Kamu bankaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kamu bankaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2018

KİT görev zararının adı “Görevlendirme” olarak değiştirildi

“Görev zararı” kavramını KİT sistemi ve kamu finansmanı ile ilgilenenler bilirler. 
Özünde bir ticari işletme olan KİT’lere hükümet, uygun gördüğünde, zarar etme görevi verebilir. Örneğin, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO), “buğdayı çiftçiden 100 liraya al ama zahireciye/değirmenciye 90 liradan sat. Aradaki zararı sana merkezi bütçeden ödeyeceğim.” diyebilir. Böylelikle yeteri kadar gelir sağladığı çiftçiyi üretimden uzaklaştırmamış, buğday üretiminde devamlılığı sağlamış olur. Yanı sıra, tüketiciye de pahalı ekmek yedirmemeye çalışır. 
Bu eski bir uygulamadır. Sadece reel sektörde faaliyet gösteren KİT’ler değil, kamu sermayeli bankalar da zarar etmekle görevlendirilirler. TC Ziraat Bankası çitçiye, Halkbank esnafa verdiği kredilere normalden düşük faiz uygular. Oluşan zararı Hazine’den talep eder.
Aradan epeyi zaman geçti. Unutulmuştur. Hatırlamakta yarar var. Kamu bankalarının,1991-94 arasında biriken görev zararı alacakları 10 milyar $’dı. Bütçe açığını büyütür diye zamanında ödenmeyen görev zararı borçları, 1994 Krizinin ardından uygulanan 5 Nisan Kararları ile bu borçlar 1995’te 3,7 milyar $’a kadar düşürüldü. Ama popülist siyasetçiler alışkanlıklarından vaz geçmedikleri için, 2000 yılı sonu itibariyle kamu bankalarının Hazine’den alacaklı oldukları görev zararı miktarı 24 milyar $’a ulaşmıştı.

26 Mayıs 2018

Kur artışının faturasını kim ödeyecek?

Borç, özellikle dış borç ve sıcak para üzerine yazdığımı biliyorsunuz. Bunu yaparken tek amacım var: Okuyucularımı borç konusunda bilgilendirmek ve soru sormalarını sağlayabilmek. Kim olursa olsun fark etmez. Sadece “bu borçla, “el atıyla” nereye kadar gideceğiz?” diyesorsunlar. Umarım soranlar çoğalmıştır. 
Ama benim cevap veremediğim bazı sorular var.
Piyasalardaki çalkantının sonunda kurlar yine tarihi zirvelere oturdu. TCMB faizleri yükseltti ama kurlar durmadı. Bazıları “Olsun ne olur?” diyor.
Gelin olabileceklerin bazılarına bakalım.

9 Şubat 2018

Bankaların dış borcundaki hızlı artış

Son yılların en çok üzerinde durulan konularından birisi de dış borçlarda, özellikle özel sektörün dış borçlarında görülen hızlı artış. Tartışmalar ve yorumlar çoğunlukla reel sektörün dış borçlarındaki artışlar üzerinden yapılıyor. Ancak onlara borç veren bankaların aldıkları dış borçlar üzerinde pek durulmuyor.
Önemsenmemesinin nedeni, bankaların hem borç alırken hem de borç verirken risk almayı bilen uzmanlaşmış kurumlar olmalarıdır. Mikro açıdan bakılırsa buna itiraz edilemez. Bir banka ilke olarak, başkasının parasını yöneten kurumdur. İster mevduat olsun ister borç olsun, hissedarların parası olan özkaynaklar dışındaki para, başkasından borç alınan paradır. Kısacası bankalar başkasının parasını yöneterek para kazırlar. Onlara borç veren mudiler ve/veya diğer bankalar kime para verdiklerinin bilincindedirler. Çünkü bankalar özünde güven müessesidir.
Oysa konuya makro açıdan bakınca, kim alırsa alsın, dış borçları mikroskopa yerleştirip çok dikkatle incelemek gerekir.
Bir bankanın aldığı dış borcu geri ödememesi çok uç bir durumdur. Ama ekonominin geneline bakarak yapılacak bir değerlendirme bize bu kaynakların nerede ve ne amaçla kullanıldığını irdelemenin gerekli olduğuna götürür.
Şöyle ki, her ne nedenle olursa olsun dışardan dövizle alınan borcun bir şekilde döviz olarak geri ödenmesi gerekir. O zaman bankalar dövizle aldıkları borcu kredi olarak kime veriyorlar? Döviz geliri olan şirketlere veriyorlarsa sorun mikro düzeyde kalır.
Ancak dağıtılan krediler döviz geliri olmayan şirketlere, kamuya ve kişilere kredi olarak dağıtılıyorsa, aşırı kur değişiminden doğabilecek etkiler nedeniyle, krediyi zamanında tahsil edememe riski ortaya çıkabilir.
Bu bağlamda bankaların dış borç stokundaki gelişmelere kısaca bakamım.

15 Kasım 2017

Eski günler hayalimden gitmiyor

İnanın son günlerde ekonomide alınan kararları, özellikle kurdaki gelişmeleri anlamak için okumaktan, telefon etmekten helak oldum.

Yetersizliğimin bir nedeni konu uzmanlık alanım değil. Ben de işin uzmanı köşe yazarlarının makalelerini altını çizerek okuyarak anlamaya çaba gösteriyorum.

Dünya Gazetesi’nde Fatih Özatay hocanın yazısını okudum. Şu cümleler dikkatimi çekti: “Döviz kurunda bu nedenlerle son haftalarda artış oldu. Dahası, çoğu analistin işaret ettiği gibi döviz kurunun ileride yukarıya gitme ihtimali az değil. Bu ihtimal döviz borçlusu şirketler açısından önemli bir risk. MB’nin atmayı düşündüğü adım öncelikle bu riski azaltmayı hedefliyor. Dikkat: Şirketler yükümlülüklerini yerine getirmek için yine döviz bulmak zorundalar; bu nedenle ortaya çıkan döviz talebi azalmayacak.”

“Ne olacak o zaman?” derken, Hürriyet’ten Uğur Gürses’in yazısı konuya açıklık getirdi. Yazısını şöyle bitirmiş: “Son nokta şu; Merkez Bankası bu aracı kullanarak özel kesimin potansiyel kur zararını da üstüne almış olacak. Kar ettiğinde Hazine’ye transfer ederken, zarar ettiğinde bunu Hazine’den isteyecek mi? Hazine bunu ödemek için bütçeye ödenek koydurtacak mı?”

Bu cümle beni eskilere götürdü.

20 Haziran 2016

Bütçedeki ve kamu borçlarındaki ilginç gelişmeler

Bazı okurlarım “Bütçe dengeleri harika. Yeter artık, yok bütçe açığı, yok bütçe dışı işlemler gibi konuları daha fazla yazma.” diyorlar.

İnanın bana ben de yazmak istemiyorum. Ama televizyonlara, gazetelere bakıyorum. Ekonomi programlarında bütçe dışı işlemler, kamu dengeleri benzeri konular yerine artık futbol konuşuluyor. Gazetelerde ise Türk milli takımında dağıtılan primlerin TL değil Euro olduğu yazılıyor.  

Bütçe deyince sadece açık rakamına bakılıp geçiştiriliyor. Kamu borç stokuna kimse geniş açıdan bakmıyor. Bütçe dışına, halı altına atılan işlemlerden kimse söz etmiyor.
Gelin önce beş aylık bütçeye bakalım.

9 Mayıs 2016

Kredi artışlarındaki farklı eğilimler

Geçen hafta Reuters haber ajansında yer alan, “Kötü borçlar ve iflaslar Türkiye ekonomisi için alarm veriyor”  başlıklı haberi dikkatle okudum.

“Neden?” derseniz. Biliyorsunuz ekonomi uzun süreden beri iç tüketim ve bankalardan alınan borçla büyüyor. Bu bağlamda kredilerde yaşanan gelişmeleri yakından izlemek gerekiyor.

Haber; büyümedeki yavaşlamaya, turizm gelirlerindeki sert düşüşe ve terör olaylarındaki artışa değiniyor. Yanı sıra şirket iflas ertelemelerini gündeme getiriyor. Bazı şirket yöneticileri, bankaları, zamanından önce kredileri geri çağırdıkları için suçluyorlar.

