Hazine Nakit Dengesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hazine Nakit Dengesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2019

Hazine yedi ayda yasal borçlanma limitini aşmış

Hazine yedi aylık nakit dengesini yayımladı. Gelir ve giderlerdeki artışlar dikkat çekiyor.
Gelirlerdeki performans Merkez Bankası’nın yedek akçesinin bütçeye aktarılması sayesinde biraz düzelmiş. 
Giderler almış başını gidiyor. Anlaşılan kamu ekonomik büyümeye katkı sağlamak, büyüme performansının çok bozulmasını önlemek adına harcamalara hız vermiş.
Tabi bunun doğal bir sonucu olmuş: Borçlanma. Ocak-Temmuz arası dönemde Hazine net (yeni) 98 milyar lira borç almış. Bu miktarın 28 milyar liralık bölümü dış borçlanmadan, kala 70 milyar liralık kısmı da iç borçlanmadan geliyor.
Buraya kadar her şey bütçe finansmanına ilişkin sayılardı. Şimdi gelin işin bir de yasalarla ilgili bölümüne bakalım.
Çünkü ciddi bir sorun var. Hazine kanunun verdiği yıllık net borçlanma limitini, yılın ilk yedi ayında aşmış.

21 Haziran 2019

Beş aylık bütçeye bir de bu yönden bakın


Bana en çok sorulan sorulardandır: “Faiz dışı dengenin önemi nedir?” Soruya en kısa cevap, “Borç stokunun artmamasıdır.” olur.

Tanım olarak “borç stoku = anapara” demektir. Yani faizler stoka dâhil edilmez. Eğer kamu, her hangi bir yılda borç stokunu büyütmek istemiyorsa, yeni borç almamalıdır.

Faizler için her yıl bütçeye ödenek/harcama konulduğunu hatırlatayım. Diğer bir deyimle, faizler için ek borçlanma yapılmazsa, yani faizler yeniden borç alınarak ödenmezse, borç stoku büyümez.

Bu durumun formülü, “faiz ödemeleri = faiz dışı fazla” şeklindedir.

Eğer faiz ödemleri kadar faiz dışı fazla yaratılamazsa yeniden ek borçlanma yapmak gerekiyor. Bu durumda borç stoku büyüyor.

Faiz dışı denge (açık/fazla), bütçedeki faiz hariç harcamalar ile toplam gelirler arasındaki farktır.

Artık bu yılın Ocak-Mayıs dönemi verilerine yakından bakabiliriz.

26 Ocak 2019

Torunlardan hayır duası beklemeyin

“Dua ile Hazine borç stoku arasında ne ilişki var?” diyenlerden yazıyı sabırla okumalarını rica edeceğim.
Yazılarımı izleyenler hatırlarlar. Hazine (merkezi yönetim) borç stokundaki değişimleri periyodik olarak bilginize sunmaya çalışıyorum. Hem derslerimde hem de yazılarımda, Hazine’nin borç stokunun, kur ve faiz değişimlerinin yarattığı etkilere karşı kırılgan olduğuna devamlı vurgu yapıyorum.
Evet doğrudur. Kamu borç stoku, diğer ülkelerle ve geçmiş dönemlerle karşılaştırıldığında çok değil. Reel olarak (merkezi yönetim borç stoku/milli gelir oranı) değerlendirildiğinde yüzde 30’dan az. 
Ancak geçen yıl olduğu gibi, kurlar ve faizler yükseldiği zaman, devletin borcu durduğu yerde büyüyor. Durduğu yerde derken, yeni/taze borç almadan stok şişiyor.
Sizi rakamlara fazla boğmadan, Hazine web sitesinden aldığım verilerle hazırladığım grafikler yardımıyla konuyu özetleyeyim.

11 Ocak 2019

Hazine’nin faiz harcamaları arttıkça borçlanma ihtiyacı da artıyor

Hazine 2018 yılında 70 milyar lira kadar nakit açığı vermiş. 
Rakamların detayı bize, nakit gelirlerin önceki yıla göre yüzde 24 arttığınıişaret ediyor. Bu artış, son on yılda görülen en büyük değişim. Gelirlerin önemli bir bölümü bir defalık gelirlerden.
Faiz hariç nakit harcamalardakiartış ise yüzde 22. Bu oran, Küresel Krizi ’de kapsayan son on yılın en büyük rakamı. 
Bir anlamda, kamu gelir topladıkça harcamış. Tasarruf edeyim, borçları azaltayım dememiş. Ekonomide büyümenin yavaşlamaya başladığı bir dönemde, kamudan harcama azaltmasını beklemek çok doğru değil. Yeter ki, popülist olmaktan çok üretimi tetikleyecek harcamalar olsun. 
Faiz harcamalarındaki artış ise çok çarpıcı. Bir önceki yıla göre değişimi yüzde 26 olmuş. 
Bu eğilim, aynen devam ederse, önümüzdeki yıllarda bütçe dengeleri ve borçlanmanın gelişimini belirleyecek. 
Ne demek istediğimi biraz açayım. 

