6 Nisan 2018

Karabükspor’un borç hikâyesi ve kamu bütçe disiplini

Geçenlerde TBMM’de kabul edilen 7103 sayılı Kanunun 35. maddesi ile 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna bir ek madde eklendi.
Böylelikle; “… Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve bağımsız spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye’de faaliyette bulunan spor kulüpleri ve sportif alanda faaliyette bulunan sermaye şirketlerinin sporculara yaptıkları ücret ödemeleri üzerinden kestikleri gelir vergisinin, kanuni süresi içerisinde beyan edilip ödenmesinden sonra bu kesintilerin spor kulüplerince veya sermaye şirketlerince oluşturulan özel bir hesaba aktarılması,
Özel hesaba aktarılan tutarların, amatör sporcuların, bunların çalıştırıcılarının ve diğer spor elemanlarının ücretleri ile bunların sportif faaliyetleri ile ilgili seyahat, sağlık, eğitim öğretim harcamaları ile amatör spor dallarına ilişkin hazırlık kampları, müsabaka, malzeme ve ekipman, federasyon vize, tescil ve katılım harcamalarında kullanılması konusunda düzenleme” yapıldı.
Bu hüküm, kaynakta kesinti suretiyle tahakkuk ettirilen ve tahsil edilen vergilerin yeniden spor kulüplerince kullanılması, Anayasa’nın 161. Maddesinde öngörülen bütçenin hazırlanması ve uygulanması ilkeleri ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda düzenlenen “bütçenin genelliği ve ademî tahsis ilkelerine” aykırı. Kanunu’nun bütçe ilkelerini düzenleyen 13. maddesinin (g) bendinde belirtilen “Belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesi esastır.” hükmüne uygun değil.
“Ademi tahsis ilkesi” kamu gelirlerinin tamamı devlet hazinesinde toplanarak, kamu hizmetlerinde öncelik sırasına göre kamu gideri olarak harcamak anlamına gelir. Böylece bütçe disiplini ve denetimi daha etkin bir şekilde sağlanacaktır.
TBMM bu yasayı çıkarırken futbol kulüplerinin içinde bulunduğu mali sıkıntılara destek olmak amacını taşıyor olsa gerek.
Ne olur “Bu kadar da mesleki deformasyon olmaz” demeyin. Size bir “Karabükspor’u böyle bitirdiler” haberinden yola çıkarak yukarıdaki konuyu açmaya çalışacağım.
Habertürk’ten Atilla Türker harika bir habere imza atmış. Kümede kalma mücadelesi veren Karabükspor futbol kulübünün nasıl batırıldığının dosyasını detaylarıyla anlatıyor. (http://m.haberturk.com/karabuksporu-boyle-bitirdiler-atilla-turker-yazdi-1906194-spor#)
Yöneticiler ve menajerler hakkında çok ilginç iddiaların yer aldığı bir bağımsız denetim raporundan bahsediliyor. Futbolcu simsarlarının milyonlarca doları nasıl götürdükleri anlatılıyor. Karabük Cumhuriyet Savcılığı konu hakkında soruşturma başlatmış. Habere göre “Emeğin başkenti Karabük’te böyle üzücü olaylar yaşanırken… Kardemir fabrikalarında 1600 derecede çalışan 3 bin 750 işçiden “kulübe yardım” adı altında her ay 12’şer lira kesiliyor” Buna rağmen kulübün borcu 150 milyon lirayı aşmış.
Sizce bu olaylar sadece Karabük’te mi yaşanıyor? Diğer kulüplerde yok mu? Milyarlarca lira borçlar niye, nasıl harcandı? Mali konulara sadece UEFA’mı bakacak? Umarım bu dosya Türkiye’deki futbol dünyasında bir ilk olur ve diğer kulüplerin mali ve idari sorunları, siyasetle bağlantıları çok dikkatlice masaya yatırılır.
Ben spor yorumcusu değilim. Çıralın kanun Türkiye’de spora ne katkı sağlayacak, neye hizmet edecek hakkıyla yorumlayamam.
Ama nereye ne amaçla harcandığı belli olmayan paraların yarattığı sorunlara çözüm olmak için mali disiplinin en temel kuralına darbe vurmanın amacını anlayamadım.
Kulüplere yardım etmeden önce; hata varsa sorumlular cezalandırılsa, borç sorunları kendi kaynakları ile çözülse, olmuyorsa kulüp mali ve idari olarak yeniden yapılandırılsa ve sonrasında devlet desteği gelse, daha doğru olmaz mıydı?

Bunlar yapılmadan bütçeden tahsis edilen paranın kimlere gideceği ve neye hizmet edeceği tartışılır hale gelebilir.

1 yorum:

  1. Klüplerin mali yapısı hatalı değil mi sizce?

    Mesela klüp kapatılsa, herşeyi satılsa ve bu sürecin sonunda ödenemeyen borç kalsa, bu borçtan kim sorumlu?

    Seçimle geliyorlar, seçimle gidiyorlar. Peki klübü mali açıdan zora sokmuş yönetimler seçimi kaybedip yönetimden çekildiklerinde verdikleri zararı kendi ceplerinden karşılıyorlar mı?

    Karşılamıyorlarsa, klüp için en doğru karar verme gibi bir zorunlulukları yok demektir. İstedikleri gibi futbolcu transfer etsinler, milyonları ödesinler, istedikleri anda tazminat ödeyerek teknik direktörleri göndersinler bir sıkıntı oluşturmaz onlar için. Ne de olsa ceplerinden çıkmayacak bu paralar.

    Şimdi bu klüplerin bir sahibi olsaydı veya zararlar yöneticilerin cebinden karşılansaydı bu kadar bol keseden harcama yapabilirler miydi?

    Yönetim kazanıyor,
    Teknik direktör kazanıyor,
    Futbolcular kazanıyor.

    Az yada çok kazanıyorlar.

    Bu kadar kazanan içinde kaybeden kim? Bu klüplerin borcu kimin borcu?

    YanıtlayınSil