16 Ocak 2020

Nesil farkı

1973-77 benim Mülkiye yıllarım. Gençliğimin en güzel dönemi.
78 Kuşağı olarak, daha güzel bir yarın için duyarlılığımız zirvede. Hepimimzin ortak yanı "yarin yanağından gayri herşeyi paylaşmak" Ankara'da ailesinin yanında kalanlar, parası olmayan veya zamanında gelmeyen arkadaşlarımızın yanında yemek bile yemiyoruz. Çay, simit ve peyniri paylaşıyoruz.
Hiç unutmam, babam 1977'nin ilk aylarında Röno bir araba almıştı. Okula arbayla gitmeyi hava atmak olarak kabul ettiğimden, okul bitene kadar gitmedim.
Tüketim alışkanlığımız da buna benzerdi. Çoğu arkadaşım, tüketmeyi sosyal bir statü olarak kabul etmezdi. Edenlerle de dalga geçerdik. Sosyal statü bize göre iş ve meslek sahibi olmaktı. Çalmayı, devleti soymayı adi bir davranış olarak kabul ettik. Bu görüşümüzü hiç değiştirmedik.
1980 sonrası Türkiye, diğer az gelişmiş ülkeler gibi, dışa açılma ve ithalata bağımlı bir yapıya dönüştürüldü. Tüketmek insana statü kazandırmaya başladı. Bugün gelinen yerde, arka cebinde büyük cep telefonu taşımak ve onu herkese göstermek bir prestij aracı oldu.
Tüketim statü kazandırınca, iş olanağı ve kazanç azalınca, borçlanma öne çıktı. Hem ülke hem de insanlar borçla prestij kazanmaya başladı.
Sonunda artık hepimiz borçluyuz. Ben tüketimden kaçsam bile ödediğim vergiler arttığı için kıç cebinde borçla aldığı ithal telefonu taşıyanın statüsünü arttırmasına destek oluyorum.
Ne günlere kaldık da demiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme