Doğal tekel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğal tekel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2015

Gerçek yapısal reformlar 4: Performansa dayalı KİT sistemi

Cumhuriyetin kurucu kadrolarına öncelikli ekonomik hedeflerini sorsanız, sanırım, “sanayileşme” derlerdi. Sanayileşmek için gerekli olan sermaye, teknoloji ve yetişmiş emeğin olmadığı ortamda, ellerinden geldiğince içten, dürüst, fedakârca bir kalkınma mücadelesi verdikleri kesin.

Gerek o yıllarda gerek 1950 sonrası Demokrat Parti (DP) döneminde, KİT’ler sanayileşme ve sanayiye ara mal üretiminde hayati önemde rol oynadılar. Bugün gittikçe önemini yitiren sanayi sektörü varlığını, büyük oranda, KİT sistemine borçludur.

Bununla beraber, özellikle 1950 sonrası döneme bakınca, “her mahallede bir milyoner yaratmak” şiarıyla iktidar olan DP ve sonrasındakiler, kamu eliyle zengin yaratmak için, diğer kamu kaynakları gibi KİT sistemini de sonuna kadar istismar ettiler.

1980 ‘e kadar, dışa kapalı ekonomide böylesi bir yapıyı sürdürmek kolaydı. Ama 24 Ocak kararlarıyla gümrük duvarları kaldırılınca, dış rekabete dayanamayan KİT’ler birer birer dökülmeye, kamuya yük olmaya başladılar.

Çözüm hemen bulundu. Özelleştirme.

4 Şubat 2015

Yanlış elektrik dağıtım özelleştirmesinin bedelini tüketici ödüyor

Özelleştirmenin fikir anası muhafazakâr İngiliz başbakanı M. Thatcher’dır. Thatcher, 1980’li yılların başında; ülkesinde kamu sermayeli işletmelerin özelleştirileceğini, kapitalist bir ekonomide sermayenin özel şahıslara ait olması gerektiğini ileri sürdü. Ancak “sermayeyi tabana yaymak” diye özetlenen yaklaşımla, “blok özelleştirmeler” yerine sermaye piyasasında “halka arzları” tercih etti.

İngiliz Muhafazakârlarının asıl amacı, bütçeye kaynak sağlamak kadar borsaları güçlendirmek ve dünya yatırımcılarını Londra’ya çekebilmekti. Bunda da başarılı oldular.

Hatırlanacağı üzere,1990’lı yıllar dünya tarihinde önemli dönüm noktalarından biridir. Sovyetler Birliği dağılmış, sosyalist devletçi ekonomi düzeni büyük darbe yemiştir.

Gerek Gorbaçov gerek diğer SSCB kalıntısı liderler, kapitalist düzene geçişi hızlandırmak adına hızlı bir özelleştirme hareketi başlattılar. Neredeyse stratejik görmedikleri tüm işletmeleri özelleştirdiler. Ama ülkelerinde sermayedar olmadığı için “kupon özelleştirmesi” denilen bir yöntemle işletmelerin mülkiyetini çalışanlarına devrettiler.