Haberde, bankacılık sektöründe yüzde 3,3 olan tahsili gecikmiş alacakların (TGA) KOBİ kredilerinde yüzde 4,4 olduğu belirtiliyor. Bu oran, bankalar toplam kredilerinin sadece belirtilen yüzdesini tahsil edemeyeceklerini düşünerek yasal işlemlere başladıkları anlamına geliyor.

Buraya kadar her şey normal.

20 Nisan 2016

Kamu neden bu kadar mevduat tutuyor?

Hazine Müsteşarlığı, kamu kurum ve kuruluşlarının kamu bankalarında tuttukları mevduat ile satın aldıkları kamu borçlanma kâğıtları bilgilerini aylık olarak yayımlıyor.

Aşağıdaki tabloda da yer alan verilerden öğrendiğimiz kadarıyla kamu kuruluşları Mart 2016 itibariyle 83 milyar lira kadar mevduat, 109 milyar lira kadar menkul kıymete sahipler.

Kaynak: Hazine Müsteşarlığı

Görüldüğü gibi en çok mevduat mahalli idarelere (belediyeler ve il özel idareleri) ait. Sonra KİT’ler (kamu işletmeleri) geliyor. Ardından fonlar üçüncü sırada yer alıyor.

17 Mart 2016

Merkez Bankası’nın cephanesi minimumda

Dış dünyaya açık, sermaye hareketlerinin tamamen serbest olduğu bir ekonominin en önemli göstergesi döviz dengesidir. Ödemeler dengesi istatistiklerini derleyen merkez bankaları, döviz ihtiyaçlarını tahmin ederler. Eğer ülkeye gelen döviz ile ülkeden çıkan döviz arasında geçici bir uyumsuzluk varsa, rezerv kullanarak kur dalgalanmalarını önlemeye çalışırlar.

Mücadelede en kritik olgu “geçiciliktir”. Sorun kalıcı, yapısal ise merkez bankalarının yapabileceği çok fazla bir şey yoktur. Böylesi bir durumda çözümü hükümetler bulur. Yapılması gerekenler listesini siyasiler hazırlar.

Kısa vadede, uluslararası döviz rezervleri, merkez bankalarının kur istikrarını sağlamak için kullandıkları en önemli silahtır.

Ama hangi rezerv? Medyada genellikle brüt rezerv rakamları yayınlanır. Bugünlerde 100 milyar dolar civarında olan bu rakam bize her şeyi göstermez. Çünkü bu dövizlerin bir kısmı bankalara aittir. Bankalar, mevduatların bir kısmını zorunlu olarak TCMB’de tutarlar. Özetle bu para bankalara aittir. Bir mevduat çekilmesi olması durumunda otomatikman merkez bankasından dövizlerini alabilirler.

23 Şubat 2016

Kamu neden bütçe açığından daha fazla borç alıyor?

Şöyle düşünün. Aile bütçenizi yönetiyorsunuz. Geliriniz belli. Maaş, ücret en temel gelir kalemi. Hadi babadan kalma evden gelen kira geliriniz de olsun. Yanına bir de köydeki tarlalardan gelen yarıcı/kiracı geliriniz olduğunu varsayalım.
Bunca gelir kalemine rağmen harcamalarınıza yetmediği için borç aldığınızı düşünelim.

Ne kadar borç alırsınız?

Evet, sorum çok basit. Geliriniz ile gideriniz arasındaki fark kadar değil mi? Gereğinden fazla borçlanır mısınız?

Kamu bazı yıllar borçlanıyor. Acaba neden?

2 Şubat 2016

Hazine garanti verdikçe bankalar dış borç almış

Kısa bir teknik bilgiyle başlayayım. Hazine garantili borçları, kamu kurumlarının ve kalkınma ve kamu bankalarının aldıkları dış borçlara, geri ödeme sırasında sorun çıkarsa, onların yerine Hazine’nin ödeme taahhüdü vermesidir.

Diğer bir yaklaşımla, dış borç KİT’ler ve bankaların hesaplarında muhasebeleştirilir. İlk sorumlu onlardır. Eğer KİT veya banka aldığı garantili dış borcu geri ödemekte zorlanırsa, Hazine devreye girer, ödemeyi yapar.

