BIS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BIS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2019

Dünya dengelerini daha iyi anlayabilmek için- 2

Önceki yazımda 1990’larda başlayan ve hızla finansallaşan dünya ekonomisi ve günlük döviz işlemleri hakkında bilgi vermiştim. Her gün yapılan toplam döviz işlemlerin 6,6 trilyon $’a ulaştığını belirtmiştim.
Bugün finansallaşmanın diğer yanıyla, daha önemli bir yapısından bahsedeceğim. Türev ürünleri ele alacağım.
Pek çoğunuz için yabancı bir terim olduğuna eminim. Merak etmeyin, birkaç genç bankacı dışında çok bilen de yok zaten.

25 Eylül 2019

Yeni dünya dengelerini daha iyi anlayabilmek için

Başlık çok iddialı oldu sanki. Kısacık makalede bunca büyük konuya değinmek olanaksız. Sadece bir dizi rakam vereceğim.
Önce uzun Vietnam savaşı, ardından 1967-73 Arap-İsrail Savaşları dünya dengelerini değiştirdi. Savaş harcamalarının baskısıyla ve petrol fiyatlarının fırlamasıyla paranın altın standardı; bir Ons altın = 35 $ eşitliği bozuldu. Merkez Bankalarının para basması için konulan kurallar esnetildi. “Bas bas paraları Leylaya, bi daha mı gelcez dünyaya” devri başladı.
Ardından 1990’ların başında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla, paranın sınır ötesi hareketleri hızlanmaya başladı. Bilgisayar ve internet teknolojisi de bu gelişmeye önemli katkılar sundu.
Günümüzde artık dünya mal ve hizmet değil, para ticaretinin egemen olduğu bir gezegen.
Konuyu BIS (Bank for International Settlements – Uluslararası Ödemeler Bankası) verileriyle açayım. Bu tür verileri toplayan tek uluslararası otorite olan BIS’in üç yılda bir merkez bankalarından elde ettiği rakamları aşağıdaki tabloda özetledim.

20 Kasım 2017

Bu düzen sürdürülebilir değil

Credit Suisse’in 2017 Küresel Servet Raporu (Global Wealth Report) basında geniş yer buldu. Dünyadaki ve Türkiye’deki zengin sayısı çok konuşuldu. Ben Türkiye’deki sayıların üzerinde durmayacağım.

Dünya rakamlarını, 2009 Küresel Krizinden sonra izlemeye çalışıyorum. Bu bağlamda, hazırladığım ve 2010 -2017 Raporlarında yer alan verilerin karşılaştırmasını içeren aşağıdaki Tabloyu bilginize sunuyorum.

Kısaca rakamlara bakalım.

Dünyada, 1 milyon $’dan çok serveti olanların sayısı 36 milyon. Bu kadar az sayıdaki insan, toplam dünya servetinin yüzde 46’ısına sahipler. Rakamı 2010’la karşılarınca, artışın yüzde 86 olduğunu görüyoruz. Neredeyse bir katı kadar artış var.

29 Temmuz 2017

Asya Krizinin 20. yılında ekonomide sıcak paracıların hakimiyeti

Klasik söylemdir; “yıllar ne çabuk geçiyor?” Aradan 20 yıl geçmiş. Tayland’da başlayan Kriz, G. Kore, Endonezya derken dünyayı etkilemişti.
Üzerinde çok bilimsel çalışma yapıldı. Nedenleri araştırıldı. Hatırlayın, adı geçen ülkelerde enflasyon düşüktü. Bütçe açığı yok denecek kadar azdı. Politik istikrar istemediğin kadardı. Diktatörlerin varlığı, “istikrara yaradığı için (?!)” görmemezlikten geliniyordu. Doğrudan yabancı sermaye, sanayiye olduğu kadar dış ticarete açık olmayan inşaat sektörüne de yatırım yapıyordu. Kısacası herkes halinden memnundu. Ortalık güllük gülistanlıktı.
Ancak bir sorun vardı: Dolara sabitlenmiş kur sistemi. Düşük uluslararası rezervlere rağmen ülke kurları dolara bağlanmıştı. Dışarıdan para geldiği sürece sorun olmadı.

