döviz rezervi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
döviz rezervi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2019

Döviz rezervlerinin sıcak paracılar için önemi

Son günlerin en çok konuşulan konusu yine dolar, Euro olmaya başladı. Bir yandan birkaç hafta önce Londra’daki swap (takas) piyasalarında yaşananların etkileri konuşuluyor. Daha onun etkisi bitmeden, şimdide T.C. Merkez Bankası’nın rezervleri gündemde.
Dünya Gazetesi’nden Alaattin Aktaş’ın rezerv hesapları konusunda verdiği teknik bilgi uzmanların dikkatini çekmişti. Seçimin heyecanıyla, mazbata tartışmasıyla konu unutuldu. Sonra Financial Times konuyu ele aldı. Piyasalar ve karar alıcılar tepki vermeye başladılar.
Bana kalırsa tüm bu tartışmalara son verecek olan TCMB. Acilen açıklayıcı bir bilgi notu hazırlamalı. Rezervlerin nasıl izlendiği, hangi bilanço ve bilanço dışı kalemlerin hesaplara dâhil edildiği en geniş şekliyle açıklanmalı. Bu not piyasa uzmanlarına değil, iktisat bölümü öğrencilerine hitap edecek şekilde hazırlanmalı. Böylelikle her kesin farklı bir hesaplama yöntemi kullanmasının önüne geçilmeli. 
Aslında bu, şeffaflığı ve hesap verilebildiği ilke edinen her merkez bankasının yapması gereken bir şey.

12 Mart 2018

Kırılganlık endekslerinin son hali

Son yazımda, bir iktisatçı arkadaşımın hazırladığı, 2006-2018 yılları arasındaki dönemi içeren makro kırılganlık endeksini bilginize sunmuştum.
Yazı blokta yayınladıktan sonra arayanlar, mesaj atanlar kırılganlık endeksi hakkında sorular sordular. Yanı sıra, bazı teknisyen arkadaşlar, 2001 Krizindeki durumunu görebilmek için, verileri daha eskiye götürmemi istediler.
Bunun üzerine makro kırılganlık endeksini 1995 yılından başlatmak için veri topladım. Dahası, endeksi biraz daha anlamlı kılabilmek adına, makro verilere dış borçların milli gelire oranını da ekledim.
Sonuç birinci grafikte görülüyor.

29 Temmuz 2017

Asya Krizinin 20. yılında ekonomide sıcak paracıların hakimiyeti

Klasik söylemdir; “yıllar ne çabuk geçiyor?” Aradan 20 yıl geçmiş. Tayland’da başlayan Kriz, G. Kore, Endonezya derken dünyayı etkilemişti.
Üzerinde çok bilimsel çalışma yapıldı. Nedenleri araştırıldı. Hatırlayın, adı geçen ülkelerde enflasyon düşüktü. Bütçe açığı yok denecek kadar azdı. Politik istikrar istemediğin kadardı. Diktatörlerin varlığı, “istikrara yaradığı için (?!)” görmemezlikten geliniyordu. Doğrudan yabancı sermaye, sanayiye olduğu kadar dış ticarete açık olmayan inşaat sektörüne de yatırım yapıyordu. Kısacası herkes halinden memnundu. Ortalık güllük gülistanlıktı.
Ancak bir sorun vardı: Dolara sabitlenmiş kur sistemi. Düşük uluslararası rezervlere rağmen ülke kurları dolara bağlanmıştı. Dışarıdan para geldiği sürece sorun olmadı.