10 Aralık 2018

Kamu desteğiyle büyüme: Nereye kadar?


Ağustos ayından bu yana yaşanan gelişmeler nedeniyle, büyüme rakamlarını merakla bekleniyordu.

Ekonomi, bu yılın III. Çeyreğinde %1,6 büyüdü. Bu konuda tahmin yapanların çoğunluğu buna yakın veya daha küçük bir oran bekliyordu. Eğer takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış rakamlara bakarsak ekonomi bu dönemde %1,1 oranında küçülmüş. Bu rakam gelecek için önemli bir öncü gösterge.

Bu bağlamda bazı rakamları paylaşmanın yararı var.

Üretim tarafından bakınca, tarım %1, sanayi %0,3 ve hizmetler %4,5 katma değer üretirken, inşaat %5,3 küçülmüş.

Harcamalar tarafında durum çok farklı değil. Hanehalkı harcamalarının toplam katma değeri %1,1. Geliri artmayan, ucuz kredi/borç bulamayan haneler harcamayı kısmışlar.

23 Temmuz 2018

Kamu ek yük almaya hazır mı?

Son günlerde, utangaç bir şekilde olsa da özel sektörün aşırı borçluluğundan, maliye politikasının borç geri ödemeye nasıl yardımcı olabileceğinden bahsedilmeye başlandı. Ben böyle sözleri duyunca hemen kamu borç stokunun durumuna bakarım. Bilirim ki artan borcun ülkeye ve ekonomiye maliyeti oldukça fazladır. Bana göre “Borç alan emir alır”. 
Bu bağlamda borç stokunun geleceğini klasik bütçe açığı üzerinden değil, nakit hareketleri özellikle de faiz dışı denge hareketlerinden izlerim.
Nedenine gelince…
Önce bazı basit teknik açıklamalar yapmama izin verin. Faizler her yılın bütçesinden ödendiği için, borç stoku = anapara demektir. Stokun içinde faizler yoktur. Diğer bir yaklaşımla, borç stokunun artmaması demek, dönem başındaki anapara stokunun, dönem sonundakine eşit olmasıdır.
Borç neden artar? Bütçe açık verdiği için değil mi? Bütçe açığının finansmanı ile faiz ödemeleri ve faiz dışı denge arasında yakın bir ilişki vardır.
Ne demek istediğimi aşağıdaki tablonun yardımı ile açıklamaya çalışayım. 

26 Ocak 2018

Hazine borcunda rekor artış

9 Ocak tarihli yazımda (http://www.hakanozyildiz.com/2018/01/hazine-nakit-acg-ve-borclanmas-zirve.html) geçen yılın Hazine nakit dengesini ele almıştım. Yıllar itibariyle karşılaştırma yapmış ve 2017 yılında, hem nakit açığında hem de yeni borçlanmada zirve görüldüğüne dikkatinizi çekmiştim. 

Bu bağlamda son yayımlanan borç stoku verileri, net yıllık borçlanmada ve borç stoku artışında da en üst noktaya ulaşıldığını gösteriyor. 

Hazine'nin iç ve dış borç toplamı 876,5 milyar liraya ulaşmış.

Borç stokunda yaşanan gelişmelere, grafikler yardımıyla bakalım. İlk olarak borç stokundaki yıllık değişimine göz atalım. (Grafik 1). Geçen yıl stok 117 milyar lira artmış. Son 19 yılın zirvesi. Dikkat buyurun lütfen, artış 2001 Krizindeki yıllık borç değişiminden daha yüksek. O zamanki artış 114 milyar liradan biraz fazlaydı.

Ardından yaşanan 2009 Krizi döneminde bile bu kadar büyük yükseliş görülmüyor. Daha önemlisi, Grafikten de görüldüğü gibi, dünyada yaşanan o devasa çöküntüden sonra, 2012 yılındaki artış bile çok sınırlı. Ancak 2013 yılından sonraki yıllarda stoktaki artış hızlanıyor.

9 Ocak 2018

Hazine nakit açığı ve borçlanması zirve yapmış

Ekonomik dengeleri açıklarken sıklıkla vurgu yapılan mali disiplinin en önemli göstergelerinden birisi Hazine nakit dengesidir. Önemi devletin yeni borçlanmasının arkasındaki temel etken olmasıdır.

Son açıklanan veriler devletin nakit dengesi rakamları mali disiplinden uzaklaşmaya başladığını gösteriyor. Bu bağlamda hazırlanan aşağıdaki tablo, 2007-2017 arasındaki dönem için Hazine nakit dengesini içeriyor.

