10 Nisan 2018

Hanehalkının borç sorununu çözmek için öneriler

Piyasalardaki heyecanın farkındayım. Siz de "dolar, Euro ne olur? Bu iş nereye varır?” türü bir yazı yazmamı bekliyorsunuz. Ama sıcak para konusunda yeteri kadar yazdığımı düşünüyorum.
Ben borç sorununa değinmek istiyorum.
Yazılarımda uzun zamandan bu yana borç sorununa dikkat çekmeye çalışıyorum. İzleyenler eleştirilerini bildirdikleri zaman “çözüm önerilerini de yaz” diyerek isteklerini belirtiyorlar. Bazıları “olanı yazmak kolay önemli olan sorunu çözmektir” yaklaşımıyla üstü kapalı da olsa “kifayetsiz” olduğumu ima ediyor.
Aslında böylesi eleştirilerin, bir yere kadar, haklı olduğunu kabullenmek lazım. Sadece olanı yazmak, verileri bir araya getirip “bakın işte resim bu” demek çok zor değil. Asıl zor olan çözüm seçenekleri üzerinde düşünmek, araştırmak ve tartışmak.
Kamu borçları için çeşitli çözüm önerileri yazdığımı, devamlı okuyucularım bilirler.
Şirket borçları konusunu şimdilik bir kenara koyarak, bu yazımda hane halkının borçlarını ele alacağım.
Önce basit bir kuralla başlıyayım. Kişilerin borçlarını ödeyebilmek için “harcanabilir gelirlerini” artırmak gerekir. Ama öncelikle iş bulduklarını, istihdamın en üst düzeyde olduğunu varsayıyorum. İşi olmayanın geliri olmaz ki harcanabiliri olsun.
Makro ekonomiye giriş derslerinden hatırlanacağı üzere, Kişisel Harcanabilir Gelir (KHG) tanımı milli gelir hesaplarında kullanılmaktadır. Ben bunu değiştirecek, biraz daha politika seçeneklerine açık hale getirmeye çalışacağım. Doğal olarak, kabul edilmeyen yanları olabilir, ekleme ve çıkarmalar yapılabilir.
HARCANABİLİR GELİR = [Brüt maaş/ücret + Kar + (Faiz/Rant/Kira gelirleri) + Kamudan alınan sosyal yardımlar + Aile yardımları + Kamuya ödenmeyen vergi ve cezalar + Alınan borçlar]  - [Ödenen dolaylı/dolaysız vergiler + Ödenen sosyal güvenlik primleri + Ödenen kamu cezaları + Ödenecek borçlar]
Görüldüğü gibi ilk köşeli parantezin içindekiler harcanabilir geliri artıran kalemler. İkincisinde ise azaltan değişkenler var.
Maaşını, ücretini artıranlar, ailelerinden yardım alanlar, devletten sosyal transfer katkısı sağlayanlar, borçlananlar (eğer diğer paraftaki değişkenler sabit kalırsa) daha fazla harcama yapabiliyorlar. Eğer gelirleri yeterli ise tasarruf yapma olanağına da kavuşabiliyorlar.
Türkiye’de maaşı, ücreti yetmeyenlerin, kamudan sosyal yardım alamayanların, yeteri kadar borçlanamayanların yaşayabilmek için gerekli olan harcamalarını yapmak adına ilk yaptıkları şey, ikinci paragrafta yer alan ödemeleri ötelemek oluyor. Dolayısıyla vergi ve SGK tahsilatları etkileniyor, banka kredilerinde geri ödemeler azalıyor.
Borç sorununu çözmek için buradan başlıyor lazım. Ama sadece maaş ve ücretleri yükseltmek, vergileri azaltmak yetmez. Bunlar öncelikli olabilir. Ancak maliye politikası baştan sona yeniden ele alınması gerekir. Vergi reformuyla başlamak gerek. Dolaylı vergileri düşürecek adımlar atılmalı. Yanı sıra sosyal yardımların üretimi teşvik edici hale getirilmesi, “Oy ver, para al” yaklaşımından uzaklaşılması gerekir. Ama dedim ya yetmez.
Yapılması gereken diğer bazı yapısal değişimleri başlıklar halinde yazayım: Emek/ücret politikalarında uluslararası rekabetin yarattığı sorunlara alternatif çözümleri düşünmeyi uzmanlarına bırakayım.
Yanına kayıtdışılıkla kapsamlı mücadeleyi koymazsanız sonuç hüsrandır. Öyle laf olsun torba dolsun şeklinde değil ama. Her alanda mücadeleyi önceleyen, hatta gerekiyorsa “Nereden buldun?” yasasını da kapsayan bir şekilde.
Ailelerin barınma ihtiyacı en öncelikli sorunları. Konut kredileri için yeni bir yaklaşıma gerek var. Uzun vadeli ve ucuz konut kredilendirme modelleri nasıl oluşur konuşmak gerek. Konut için borçlanmanın aile bütçesine olan yükünü azaltmadan olmaz.
Bunlar tamamlanırsa, sermaye hareketlerinin (kambiyo rejiminin) akılcı yönetiminin, ne zaman ve nasıl uygulanacağını da mutlaka tartışmak gerekiyor.
Bunlar benim aklıma gelenler. Eminim sizde daha çoğu vardır. Haydi kamuoyuyla paylaşalım.