22 Şubat 2017

Ekonomide dış kırılganlıklara dikkat

Ekonominin içinden geçtiği süreç ve geleceğe yönelik veriler, akılcı karar alıcılar için önemlidir. Sağlam veri, gözlem ve sağlıklı deneyimlere dayanarak alınan kararlar doğruya yakın olur. Bu bağlamda hem doğru verileri seçmek hem de kalitesi yüksek rakamlar kullanmak önemlidir.
Kırılganlık göstergeleri, veri setlerinin en iddialı ve tartışmalı olanlarındandır. Çok çeşitli seçeneklerden oluşturabilen bu göstergelerin amacı makro ekonomik sektörlerin kırılganlık durumunu anlayabilmektir. Doğal olarak, gösterge seçenekleri, ekonominin yapısına bağlı olarak, ülkeden ülkeye değişir.
Ben bu amaca yönelik olarak, 1998-2016 arası dönemi kapsayan verileri bir araya getirip, çeşitli ağırlıklar verecek üç endeks oluşturdum. Veri setlerini seçerken diğer ülke örneklerinden de yararlandım. (Endeksleri içeren grafik aşağıda görülüyor.)

7 Şubat 2017

Varlık Fonu mu denetimsiz Hazine mi?

Kusura bakmayın. Bugün yazım biraz uzun olacak.

Dünden beri Varlık Fonu hakkında yazılar yorumlar uçuşuyor. Mahfi Eğilmez[i]’in yazdıkları gibi doyurucu olanları ufkumuzu açıyor. Bu bağlamda pek söylenmeyen, yazılmayan kalmadı ama ben birkaç konuya, önemi nedeniyle, değinmeden geçemeyeceğim.

TVF aslında bir varlık fonu değil. Çünkü dünyada varlık fonları ya bütçe fazlaları ya petrol gibi petrol, altın gibi doğal kaynak gelirleri ya da kamu çalışanlarının bireysel emeklilik fonlarının paralarını kaynak olarak kullanırlar. Eğer İşsizlik Fonunun paraları ile Bireysel Emeklilik sistemine yapılan kamu katkı payları kullanılmayacaksa, bizdeki durum tam tersi. Varlık Fonuna aktarılan işletmelerin, Hazineye vergi dışı gelir olarak ödedikleri milyarlarca lira vardı. Bu açıdan bakınca bundan böyle daha büyük bütçe açığı söz konusu olacak.

Fon buna rağmen neden kuruldu diye bakınca, amaçları arasında büyüme oranına katkı sağlamak var. Bunun sağlanacak kaynaklarla büyük projelerin finansmanına katkı sağlamak yoluyla olacağı söyleniyor.

17 Kasım 2016

Merkez Bankası doları durdurabilir mi?

Dolar rekor üstüne rekor kırıyor. Ekonominin dengesi bozuldu. Herkes bu gidişe kimin engel olacağını merak ediyor.

Önce nedenlerine bakalım.

Dışarıda Trump’ın başkan seçilmesi, ABD’de hızlı faiz artışı, AB’de bankacılık sorunları vb. Bunların tetiklediği hareket, içerde yaşanan ekonomik ve politik gelişmelerden de etkilenerek sürüyor. 15 Temmuz Darbe Girişimi içerideki en büyük siyasi olay. Ordu, emniyet, yargı, eğitim başta olmak üzere kurumların hali, devletin son durumunu açıklamaya yeterli.

Ekonomik gelişmelerin başında büyümede görülen yavaşlama geliyor. İşsizlik yüzde 11’i geçti. Özellikle genç işsizliği korkunç boyutlarda.

Bunlar genel şartlar.

Ancak dolar kurunu yukarı çeken mikro etken, döviz arzı ile talebi arasındaki denge. Yani talep çok, arz az olunca dövizin fiyatı (kur) yukarı gidiyor.

Kısaca talebi yaratan etkenler şunlar.

5 Eylül 2016

Reel sektör dış borca çalışıyor

Küresel Kriz daha bitmedi. Ülkeler büyümek için kırk çeşit politika deniyor, başaramıyorlar. Kısa vadeli çözüm olarak ucuz kredi dağıtmayı maharet sayanlar çoğunlukta. Bu bağlamda borçluluk aldı başını gidiyor.

Bizde de, son yayımlanan veriler, reel sektörün döviz yükümlülüklerinin (borçlarının) hızla arttığına işaret ediyor.

