15 Ekim 2016

Ağustos böceklerinin işi zorlaştı

Dolar TL karşısında yeni bir rekora imza attı.

Artışın nedenleri FED’in faiz artırmasından jeo-stratejik risklere kadar birçok nedene bağlanıyor. Hatta başkanlık rejimini getirecek anayasaya referandumun zamanlamasını da etken görenler var. Yani rekoru ekonomik nedenler kadar siyasi gelişmelere de dayandırıyorlar.

Bana göre yaşananlar bir sonuç aslında. Rekorun nedenlerini araştırmak daha doğru olur.

Türkiye’nin ekonomik tarihinde, kapitülasyonların kaldırılması ne kadar önemliyse, 1989 yılında kambiyo rejiminin (sermaye hareketlerinin) serbestleştirilmesi o kadar hayati öneme sahiptir. Daha önce oldukça katı kurallara tabi olan dövizli işlemler, gerekli makro ekonomik önlemler alınmadan serbest bırakıldı. 1994, 1998 ve 2001 Krizlerinin ana etkeni bu serbestleştirme politikasıdır.
Bugün gelinen aşamada yaşadıklarımızın önden gelen nedeni, 1989 liberalleşmesine, son küresel kriz sırasında, iki yeni serbestleştirmenin eklenmesidir.

Birincisi 2008 yılı Şubatında yapılan değişiklikle, Türkiye’de yerleşik kişilerin istedikleri kadar döviz satın almalarına izin verildi. Daha önceki uygulamada sınırlı miktarda döviz için verilen izin değiştirilmiş, herkes yurt dışına sınırsız döviz transferi yapmaya hak kazanmıştır.

Değişim Uluslararası Yatırım Pozisyonunda da kendini göstermiştir. 2007 yılında 65,1 milyar dolar olan Türkiye’de yerleşiklerin dışarıda tuttukları efektif ve mevduat miktarı, 2008 yılında 79,2 milyar dolar çıkmıştır.

Kambiyo rejimini daha serbest hale getirip ülkedeki döviz dengesini etkileyen ikinci değişikliğin tarihi Haziran 2009’dur.

Yine Türk Parasını Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda yapılan bir değişiklikle, Türkiye’de yerleşik şirket ve kişilere uzun vadeli ve 5 milyon dolardan az olmamak kaydıyla döviz kredisi açılmasına izin verilmiştir.

Önceki yıllarda döviz geliri olmayanlara döviz kredisi verilmezken yapılan bu değişiklikten sonra bankalar yoğun döviz kredisi dağıtmaya başladılar. Doğaldır ki içeride dövizli kredi dağıtabilmek için dışarıdan dövizle borçlanmalarını çoğalttılar. Böylelikle 2009 yılında 45,3 milyar dolar olan bankaların uzun vadeli dış borç stoku, Temmuz 2016 itibariyle 107,2 milyar dolara çıktı. Sonuç çok net bir değişime yol açtı. En son verilere göre özel sektörün toplam dış borç stoku 312 milyar dolara ulaştı.

Ekonomi bu kadar dolarize olunca sosyo-politik etkileri de  oluyor. Dış politikada kapsamlı değişiklik yapılacağı dedikodusu çıkınca, dış komşularla sıkıntı olunca, terörle mücadele yoğunlaşınca, başkanlık rejimine yönelik referandum olasılığı konuşulunca, FED faiz artıracak yorumları artınca kur hareketlenmeye başlıyor. Ülkede kendi iç dengelerine göre özgür irade ile karar almanın şartları zorlaşıyor. Dışarıdaki sıcak para yatırımcılarının gözlerine bakılıyor.

Böyle durumlarda, “Korkmayın, hareket olsun serbest dalgalı kur var, belirleyici olan piyasa” diyenlere, ucuz diye dövizle borçlanan KOBİler ve diğer küçük şirketler bas bas bağırmaya başlıyorlar. Çünkü onların ödemeleri gereken dövizli kredi taksitlerinin TL karşılığı büyüyor. Ancak ekonomi yeteri kadar büyümediği, satışları aynı oranda artmadığı için dertleri çoğalıyor, canları yanıyor.

Önceden döviz ucuzken alınan borçların önemli kur riski içerdiğini ne siyasiler ne bürokratlar ne de şirketler düşünmek bile istemediler. Bol kepçeden krediler dağıtıldı. Herkes Ağustos böceği misali şarkı söyledi. Hatta bazı sivil toplum örgütleri, yukarıdaki kararları alanlara teşekkür bile ettiler.

Ama artık piyasalara kış geldi. Ağustos böceklerinin işi zorlaştı.


Umarım yanılıyorumdur. Kur, TCMB’nin alacağı kararlarla hızla geri döner de ekonomi rahatlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme