“Görev zararı” kavramını KİT sistemi ve kamu finansmanı ile ilgilenenler bilirler.
Özünde bir ticari işletme olan KİT’lere hükümet, uygun gördüğünde, zarar etme görevi verebilir. Örneğin, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO), “buğdayı çiftçiden 100 liraya al ama zahireciye/değirmenciye 90 liradan sat. Aradaki zararı sana merkezi bütçeden ödeyeceğim.” diyebilir. Böylelikle yeteri kadar gelir sağladığı çiftçiyi üretimden uzaklaştırmamış, buğday üretiminde devamlılığı sağlamış olur. Yanı sıra, tüketiciye de pahalı ekmek yedirmemeye çalışır.
Bu eski bir uygulamadır. Sadece reel sektörde faaliyet gösteren KİT’ler değil, kamu sermayeli bankalar da zarar etmekle görevlendirilirler. TC Ziraat Bankası çitçiye, Halkbank esnafa verdiği kredilere normalden düşük faiz uygular. Oluşan zararı Hazine’den talep eder.
Aradan epeyi zaman geçti. Unutulmuştur. Hatırlamakta yarar var. Kamu bankalarının,1991-94 arasında biriken görev zararı alacakları 10 milyar $’dı. Bütçe açığını büyütür diye zamanında ödenmeyen görev zararı borçları, 1994 Krizinin ardından uygulanan 5 Nisan Kararları ile bu borçlar 1995’te 3,7 milyar $’a kadar düşürüldü. Ama popülist siyasetçiler alışkanlıklarından vaz geçmedikleri için, 2000 yılı sonu itibariyle kamu bankalarının Hazine’den alacaklı oldukları görev zararı miktarı 24 milyar $’a ulaşmıştı.
HAKAN ÖZYILDIZ