TC Merkez Bankası, reel sektörün döviz dengesine yönelik bu yılın Haziran ayı rakamlarını yayımladı. Banka dışı özel sektörün döviz varlıklarındaki artış son Küresel Krizden sonra çok fazla değil. Bu yılın ilk yarısı itibariyle 109 milyar doları geçmiş. Bunun 70 milyar doları döviz mevduatı. Paranın büyük bölümü de yurt için bankalarda tutuluyor. Reel sektörün yurt dışında tuttuğu para 18 milyar dolardan az.
Farklı uluslararası kuruluşların rakamlarına göre, Türkiye kökenli gerçek ve tüzel kişilerin dışarıda tuttukları para bunun oldukça üstünde. Demek ki gerçek kişiler tüzel kişilerden (şirketlerden) daha büyük tutardaki bir meblağı dışarı götürmüşler. (Acaba neden?)

Yükümlülüklere gelince.

2 Ağustos 2016

Ülke kredi notunu kendiniz verin

5 Mayıs 2011 tarihinde Habertürk gazetesinde yayımlanan yazımı, günün mana ve önemine binaen tekrar yayınlıyorum.
Bilgi ve taktirlerinize.

***
S&P’nin son not değerlendirmesi tartışmalara neden oldu. Nedense not yükselirken pek sorun olmaz. Ama not düşmesi hiç hoş karşılanmaz. Bir yerde doğal bir davranış olarak kabul edilebilir. Hatırlasanıza, okuldayken iyi notları biz çalışarak alırdık, kötü notun sorumlusu çoğu zaman öğretmenlerdi. Ancak bilmekte yarar var. Ülke kredi derecelendirmesi yapılırken sadece ekonomik gelişmelere bakarak karar verilmiyor. Ağırlığı değişmekle beraber, ekonomi dışındaki konular da hayati önem taşıyor. Bazılarını bilginize sunuyorum.

30 Temmuz 2016

Dış finansman ihtiyacı cari açıktan fazla

Ülkemiz siyasi ve ekonomik olarak oldukça dalgalı bir dönemden geçiyor. Net döviz rezervlerinin durumu nedeniyle, ekonominin yönünü döviz dengeleri, dolayısıyla sıcak para hareketleri belirleyecek.

Bu bağlamda, konunun daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamak amacıyla bir tablo, bir de grafik hazırladım.

İlki Merkez Bankası ödemeler dengesi bilançosu verilerinden derlenen dış finansman ihtiyacı tablosu. 2015-2016 Ocak-Mayıs ayları dönemlerinin karşılaştırmasını içeriyor.

Görüleceği üzere, cari işlemler açığı azalıyor. Buna karşılık borç senedi ve kredi geri ödemeleri, geçen yıla göre daha fazla. Dolayısıyla, cari açık azalmasına rağmen ekonominin döviz ihtiyacı artmış. Diğer bir deyimle, önceden alınan dış borçları geri ödemek için cari açıktan daha fazla dövize gereksinim duyuluyor.

27 Haziran 2016

“Nereden bulursan bul döviz getir” barışı

Hükümet geçen hafta TBMM’ne bir kanun tasarısı gönderdi.

Tasarının adı “Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”. Oldukça kapsamlı bir tasarı. Ama nedense (!), kamuoyunda en çok geçici 2. Maddesinde yer alan “varlık barışı” dikkat çekti.

Hâlbuki tasarıda; AR-GE teşvikleri, finans kurumları arasındaki farklı uygulamaların kaldırılması, faizsiz finans ürünlerinin yaygınlaştırılması, vergi ile SGK kesintilerini birleştirmeye yönelik düzenlemeler gibi birçok değişiklik var.

Söz konusu önlemler daha çok var olan yatırımların genişlemesine yönelik. Ama ekonomiye lazım olan yeni yatırımlar.

Yeni yatırım kararı alacak yatırımcılar için ilk bakılacak şey bunlar değil.

6 Haziran 2016

Yaşananlara ekonomik kriz denir mi?

