Görev Zararı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Görev Zararı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Haziran 2019

TCMB yedek akçesi: 2001 Krizi kararlarının biri daha gidiyor

İnsanlar ve toplumlar kötü deneyimleri çabuk unutuyorlar. Bu unutkanlıkları, önceden başlarına dert açan hataları tekrarlamalarına neden olabiliyor.
2001 yılından bu yana çok zaman geçmedi.
Türkiye’nin en derin krizlerinden birinden çıkarken alınan kararları kaç kişi hatırlıyordur sizce?
Kısa bir hatırlatma yapayım. O yılların sorunu kamu borçlarının fazlalığıydı. Hazine’nin borç ihtiyacı bitmiyordu. İçeriden ve dışarıdan aşırı borçlanıyordu. Bankalardaki mevduat ve diğer kaynaklar kamunun borç talebine yetmiyordu. Onlar da dışarıdan dövizle borçlanıp, Hazine’ye TL ile borç veriyorlardı. Döviz açık pozisyonları (döviz borçları ile alacakları arasındaki fark) büyümüştü. Kurlar, dünyada yaşananlardan kaynaklanan dış şokun etkisiyle patlayınca olanlar oldu. Bankalar sıkıntıya düştü.
Ardından ağır kararlar alındı. 

17 Temmuz 2018

KİT görev zararının adı “Görevlendirme” olarak değiştirildi

“Görev zararı” kavramını KİT sistemi ve kamu finansmanı ile ilgilenenler bilirler. 
Özünde bir ticari işletme olan KİT’lere hükümet, uygun gördüğünde, zarar etme görevi verebilir. Örneğin, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO), “buğdayı çiftçiden 100 liraya al ama zahireciye/değirmenciye 90 liradan sat. Aradaki zararı sana merkezi bütçeden ödeyeceğim.” diyebilir. Böylelikle yeteri kadar gelir sağladığı çiftçiyi üretimden uzaklaştırmamış, buğday üretiminde devamlılığı sağlamış olur. Yanı sıra, tüketiciye de pahalı ekmek yedirmemeye çalışır. 
Bu eski bir uygulamadır. Sadece reel sektörde faaliyet gösteren KİT’ler değil, kamu sermayeli bankalar da zarar etmekle görevlendirilirler. TC Ziraat Bankası çitçiye, Halkbank esnafa verdiği kredilere normalden düşük faiz uygular. Oluşan zararı Hazine’den talep eder.
Aradan epeyi zaman geçti. Unutulmuştur. Hatırlamakta yarar var. Kamu bankalarının,1991-94 arasında biriken görev zararı alacakları 10 milyar $’dı. Bütçe açığını büyütür diye zamanında ödenmeyen görev zararı borçları, 1994 Krizinin ardından uygulanan 5 Nisan Kararları ile bu borçlar 1995’te 3,7 milyar $’a kadar düşürüldü. Ama popülist siyasetçiler alışkanlıklarından vaz geçmedikleri için, 2000 yılı sonu itibariyle kamu bankalarının Hazine’den alacaklı oldukları görev zararı miktarı 24 milyar $’a ulaşmıştı.

15 Kasım 2017

Eski günler hayalimden gitmiyor

İnanın son günlerde ekonomide alınan kararları, özellikle kurdaki gelişmeleri anlamak için okumaktan, telefon etmekten helak oldum.

Yetersizliğimin bir nedeni konu uzmanlık alanım değil. Ben de işin uzmanı köşe yazarlarının makalelerini altını çizerek okuyarak anlamaya çaba gösteriyorum.

Dünya Gazetesi’nde Fatih Özatay hocanın yazısını okudum. Şu cümleler dikkatimi çekti: “Döviz kurunda bu nedenlerle son haftalarda artış oldu. Dahası, çoğu analistin işaret ettiği gibi döviz kurunun ileride yukarıya gitme ihtimali az değil. Bu ihtimal döviz borçlusu şirketler açısından önemli bir risk. MB’nin atmayı düşündüğü adım öncelikle bu riski azaltmayı hedefliyor. Dikkat: Şirketler yükümlülüklerini yerine getirmek için yine döviz bulmak zorundalar; bu nedenle ortaya çıkan döviz talebi azalmayacak.”

“Ne olacak o zaman?” derken, Hürriyet’ten Uğur Gürses’in yazısı konuya açıklık getirdi. Yazısını şöyle bitirmiş: “Son nokta şu; Merkez Bankası bu aracı kullanarak özel kesimin potansiyel kur zararını da üstüne almış olacak. Kar ettiğinde Hazine’ye transfer ederken, zarar ettiğinde bunu Hazine’den isteyecek mi? Hazine bunu ödemek için bütçeye ödenek koydurtacak mı?”

Bu cümle beni eskilere götürdü.