15 yorum:

  1. Yazınızı okudum ve ne yazık ki hayalkırıklığına uğradım. Genel geçer şeyleri çözüm diye bahsetmek yazmak çok üzücü. Özellikle konut konusunda yazmış olduklarınız trajikomik olmuş. Gerçi siz de haklısınız dibibe kadar batmış olan kapitalizm ile yaşadığımız bugğnlerde sizib gibi ekonomistler olduğu sürece her krizde kapital en çok satan kitap olmaya marx kapakları süslemeye devam eder.
    Bugün kübada venezuelada eski sscbde insanların konaklamaya eğitime sağlığa vs ne kadar para harcadığını gelirleri arasındaki dengesizliği araştırın bakalım sonuç ne olacak. Konut kredisi gözden geçirilmeli diyerek sözüm ona çözüm anlatacağınıza topyekün ücretsiz olmalı diyemeyecek kadar kapitalistsiniz ne yazık ki.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. ÖNCELİKLE İLGİNİZE TEŞEKKÜRLER.
      "GENEL GEÇER" ÖNERİLER OLDUKLARI KESİN. KAPİTALİST SİSTEMDE BİLİNMEYEN ÇÖZÜMLER YOK. ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN NEDENİ KARAR ALICILARIN NİYETSİZLİKLERİ.
      KONUT İŞİNE GELİNCE. BEN YAZILARIMI VAR OLAN EKONOMİK SİSTEM ÜZERİNDEN YAZIYORUM. SOSYALİST SİSTEMİ ÇÖZÜM OLARAK GÖRMEK, ONA GÖRE ÖNERİLER GETİRMEK TAMAMEN BAŞKA BİR ŞEY.

      Sil
  2. Hakan Bey,
    Kısıtlamaları destekliyorsunuz gibi anladım. Kambiyo rejiminin akılcı yönetimi çerçevesinde önerileriniz nelerdir?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. DÜNYADA HİÇ BİR GELİŞMİŞ ÜLKEDE BİZDEKİ KADAR SERBEST BİR KAMBİYO REJİMİ YOKTUR. PARA BAYRAK GİBİ BİR EGEMENLİK SİMGESİDİR. EKONOMİNİN KARAR ALMA MERKEZLERİNE BAŞKASININ PARASINI YERLEŞTİRİRSENİZ YÖNETİLMESİ NEREDEYSE İMKANSIZ BİR EKONOMİK SİSTEMLER KARŞI KARŞIYA KALIRSINIZ.
      ANCAK, 1989'DAN BU YANA HER ŞEYİNİZİ SICAK PARAYA AÇINCA GÜNLÜK KARARLAR ALARAK ULUSAL PARAYA DA DÖNEMEZSİNİZ. AKILCI ÖNLEMLER ALRAK SABIRLA İLERLENMEZSE ANINDA KRİZ ÇIKAR.

      Sil
  3. Hakan bey, şirketlerin borç Sorunlarına çözümler konusundaki yazınızı da merakla bekliyorum. İyi günler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. ŞİRKETLERİN SORUNU SEKTÖRE GÖRE DEĞİŞTİĞİ İÇİN ÖZEL BİR UZMANLIK GEREKTİRİYOR.
      AMA DÖVİZ GELİRİ OLMAYAN AMA DÖVİZ BORCU OLAN ŞİRKETLERİN ÇOĞU İÇİN ARTIK SIKINTILI GÜNLER BAŞLADI DİYEBİLİRİZ.
      ÇÖZÜM NE YAZIK Kİ ACILI OLACAK GİBİ GÖRÜNÜYOR. EN AZINDAN O ŞİRKETLERİN ÜRÜNLERİNİ KULLANAN TÜKETİCİLER İÇİN.

      Sil
    2. Hakan bey, yanıtınız için teşekkür ederim. Çok selamlar.

      Sil
  4. İlk önce sıkı bir saha çalışması yapmak gerekiyor. Konu borcun sorun haline gelmesi olunca bu duruma nasıl düşüldüğü, bireylerin bu duruma sürükleyecek kararlarının bilinmesi yani bu sürecin çok iyi analiz edilmesi gerekiyor.