Garanti verilmesinin bir nedeni bazı KİT’lerin mali durumunun dış borç geri ödeyebilecek kadar iyi olmamasıdır. Diğer bir nedeni de Toprak Mahsulleri Ofisinde olduğu gibi, alınan borcun Hazine adına yapılacak tarımsal destekleme harcamalarda kullanılacak olmasıdır.

Bu bağlamda verilere bakalım.

27 Ekim 2015

3. Havaalanına kredi veren kamu bankalarının dış borçları

3. Havaalanı Projesinin finansmanı ve Hazine garantilerini ele alan 20 Ekim 2015 tarihli yazımı şöyle bitirmiştim: “Ancak benim gibi ikinci seçeneğe doğru cevap diyenlere son bir hatırlatma yapayım. 4,5 milyar Euro ‘luk kredinin 3,4 milyarlık bölümü kamu bankalarından verilmiş. Onlar da dövizi dışarıdan borçlandılar. Yarın olurda kamu bankalarının döviz ihtiyacı doğarsa, onların da sahibi olan Hazine, “çocuklarının” borçları karşısında ilgisiz mi kalacak? Olabilir mi?”

Soruya cevap vermeye çalışayım.

Kamu bankaları, bir projeye döviz kredisi verecekleri zaman, aynen diğer bankalar gibi, ya döviz tevdiat hesaplarından ya da dışarıdan buldukları kaynaklardan fon sağlarlar.

Gazetelere yansıyan bilgilere göre projeye, TCZB yaklaşık 1,5 milyar Euro; Halkbank ve Vakıfbank, yaklaşık 950 şer milyon Euro finansman sağladılar. Duyumlarım doğru ise kredinin 4 yıl civarında ödemesiz dönemi var ve vadesi 10 yıldan fazlaymış. Ama altını çizeyim bilgilerimin çoğu gazete haberi.

3 Nisan 2015

Dış borçlara dikkat

Bilindiği gibi, bir ülkenin iç ve dış borcu arasında farklar vardır. İç borç, genellikle yerel para ile alınan borçtur. Eğer ekonomi çok sıkışırsa, para basarak finanse edilebilir, yüksek enflasyonla borç düşürülür ve devletin yükü azalır.

Buna karşılık dış borç veya genel olarak dövizle alınan borç için aynı şey yapılamaz. Borcu geri ödemek için mutlaka döviz bulmak gerekir. Diğer bir deyimle, ülkenin ihracat ve turizm gibi döviz gelirler giderlerden çok olacak ki borç geri ödeyebilmek için döviz bulanabilsin. Bu yetersiz olursa, borç ödemek için tekrar dışarıdan dövizle borçlanmak zorunlu olur.

Bizim gibi tasarrufları yetersiz olan ülkeler için dışarıdan alınan borçların daha ucuz olduğuna kanmamak gerek. Eğer alınan borçlar üretim ve diğer gelir getirici projelerin finansmanında kullanılmazsa, nereden bakarsanız bakın maliyeti yüksek bir finansman.

Ama biz kamu kesiminin dış borçları azalınca, ülkenin dövizle olan borçlarını unuttuk.

Gelin hatırlamaya çalışalım. Aşağıdaki tabloda 1989-2014 yılları arasındaki dış borç stok rakamlarını bulacaksınız.

19 Mart 2014

Devletin parası nereye yatıyor?

90’lı yıllarda, Vakıfbank hariç, kamu bankalarının bilançolarında görev zararı gibi büyük bir yük vardı. Esnafa verilen ucuz krediler için Halk Bankası’nın, çiftçiye verilen destek ve destekleme alımları için Ziraat Bankası’nın kaynaklarının kullanılması sonucu oluşan zararlar bilançoları bozuyordu.

Kamu bankaları, dağıttıkları kredi ve Hazine’ye kullandırdıkları kaynakları geri alamayınca sorunlar yaşamaya başladılar. Vadesi gelen mevduatları sahiplerine ödemekte zorlandılar.

Bunun üzerine, bankacıların önerisiyle Hazine’de bir yöntem geliştirildi. Kamu kurum ve kuruluşları paralarını sadece kamu bankalarında tutmaları zorunlu hale getirildi. Böylelikle, aşağıdaki tabloda ve ekinde belirtilen devlet kuruluşları TC Merkez Bankası, TC Ziraat, Halk ve Vakıfbank’ta para tutmaya başladılar.