9 Ağustos 2017

Adını gizleyen KİT

Kurumlar vergisi rekortmenleri listesi açıklanınca şaşırdım. Liste birincisi adının yayınlanmasını istememişti. Yıllardır adının açıklanmamasını isteyen gelir vergisi rekortmenlerine alışmıştık. Ama bir kurum neden ülkesine, insanına karşı şerefle yerine getirdiği bir görevin kamuoyunda bilinmesini istemez diye düşündüm.
Bu sabah gazeteleri okurken şaşkınlığım kızgınlığa dönüştü.
HaberTürk’ten Rahim Ak ve Hürriyet’ten Sefer Levent, 2016 yılı kurumlar vergisi rekortmeninin BOTAŞ olduğunu yazmışlar. Bilançolardan alınan sayılarla güzel analizler yapmışlar. İkisini de kutluyorum.
Ben vergi uzmanı değilim. Dolayısıyla bilanço rakamlarına çok girmeyeceğim. Arzu edenlere yukarıdaki haberleri okumasını öneririm.
Ama geçmişe ait bir bilgiyi paylaşmadan geçmeyeyim. Özelleştirme öncesinde TEKEL sık sık vergi rekortmeni olurdu. Tütün ihracatından yüksek döviz geliri elde edilmesi amacıyla tütün fiyatları yüksek belirlenirdi. TEKEL, çok tütün alır, içeride sigara ve alkollü içecek üretir satar ve tütün ihraç ederdi. Adı üstünde tek üretici ve satıcıydı. Bu sayede vergi rekortmeni olurdu. Ama genellikle çiftçiye yapılan destekleme ödemeleri nedeniyle nakit sıkıntısı çektiği için vergilerini zamanında ödemezdi. Görev zararı alacaklarıyla mahsup edilmesi için hükümetlere baskı yapmaya çalışırdı.
Bunların geçmişte kaldığını düşünüyordum. Ama karşımıza yeni bir KİT çıktı.

21 Nisan 2017

Kuru fasulye ithal edilirken tarımsal destekleme politikası

Geçen gün HaberTürk gazetesindeki haberi görünce, çoğunuz gibi benim de moralim bozuldu. Habere göre, son aylarda, soğan İran’dan, sarımsak Çin’den, nohut Meksika’dan, elma Şili’den, kırmızı et Brezilya’dan, kuru fasulye Kırgızistan’dan, havuç Avustralya’dan ithal ediliyormuş.
Önce inanamadım. Sonra ithal tutarlarına baktım. İçim biraz rahatladı. Bazı tutarlar birkaç yüz bin dolar kadar.  
Rahatsız olmamın nedeni; kabaca ele alınırsa, insanoğlunun tarihi karnını doyurmak için verdiği mücadeledir. Dolayısıyla, gıda güvenliği ve tarım her ülke için en öncelikli politikadır.
Türkiye de yıllardır tarımsal destekleme politikası uygulanır.

20 Nisan 2016

Kamu neden bu kadar mevduat tutuyor?

Hazine Müsteşarlığı, kamu kurum ve kuruluşlarının kamu bankalarında tuttukları mevduat ile satın aldıkları kamu borçlanma kâğıtları bilgilerini aylık olarak yayımlıyor.

Aşağıdaki tabloda da yer alan verilerden öğrendiğimiz kadarıyla kamu kuruluşları Mart 2016 itibariyle 83 milyar lira kadar mevduat, 109 milyar lira kadar menkul kıymete sahipler.

Kaynak: Hazine Müsteşarlığı

Görüldüğü gibi en çok mevduat mahalli idarelere (belediyeler ve il özel idareleri) ait. Sonra KİT’ler (kamu işletmeleri) geliyor. Ardından fonlar üçüncü sırada yer alıyor.

23 Şubat 2016

Kamu neden bütçe açığından daha fazla borç alıyor?

Şöyle düşünün. Aile bütçenizi yönetiyorsunuz. Geliriniz belli. Maaş, ücret en temel gelir kalemi. Hadi babadan kalma evden gelen kira geliriniz de olsun. Yanına bir de köydeki tarlalardan gelen yarıcı/kiracı geliriniz olduğunu varsayalım.
Bunca gelir kalemine rağmen harcamalarınıza yetmediği için borç aldığınızı düşünelim.

Ne kadar borç alırsınız?

Evet, sorum çok basit. Geliriniz ile gideriniz arasındaki fark kadar değil mi? Gereğinden fazla borçlanır mısınız?

Kamu bazı yıllar borçlanıyor. Acaba neden?

6 Ocak 2015

Belediyelerin ve KİT’lerin banka borçlarında artış var

Benim kamu dengeleri tecrübem basittir. Hiç bir zaman ortada görünen bütçe açığına bakmam. Bütçe dışında gelişen bir dünya vardır. Oralarla ilgilenme gayret gösteririm. Bu bağlamda bir süredir bütçe dışında yaşanan gelişmelere dikkatinizi çekmeye çalışıyorum.

Ekonomistlere göre kriz borçlanırken değil, borçlar geri ödenirken çıkar. Bu nedenle şirketlerin, ülkelerin ne kadar borçlandıklarından çok aldıkları borcu geri ödeme kabiliyetleri var mı yok mu ona bakılır. Borç deyince sadece Hazine’nin kiler değil, KİT’ler, belediyeler, Sosyal Güvenlik Kurumu, fonlar, döner sermayelerin borçları dahil hepsinden bahsediyorum.

Hatırlayın, 2001 Krizinde sorun bütçe açığının büyüklüğü değildi. Kamunun borçlanma gereğinde görülen artıştı. KİT’ler, mahalli idareler, bütçe dışı fonlar, kamu bankalarındaki görev zararları, kriz patlayınca hepsi bir araya geldi ve masaya kondu. Ödemek çok zor ve maliyetli oldu.

Bu bağlamda, bütçe dışında kaydedilen hazine garantileri, borç üstlenimleri, yeni borçlanma araçlarını yakından izlemek gerekiyor. Son yıllarda hızla büyümeye başladılar.

Şimdi KİT’lerin ve belediyelerin çoğalan banka borçlarına bakalım.