    Çünkü hep aynı süreç işlemiyordur. Gruplayabileceğimiz birbirinden farklı bir çok süreç vardır. Kimisini ekonomik düzenimizde yer alan bazı uygulamalardır, kimisi kişinin finansal okur yazarlıktaki eksiklikleridir.

    Şimdi tüm bunlar tespit edilip, çözülmeden borçları sıfırlasanız, bir süre sonra aynı durumla hem de daha fazlasıyla karşılaşılmayacağını kim garanti edebilir.

    Kişi aynı kişi belki aynı hataları yine yapacak. Ekonomik düzen de değişmedi, aynısı tekrar oluşacak. Ve en önemlisi borçlar sıfırlanıyor nede olsa deyip herkes korkusuzca sonunu düşünmeden borçlanacak.

    Ve uygulanacak çözümünde ekonomik görünümü bozmayacak bir düzeyde olması gerekiyor.

    Kapitalist bir düzende yaşıyoruz, bedavanın bedava olmadığını bilmemiz gerekiyor. Finansal okur yazarlığın önemi anlaşılıyor burada. Ya tam kominist düzene geçeceksin, yada misal petrol gelirlerin çok yüksek olacak ki ülkede fakirliği sıfırlayacaksın.

    Cari açığı olan bir ülke kaynaklarını çok iyi yerlere aktarmalıdır.

    İşte bu yüzden çözüm önerileri çok olabilir ama ülke için en doğrusunu tespit etmek bir kişinin çabasının çok üzerindedir.

    Ama herkes düşüncelerini buraya yazması çok önemli. Bu açıdan çağrınız da çok önemli. Umarım çok güzel fikirlerin ateşini yakmış olursunuz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İLGİNİZE ÇOK TEŞEKKÜRLER. ÖNERİLERİ HEYECANLA BEKLİYORUM

      Sil
  5. Hakan Bey hiçbir yazınızdan hayal kırıklığına uğramadım. Türkiye ekonomisini, dünya ekonomisnii,para ve sermaye piyasaları verilerini en doğru yorumlayıp aktaranların başında geliyorsunuz .Öncelikle aklınıza sağlıklar diliyorum. Bireysel kredileriler 2002 'de (kredi kartları borcu, konut, taşıt, diğer bireyseller toplamı 7 milyar TL idi. Güncel toplamı 520 milyar TL mertebelerinde. Kaç kart artmış? 74 kat. Bu dönemde enflasyon 3,5 kat artmış. Reel anlamda hane halkı borçlanarak büyük refah artışı yakalamış. Bu geçen dönemde Dış borç alabilme ortamı buna imkan verdi. Borç yiyen kesesinden yermiş. Geri ödenecek. Ancak benim görüşüm; ödenemeyecek. Sonuçda bu borçların ödenememesi ortamından hane halkını kurtarmak için yapılması gereken hiper enflasyona yol vermek. Bu süreci yaşayacağız da bir an önce yaşasak da şansına başarılı olanların foyası ortaya çıksa. Hiper enflasyona herkes hazırlık yapsın.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İLGİNİZE VE ÖNERİLERİNİZE ÇOK TEŞEKKÜRLER. SİZLER MEMNUN OLDUKÇA YAZMA ÇABAM DEVAM EDECEK.

      Sil
  6. Yazınız ve önerileriniz için teşekkürler Hakan Bey, benim nacizane önerim Ülker ve Doğuş grubu gibi devlere yapılan, borç yapılandırması ve vade uzatımı; dolayısıyla borçların ödenebilir hale getirilmesi...Varlık yönetim şirketlerine 15 ile 20'de bir fiyatına satılacağına; borçlarda indirime gidilip- insanların onurlarıyla borçlarını ödeyebilir hale getirilmeleri gerekir.

    YanıtlayınSil
  7. Nasıl ki işini kaybedenlerin müracaat edebilecekleri bir İŞKUR var ise, ödeme güçlüğüne düşmüş vatandaşlarımızın müracaat edebileceği bir kurum oluşturulması fayda sağlayabilir mi?

    Bu kurum bir nevi danışmanlık hizmeti verecek. Ne yapması ne yapmaması hakkında. Çünkü borç sarmalından çıkılabilecekken, sağlıklı kararlar alınamayabiliniyor. Aileler bu durumda tam destek olamayabiliyor. Kişilerin kendilerini yalnız ve sahipsiz hissetmemeleri de gerekiyor. Aile ve çift danışmanlığı var bu konuda neden olmasın.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. KAMUNUN BU İŞİN İÇİNE GİRMESİ DEMEK, VERGİ VERİP BORCU OLMAYANLARIN, BORÇ ALIP ÜRETİME KULLANMAYANLARA YARDIM ETMESİ ANLAMINA GELİR. DOLAYISIYLA BÖYLE BİR YAPILANMAYI BİR DAHA DÜŞÜNMEKTE YARAR VAR SANIRIM.

      Sil