TBMM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TBMM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2019

Napolyon’un barutu ve Yeni Ekonomik Program

YEP hakkında o kadar çok rapor ve yazı yayımlandı ki teknik ayrıntılar için yazılacak pek bir şey kalmadı. 
Ben genel bir konuya değinmek istiyorum.
Önce Napolyon’un o çok bilinen anekdotu ile başlayayım. Savaşın kaybedildiğini öğrenen İmparator, komutanları toplar ve sorar; “Söyleyin bakalım savaşı neden kaybettik?” Korkudan tir tir titreyen generaller, birkaç nedeni var derler ve saymaya başlarlar; “Bir, barut bitti!” Napolyon, “Tamam gerisini saymana gerek yok.” diyerek generalin konuşmasını hiddetle keser.
Bunun bütçe ve YEP ile ilişkisine gelince.
Lütfen aşağıdaki tabloya bakın. 

13 Temmuz 2019

On Birinci Kalkınma Planı büyüme modelini değiştirecek (mi?)

Kalkınma Planları anayasa metnidir. Başta kamu kurumları olmak üzere ülke ekonomisi için bazen emredici bazen de yol gösterici hükümler içerir.
Anayasanın Planlama, Ekonomik ve Sosyal Konsey başlıklı 166. Maddesinin 2. Fıkrası aynen şöyle: “Planda milli tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirler öngörülür; yatırımlarda toplum yararları ve gerekleri gözetilir, kaynakların verimli şekilde kullanılması hedef alınır. Kalkınma girişimleri, bu plana göre gerçekleştirilir.” (Alt çizgiler bana aittir.)
Bana göre maddenin son cümlesi çok açık. Eğer, 2019-2023 arası dönemde bir kalkınma girişimi olacaksa, TBMM’de aynen kabul edilmesi halinde, bu plana göre olmalı. Kamunun para, maliye, yatırım ve diğer politikaları, kaynak tahsisleri Plan metninde belirtilen şekillerde yerine getirilmeli.
O zaman Plana daha yakından bakalım.

18 Mayıs 2019

100 yıl önce Samsun’a çıkmak

Bazen ekonomik, siyasi hatta kişisel konularda zorlandığım zaman “Acaba şu kişi veya şu insanlar bu sorunu nasıl çözerdi?” diye empati yapmaya çalışırım. Bazen de özellikle boş kaldığım zamanlarda, okuduğum kitaplardan, izlediğim, duyduğum haberlerden etkilenirim. Oturup “Ben olsaydım ne yapardım?” diye kendime sorarım.
Bugün yaşadığımız sosyo-poliltik ve ekonomik sorunları düşündükçe, 1920’lerin, dünyasını, Türkiye’sini daha çok merak etmeye başladım.
Karmakarışık bir ortam, I. Dünya Savaşı’nın sonrası. Avrupa harap olmuş. Rusya’da sosyalist devrim zafer kazanmış. Dünya bir yandan yıkıntılarla boğuşuyor, diğer yandan umutla kaybolmuyor.
Böylesi umudun yeşerdiği topraklardan birisi, belki de yeganesi, Anadolu. O da yıllardır süren savaşların etkisiyle beşerî ve fiziki sermayesini kaybetmiş. Genç bir general eski bir deniz aracına biniyor, Samsun’a gidiyor. Amacı yok olmakta olan ülkeyi emperyalizmin elinden kurtarmak. Hamaset olsun diye yazmıyorum. Elinde hiçbir şey yok. Tek olan şey, yurt sevgisi ve halkına olan inancı.