkiye II” çalıştayı düzenledi.
Çalıştay’ın amacı, Doğu Akdeniz’de son dönemde enerji alanında yaşananları ve Türkiye’ye etkilerini tartışmaktı.
Gelişmeleri daha iyi anlayabilmek için öncelikle dünyada enerjide yaşanan gelişmelere bakmakta yarar var. Alanındaki önemli raporlardan olan “BP Energy Outlook 2019”sayısında dikkat çeken tespitlerle başlayayım.
Bunlardanbirisi2040 yılı itibariyle dünya enerji talebinin yaklaşık üçte birinin Çin, Hindistan ve Asya’dan geleceği. Anlaşılan o ki; artık Orta Doğu’da ve Rusya’da bulunan birincil enerji kaynaklarını Avrupa’dan çok doğuya ulaştırmak gerekecek. Bu durum, önümüzdeki dönemin jeopolitiğini değiştirecek bir öngörü. Türkiye’de bundan oldukça etkilenecektir.
Diğeri, enerji üretim sektörünün birincil enerji kaynaklarının yüzde 75 kadarını kullanacağı ve bunun doğal sonucu olarak ulaştırmanın payının azalacağı. Ulaştırmada elektrikli araçların kullanımının hızla artması sonucunda, petrolün kullanımı azalması doğaldır. Bunun sonucunda petrol ve doğal gaz en çok elektrik üretiminde kullanılacaktır.
Üçüncübelki de en önemli öngörü, gelecekte enerjinin yüzde 85’inin yenilenebilir kaynaklardan ve doğal gazdan üretileceği. Bu öngörü hem Türkiye’nin hem de dünyada bilinen birincil kaynakların büyük çoğunluğuna sahip olan yakın komşularımızın hayatını değiştirecektir.