16 Temmuz 2017

Dünyada büyük merkez bankalarının eli kolu bağlı

Küresel finansallaşmanın ve aşırı serbest kambiyo rejiminin (sermaye hareketleri) bir sonucu olarak ekonomide, işimiz gücümüz FED’i izlemek oldu. Üretimi, yatırımı, teknolojiyi, işsizliği unuttuk. Onlar neredeyse konu olmaktan çıktı. Varsa dolar, yoksa faiz, borsa.

Önceki yazılarımda da belirttim. Finansallaşmanın en büyük ektisi olan ucuz fonlama döneminin sonuna gelindi. Şimdi herkes; faizler ne zaman, ne kadar artacak? Merkez bankaları hangi hızla bilançolarını küçültecekler? Bunları çözmenin derdine düştü.

Sonunda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Merak etmeyin merkez bankalarının eli kolu bağlı. Öyle hızla hareket edebilecek halleri yok.

Önce bir hatırlatma yapayım. Bankalar kısa vadeli para toplar, pasiflerine koyarlar. Bu fonları uzun vadeli kredilere, menkul kıymetlere yatırırlar. Para kazanırlar. Ancak bilançonun aktifi uzun, pasifi kısa vadeli olduğu için, bilançoda vade uyumsuzluğu vardır. Yöneticiler, (eğer bir de döviz riski yoksa) bu riski azaltmak için türev ürünleri kullanarak aktifi sigorta (hedge) ettirirler.

Sektörün bu sorununun farkında olan merkez bankaları, “finansal istikrarı” sağlamayı öne çıkarırlar. Hatta çoğu zaman enflasyon hedeflemesini bir kenara koyarak, finansal istikrarı sağlamak için önlem almaya çabalarlar.

14 Ağustos 2016

32 trilyon dolarlık açık ve imam (FED) cemaat (GOP) ilişkisi

İki rapor ile başlayayım.
İlki Amerikan sosyal güvenlik sisteminin geleceğini inceleyen “Social Security and Medicare Boards of Trustees” raporu. Üyeleri arasında ABD Hazine, Çalışma ve Sağlık Bakanlarının da bulunduğu komitenin hazırladığı rapor sistemin geleceğine yönelik önemli sonuçlar içeriyor. ABD emeklilik ve sağlık sisteminin geleceği konusunda hiç güzel haberler vermiyor. (ABD emeklilik sisteminin bireysel emeklilik fonlarına dayalı olduğunu unutmayın lütfen.)
Rapor göre, 2019 yılına kadar sistemin gelirleri giderlerinden fazla. Yani sorun yok. Bu tarihten 2030’lu yıllara kadar sistem, varlıklarının gelirleriyle idare ediliyor. Ancak hemen, yeni seçilen başkan döneminde, radikal önlemler alınmazsa, sistem ileride açık vermeye başlıyor. Ve bu yüz yılın sonuna doğru açık miktarı, belirli varsayımlara göre, bugünün parasıyla 32 trilyon dolara ulaşıyor.
Süre size çok uzak gelebilir. Haklısınız. Ancak unutmayın, 2019 sonrasındaki gelirlerin sisteme katkı sağlaması için, bireysel emeklilik fonlarının çoğunun yatırıldığı ABD tahvillerinin getirilerinin pozitif olması gerekiyor.
Bugün dünya tahvil piyasasında yaklaşık 10 trilyon dolarlık kağıt negatif faiz geliri elde edebiliyor. Yani yatırımcılar, tahvil sahiplerinden gelir elde etmiyor, onlara para ödüyorlar. Bunun nedeni büyük merkez bankalarının parasal genişleme politikaları.
Burada ikinci rapora göz atalım.