Ekonomi ne zaman yavaşlasa, kur ne zaman hızla yükselse ortalıkta bir kriz tartışmasıdır, beklentisidir alıp başını gidiyor. Kimileri “Ne krizi? Yok böyle bir şey, her şey güllük gülistanlık. Ortalığı, milletin aklını karıştırmayın” diyor. Bazıları ise, “Daha ne olsuncu” olmuşlar.

Bana kalırsa, Nasrettin Hoca misali, iki taraf da haklı.

Önce kısaca kriz ne demek ona bakalım. Kriz beklenmeyen bir şeyin gerçekleşmesidir. Diğer bir deyimle, aslında sosyo-ekonomik ortam vardır. Ekonominin dengeleri sarsılmış, zayıflamıştır. Dahası bu durum gizli de değildir. Uzmanlar ve karar alıcıların çoğu tarafında bilinmektedir. Hatta 2001 Krizinde olduğu gibi, krizi önlemek için gerekli olduğu düşünülen kararlar da alınmış olabilir. Bu nedenle kriz beklentisi de zayıflamıştır.

Ancak, her hangi bir nedenle, olmayacağı düşünülen bir şey gerçekleşir ve ortalık birden karışır. Özetle, sorun şartlardan çok beklentilerin varlığıdır. Bir anlamda beklenerek kriz gelmez. Çünkü bilerek hatayı ancak aptallar yapar.
Beklenmeyenler gerçekleşirse kriz olur.

17 Mart 2016

Merkez Bankası’nın cephanesi minimumda

Dış dünyaya açık, sermaye hareketlerinin tamamen serbest olduğu bir ekonominin en önemli göstergesi döviz dengesidir. Ödemeler dengesi istatistiklerini derleyen merkez bankaları, döviz ihtiyaçlarını tahmin ederler. Eğer ülkeye gelen döviz ile ülkeden çıkan döviz arasında geçici bir uyumsuzluk varsa, rezerv kullanarak kur dalgalanmalarını önlemeye çalışırlar.

Mücadelede en kritik olgu “geçiciliktir”. Sorun kalıcı, yapısal ise merkez bankalarının yapabileceği çok fazla bir şey yoktur. Böylesi bir durumda çözümü hükümetler bulur. Yapılması gerekenler listesini siyasiler hazırlar.

Kısa vadede, uluslararası döviz rezervleri, merkez bankalarının kur istikrarını sağlamak için kullandıkları en önemli silahtır.

Ama hangi rezerv? Medyada genellikle brüt rezerv rakamları yayınlanır. Bugünlerde 100 milyar dolar civarında olan bu rakam bize her şeyi göstermez. Çünkü bu dövizlerin bir kısmı bankalara aittir. Bankalar, mevduatların bir kısmını zorunlu olarak TCMB’de tutarlar. Özetle bu para bankalara aittir. Bir mevduat çekilmesi olması durumunda otomatikman merkez bankasından dövizlerini alabilirler.

25 Kasım 2015

Yeni hükümet Suriye sorunu ve küresel borç krizinin üçünü aşaması

Rus uçağı krizi yeni hükümete merhaba dedi. Bakanlar daha isimleri açıklanmadan bölgesel krizin ortasına düştüler.

Buna PKK’nın hendekleri ve öz yönetim ilanlarını ekleyin.

Sadece bunlar olsa ne ala. Dahası ekonomide.

Önce Türkiye’nin adını vererek özellikle bahsettiği için, The Economist (TE) dergisinin 14 Kasım sayısına bir atıfla başlayayım.

Dünyanın saygın haftalık dergilerinden olan TE’ye göre, 2008 Küresel Krizi Amerikan hane halklarının mortgage (konut) kredisi kriziyle başladı. Ardından Yunanistan ve diğer Euro bölgesi ülkelerine sıçradı. FED ve ECB, olağanüstü parasal genişleme politikalarıyla krizlerin derinleşmesini önlemeye çalıştılar. Kısmen de başarılı oldular.

