Hazine devletin kasasıdır.
Nakit gelirler orada toplanır, oradan harcanır. Eğer devletin iki yakası bir
araya gelmiyorsa, gerekli olan finansman, borçlanılarak, Hazine tarafından
sağlanır. Kısacası devletin nakit ve borç idaresini Hazine Müsteşarlığı yapar.
Kamuda Hazine’nin bu
fonksiyonlarına ortak olduğu söylenebilecek iki kurum daha var: Özelleştirme İdaresi ve Türkiye Varlık Fonu
(TVF). Özelleştirme İdaresi uzun yıllardır, kamu varlıklarını satıp, elde
ettiği gelirlerin önemli bir bölümünü bütçeye aktarıyor. TVF daha çok yeni bir
kuruluş. Borçlanma yetkisi var. Nakit işlemler yapabilecek. Garanti, kefalet
verebilecek.
Ancak bu iki kuruluş, şimdilik,
bütçe dışı işlemlere pek bulaşmadılar.
Bütçe dışı işlemlerin en
başında, kamunun verdiği sözler sonucunda oluşan koşullu yükümlülükler geliyor.
Yani bir koşul oluşmadan Hazine’ye, doğrudan yük olmayan işlemlerdir. Koşula
bağlıdırlar.
İlk ve en eski örnek klasik
garantilerdir. Bunlar KİT, belediye gibi
diğer kamu kurum ve kuruluşlarının aldıkları dış borçlara verilen garantilerdir.
Eğer onlar ödemezse, verdiği garantinin sonucu Hazine borcu öder, bütçeye ek
yük oluştururlar. Bütçeden para ödenir. Klasik
garanti stokunun toplamı 12,4 milyar dolar, yani yaklaşık 45 milyar lira kadardır.