30 Haziran 2016

Karar alıcılara güven kalmadı

Merkez Bankalarının uluslararası üst kuruluşu olan BIS (Bank for International Settlements – Uluslararası Ödemeler Sistemi) yıllık raporunu yayımladı. Önemli ve kapsamlı bir rapor. Çok teknik bilgi içerdiği için fazla detayına girmeyeceğim.
Amacım raporun risklerle ilgili bölümünü özetlemek.

2009 Küresel Krizi sonrasında dünya ekonomisinin toparlanamadığı artık genel kabul görmüş bir fikir. Hatta tanınmış bazı iktisatçılar, kapitalizmin krizden çıkamadığını ve kolay kolay çıkamayacağını yazmaya başladılar.

Daha sorunlara kesin ve kalıcı bir çözüm bulunamadan yenilerinin ortaya çıkması, zaten istikrar tedbiri yorgunu olan karar alıcıları ve toplumun dar gelirli geniş kesimlerini olumsuz etkiliyor. Acıtan kararları almak zorlaşıyor.

Dolayısıyla, küreselleştikçe küçülen dünyadaki olası riskler geleceğe yönelik öngörüler açısından büyük önem taşıyor.

1 Ekim 2015

Borsalardaki aşırı iyimserliğin nedenleri

Dışarıya açık bir ekonomideki gelişmeleri anlayabilmek için dünyada olan biteni tam olarak anlamak gerek.

Örneğin, hem bizde hem dünyada hisse senedi ve diğer piyasalarında belirleyici olan en önemli etken yatırımcıların profili nedir? Kimin ne amaçla para yatırdığını bilinirse, iyimserliğin nedenlerini anlamak ve geleceğe yönelik tahminler yapmak çok daha kolaylaşır.

Konuyu bir klasik örnekle açmaya çalışayım. Teknik olarak, ekonomideki beklentiler ve fiyat/kazanç oranı vb. teknik göstergeler borsalar için önemlidir. Ama bir bakıyorsunuz, ekonomik güven endeksinin tarihi dipleri gördüğü bir günde borsa artışa geçmiş. Anlayabildiğim kadarıyla, borsa hareketlerinde, yabancıların beklentisi diğer verilerden çok daha etken.

Bu kanımı destekleyen verileri aşağıdaki tablolarda bulabilirsiniz.

23 Eylül 2015

Ne FED ne de TCMB kolay kolay faiz artırabilir

Dünyadaki büyük merkez bankalarının ortak örgütü BIS (Bank for International Settlements), 85. Yıllık Raporu’nu yayımladı. Mutlaka okunması gereken bir rapor.

Özeti şu: Bu düşük faiz ortamı daha fazla sürdürülemez. Ama işin içinden çıkmakta öyle kolay değil. Çok sancılı olacak.

Rapordan bir kaç rakam vereyim. Dünyanın düşük faize ne kadar mahkum olduğu daha iyi anlaşılsın. Aralık 2014 ve Mayıs 2015 arasındaki dönemde küresel piyasalarda, 2 trilyon dolarlık uzun vadeli devlet tahvili, negatif reel faiz üzerinden işlem görmüş. Diğer bir deyimle, nominal, tahvilin üzerinde yazan faizi enflasyondan çıkardığınızda sonuç negatif olmuş.

Yani yatırımcı zarar etmiş.

Peki kim bular? Çoğunluğu bireysel emeklilik fonları ve sigorta şirketleri. Uzun vadede zarar emeklilere çıkıyor. Kısa vadede dert değil. Ancak uzun vadede bu derde çare bulunmazsa, yaşlanan dünya nüfusu emeklilik maaşı ödemesi krizine girecek.

Bir örnekte yükselen piyasalardan vereyim. 2009 yılından bu yana, bu ülkelerdeki bankacılık dışı sektörlere verilen dış borçların toplamı, ikiye katlanmış, 3 trilyon doları geçmiş.

Altı yılda bu kadar hızla artan borçların bir de geri ödenmesi var. Aynen ulusal parayla alınan krediler gibi.

İşte merkez bankalarının ıstırabı da burada.