16 Kasım 2015

Sıcak paracıların istediği yapılacaklar listesi

Seçimler bitti. Tek partili, istikrarı hedef alan bir hükümetin kurulmasına birkaç gün kaldı. En geç hafta sonunda kabinenin yapısı belli olacak.

Seçim öncesinde politik istikrar arayan yabancı sıcak para yatırımcıları şimdi kendilerine göre, “yapılması gerekenler listeleri” yayımlamaya başladılar.
Önce bir liste hazırlamaya hakları var mı bir ona bakalım.

Ne yazık ki var?

Neden mi?

Aşağıdaki tablo çok net. Türkiye’nin önümüzdeki 12 ay içerisinde ödemesi gereken dış borçlarının toplamı 210 milyar dolar civarında. Civarında diyorum, çünkü cari açık rakamı değişebilir. Bunun büyük çoğunluğu özel sektöre ait. Bankalar rahatça yeniden borçlanırlar. Ama hangi maliyetle? Eğer döviz kazançları varsa, şirketler içinde aynı şey söylenebilir. Yoksa işleri zor.

Buna karşılık, ülkenin döviz sağlayabilecek kuruluşu, TCMB’nin net (kendisine ait olan) uluslararası döviz rezervlerinin toplamı 30 milyar dolar. Dolayısıyla eğer ihtiyaç olursa elindeki kaynak sınırlı. O zaman yabancıları, tekrar Türkiye’ye para getirmek için ikna edecek bir siyasi ve ekonomik ortam oluşmazsa döviz kuru hareketlenir.

Bu arada FED ve diğer dışsal etkiler nedeniyle zaten yukarı yönlü bir hareket beklenen döviz kuruna bir de içeriden kaynaklanan olumsuz gelişmeler eklenirse dertler büyür.

Peki, bu ortamda sıcak paracılar ne istiyor?

19 Eylül 2015

Ödemeler dengesi finansmanı biraz daha bozuldu

Temmuz ödemeler dengesi verileri yayımlanınca ekonomiyle, piyasalarla uğraşanların çoğu, cari açığın miktarına baktı. Beklenenden daha küçük açık rakamı gelince olumlu mesajlar, yorumlar, yazılar bir birini izledi. Hepsi Ağustos gelmeden, ağustos böceği gibi şarkılar söylemeye başladılar.

Ben, hemen finansman kalemlerine bakma alışkanlığımdan vazgeçemedim. Geçen yılla karşılaştırma yapmayı, finansman ihtiyacının azalıp azalmadığını, açığın hangi kalemlerle kapatıldığını araştırmaya başladım.

Her ay yaptığım gibi, TC Merkez Bankası’nın yayımladığı ödemler dengesi verilerinden aşağıdaki tabloyu çıkardım.

Sizi rakamlara boğmak niyetinde değilim.

Tabloyu özetleyeceğim:

9 Eylül 2015

Kırılganlıklar artarken

Bugünlerde ekonomi yazmak zor.

Gençler ölüyor. Onlarca cenaze vatan topraklarına defnediliyor. Güzelim ülkemin bir bölgesinde hayat neredeyse durmuş vaziyette. İnsanlar fırından ekmek almak için hayatlarını riske ediyorlar. Barolar terörü lanetlemek için gazetelere ilan veriyor. Bazı illerin baro başkanlarının imzası yok. Sanki onlar için yaşananlar terör değil.

Kısacası siyasi ve toplumsal kırılganlıklar yukarı doğru tırmanıyor. Birçok insan devlet mekanizmasının neden etkin kararlar alamadığını sorguluyor.

Ben de böylesi bir ortamda ekonomideki kırılganlık verilerini yazıyorum. Umarım bazılarınızın dikkatini çeker de okursunuz.

18 Haziran 2015

FED faiz artırmaya başlarken ülkenin döviz pozisyonu

Beklenen oldu. Amerikan Merkez Bankası politika faizini bu yıl artıracağını ilan etti. Yükseliş yavaş olacakmış. Haber, kısa vadeli piyasalarda, neredeyse bayram etkisi yaratı.

