8 Eylül 2016

Bütçenin perde arkası

Türkiye’nin makro ekonomik başarısının orta direği maliye politikası olarak lanse ediliyor. Yani direk yıkılırsa işler zorlaşır.

Ancak son yıllarda ekonomi denince borsa ve para piyasaları akla geldiği için, ekonomik değerlendirmelerin çoğu kısa vadeli oldu. Maliye politikasının en önemli göstergesi olan bütçe dengesine, sadece gelir-gider farkı üzerinden bakmak, geniş kabul gören bir adet oldu.

Ekonominin normal seyrinde olduğu dönemlerde bu yaklaşımda fazla eleştirilecek bir şey yok.

Ancak, borç yükü olan bir bütçe için temel yapısal gösterge, klasik açık değil faiz dışı fazladır (FDF). Onun iki tür tanımı vardır. Birisi çok bilinen ve piyasalardaki uzmanlar tarafından takip edilen Maliye Bakanlığının FDF tanımıdır. Basittir; toplam bütçe gelirleri ile faiz hariç harcamalar arasındaki fark.

İkinci tanım 2001 Krizinde hayatımıza giren IMF’nin tanımıdır. IMF, gelirlerin içerisinde bir ayıklama yapar. Bir defalık, geçici gelirleri hesaplamada dikkate almaz. Örneğin özelleştirme, faiz gelirleri, TCMB Kar transferi, kamu bankalarından temettü gelirleri, İşsizlik Fonu transferleri, 3. Nesli GSM satış gelirleri, TMSF’den bütçeye yapılan aktarımlar gibi geçici gelirler FDF hesaplanırken gelir olarak kabul edilmez.

“Bize ne IMF’den, artık IMF programı mı kaldı?” diyenler olabilir. 

Ancak bütçelerin borç ödeme gücü ve borcun sürdürülebilirliği için FDF önemli bir göstergedir. Önemi şuradan gelir. Eğer bütçe, yıllık faiz ödemelerinden daha büyük FDF yaratabiliyorsa kamu borç stoku küçülür.  

Hatırlatmama gerek var mı bilmiyorum? Borç, bütçe açığını kapatmak için alınıyor. Açık ise gelirden çok harcama yapıldığı için ortaya çıkıyor. Hükümetler için harcamaları azaltmak zordur. İhtiyaçlar büyüdüğü için çoğalan giderler tercihan vergi gibi kalıcı gelirlerle karşılanmalıdır.

Ama popülist siyasetçiler vergi toplamak yerine evdeki gümüşleri satmayı tercih ettikleri için genellikle bir defalık gelirler öne çıkar. Ama gümüş bitince harcama azalmayacağı için bütçe açığı büyüyecek, borçlar artacaktır.

Yanı sıra, ortalık güllük gülistanlık iken FDF’nın tanımı çok dert edilmeyebilir. Ama biraz sıkışma başlayınca ilk bakılacak göstergelerden olduğu için bir defalık gelirleri çıkararak, perdenin arkasına bakmak lazım.

Ben de öyle yaptım.

Aşağıdaki grafikte 2004-2016 yılları arasında Ocak –Temmuz dönemi IMF (program) tanımlı FDF verileri yer alıyor.

Görüldüğü gibi, bu yıl IMF tanımlı FDF 2,1 milyar lira olmuş. Küresel Krizin yaşandığı 2009 yılından sonraki en kötü seviyedeyiz. Nedeni çok açık. Bütçede yer alan gelirlerin çoğu bir defalık geçici gelirler. Seneye benzerleri bulunamaz, yeni gelir yaratılamazsa bütçe açığı büyüyecek demektir.

Ama bunun şimdilik bir önemi yok. Çünkü bankaya, borsaya ve dövize para yatıranların ortalama vadesi 3 aydan az. Dolayısıyla gelecek yıla daha çok var.


Kaynak: Hazine Müsteşarlığı

Not: Kurban Bayramınızı içtenlikle kutlar, sağlık ve esenlik dolu günler dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme