Cumhuriyetin
kurucu kadrolarına öncelikli ekonomik hedeflerini sorsanız, sanırım,
“sanayileşme” derlerdi. Sanayileşmek için gerekli olan sermaye, teknoloji ve
yetişmiş emeğin olmadığı ortamda, ellerinden geldiğince içten, dürüst,
fedakârca bir kalkınma mücadelesi verdikleri kesin.
Gerek
o yıllarda gerek 1950 sonrası Demokrat Parti (DP) döneminde, KİT’ler
sanayileşme ve sanayiye ara mal üretiminde hayati önemde rol oynadılar. Bugün
gittikçe önemini yitiren sanayi sektörü varlığını, büyük oranda, KİT sistemine
borçludur.
Bununla
beraber, özellikle 1950 sonrası döneme bakınca, “her mahallede bir milyoner
yaratmak” şiarıyla iktidar olan DP ve
sonrasındakiler, kamu eliyle zengin yaratmak için, diğer kamu kaynakları gibi
KİT sistemini de sonuna kadar istismar ettiler.
1980
‘e kadar, dışa kapalı ekonomide böylesi bir yapıyı sürdürmek kolaydı. Ama 24
Ocak kararlarıyla gümrük duvarları kaldırılınca, dış rekabete dayanamayan
KİT’ler birer birer dökülmeye, kamuya yük olmaya başladılar.
Çözüm
hemen bulundu. Özelleştirme.
HAKAN ÖZYILDIZ