Daha önceki yazılarımda, dünya finans piyasalarının içinde bulunduğu sıkıntılı durum nedeniyle hızlı faiz yükseltmenin mümkün olamayacağını belirtmiştim.
Ancak sonunda bir gün yükseleceği kesin.

Bazılarınız, “bize ne elin dolar faizinin artışından” derseniz aşağıdaki tabloya biraz yakından bakmanız gerekecek.

18 Mart 2015

TL Dolar maçının sonucu ne olur?

Türk Lirasının Dolara karşı verdiği mücadeleyi basitleştirerek anlatabilmek için bir futbol maçı örneği vermeye çalışacağım. Ne kadar tehlikeli bir iş yaptığımın farkındayım. Böylesine ciddi ve karmaşık bir konuda metafor yapmak hiç kolay değildir. Ama anlayışınıza sığınarak denemek istiyorum. Hatalarım ve eksiklerim olursa yardım edersiniz nasıl olsa.

Maça başlamadan önce takımları kısaca tanıtayım. Dolar, dünya şampiyonu bir takım. Hangi ülkeden hangi futbolcuyu almak istese birkaç günde transferi bitiyor. Alt yapısı güçlü, parası bol, taraftarı tüm dünyaya yayılmış.

TL ise bizim süper amatör ligde oynuyor. Kadrosu geniş ama dünya liglerinde oynayabilecek kalitede futbolcusu yok. Alta yapısı zayıf. Stadının standartları düşük, üstü açık. Döviz yağmuru yağınca sahada top oynamak zorlaşıyor.

TL kulübünün başkanı, patronu hükümet. Doğal olarak her maçı protokol tribününden seyrediyor. Teknik direktörü ise TC Merkez Bankası Başkanı. Aslında dolar için de durum aynı. Onun patronu Beyaz Saray’da oturuyor, teknik direktörü de FED Başkanı. Arada bir fark var. Karşı takımın patronu ikide bir tribünden bağırıp takıma taktik vermiyor. Bir söyleyeceği varsa usulü dâhilinde, genellikle arka odalarda konuşuyorlar.

Dört ana unsur

17 Ocak 2015

Türkiye yükselen piyasa ekonomilerinde risk ateşi en yüksek ülke

Dünya ekonomisinin krizden çıkmadığını İsviçre Merkez Bankası’nın son kararından sonra bir kez daha gördük. Ortalık öylesine karıştı ki, kendine piyasa uzmanı diyenler bile anlamakta zorlandı. Piyasaların nasıl bir suni denge üzerinde oturdukları her halde şimdi daha iyi anlaşılmıştır. Kural veya beklentiler dışı küçük bir hareket ortalığı darma dağın edebiliyor. Zararlar bir anda zirve yapabiliyor.

Nedeni aslında çok basit. Başta Avrupa olmak üzere, dünyada reel ekonomilerde dengeler yerine oturmadı. Sadece, merkez bankaları batık finansal sistemleri yüzdürülmeye çalışıyorlar. Bunların üstüne bir de Rusya, Ukrayna, Ortadoğu gibi bölgelerde politika riskler de yükseliyor.

Anlayacağınız, önümüzdeki dönemde kırılganlık ve oynaklıklar oldukça yüksek olacak.

Sıcaklık (risk) haritası

13 Şubat 2014

Kırılganlık göstergeleri

En son yeni FED Başkanı Yellen gelişen piyasalardaki kırılganlıklara dikkat çekti. Bir anlamda “Sorun bizi doğrudan ilgilendirmiyor” demeye getirdi. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkeleri etkin ve kapsamlı yapısal reformları hayata geçirmeleri konusunda uyardı.

Nedir bu kırılganlık? Neden bu kadar önemli?

Aslında üzerinde anlaşılmış ortak bir tanımı yok. Siyasi ve ekonomik ayrımlar yapılarak bazı tanımlar geliştirilmiş.