Görüldüğü gibi, 2017 yılında nakit gelirler 624 milyar liraya yaklaşmış. Önceki yıla göre yüzde 16 artmış. Bu rakamı değerlendirmek için yıllık enflasyon ve büyüme oranlarını hatırlamakta yarar var. Geçen yıl TÜFE yüzde 12 idi. Büyüme oranı henüz belli değil. Kimi yüzde 5, kimi yüzde 7 diyor. Biz ihtiyatlı davranıp küçük rakamı alalım. Bu durumda enflasyon ve büyüme toplamı yüzde 17 olur. Anlayacağınız nakit gelirler nominal olarak büyümüş, reel bir gelir artışı olmamış.

12 Aralık 2017

Aman sarmala girmeyelim

Büyüme verileri piyasalarda nedense beklendiği kadar etki yaratmadı. Üçüncü çeyrekte 11,06 büyüme yakalayan bir ekonomide para ve sermaye piyasalarının daha olumlu tepki vermesi beklenirdi.

Önemli olan büyümek, Çin’i, Hindistan’ı bile geride bırakmaksa hedefe ulaşılmıştır. İlla bardağın dolu tarafına bakalım diyenler için bu yeterli olabilir.

Ancak herkes aynı görüşte değil. Anlayabildiğim kadarıyla, uzmanlar bu büyümenin baz etkisi, vergi indirimi, Hazine garantili KGF desteği, bol kepçe dağıtılan KÖİ garantileri, hızlı borçlanma ve sıcak para destekli olduğunu görüyorlar. Ve istihdam yaratmayan, inşaat, ithalat ve tüketim ağırlıklı bu durumun ne kadar daha sürdürülebilir olduğu konusunda kafaları karışık.

Konunun aydınlanmasına katkı koymak adına aşağıdaki tabloyu hazırladım. Geçen yıl ile bu yılın verilerini bir araya getirdim ve değişimlerini hesapladım. Tamam, çok farklı iki dönemi karşılaştırmak çok sağlıklı olmayabilir. Ama büyümenin nasıl bir ekonomik ortamda olduğunu, etkilerini biraz daha yakından görmek istedim.
Karşılaştırma yaparak konuya bakalım.

5 Ekim 2017

Hazine borçlandığı kaynağı nerelerde kullanacak?

Son yıllarda bir “Torba Kanun” şenliğidir aldı başını gidiyor. Mahfi Eğilmez saymış, TBMM’ye en son sunulan taslak 60’dan fazla kanunda değişiklik öneriyor.

Taslağın dikkat çeken maddeleri var. Örneğin 40. Madde ile T.C. Merkez Bankası’nın Denetim Kurulu kaldırılıyor. Değişiklik Ticaret Kanuna uygunmuş. Ben biraz “eski kafalıyım”. Soruyorum, hangi anonim şirketin para basma yetkisi var ki, TCMB yapısı ona benzetiliyor? Merkez Bankasına sıradan banka veya şirket muamelesi yapılacaksa o başka.

Dahası 76. madde ile, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda değişiklik öneriliyor. Türkiye Varlık Fonu’na (TVF) bütçe kapsamına alınıyor. TVF’na Hazine’den kaynak aktarmanın önü açılıyor. Yapılan değişikliklerle, “sermaye şirketlerine ve/veya projelere finansman sağlayan fonlara” Müsteşarlık tarafından kaynak aktarılacak.

13 Mayıs 2017

Borçlanarak büyümek

2009 Küresel Krizinden çıkış yolu arayan dünyada, çözüme yönelik olarak, kamu borçlanmasının ve varlık piyasalarında balonların yeniden konu edildiğini görüyoruz. Özellikle reel faizlerin yerlerde süründüğü, para politikasının etkisini yitirdiği gelişmiş ekonomilerde taraftar bulan bu görüşe dikkat etmekte büyük yarar var.

Bazı “piyasa yorumcularının” kendi ülkelerinin yaralarına merhem olmayan yöntemleri bizim gibi gelişmekte olan ekonomilere önermelerinin ardında ne var iyice anlamak lazım. Bugüne kadar çıkarlarına uymayan hiçbir konuda adım atmayanların, “Daha fazla kamu borçlanması yapın, ekonominin büyümesini tetikleyin” dediklerinde, borç vermek için istedikleri faizi dışarıyla karşılaştırın. Eğer ucuz para veriyorlarsa ne ala. Aksi durum söz konusu ise gereksiz, aşırı borçlanmadan kaçının.

Yazıya böylesi bir girişi yapmamın nedeni aşağıdaki tablo. Tabloda 2003-2017 arası dönemde, her yılın Ocak-Nisan aylarındaki Hazine nakit dengesinin, bir önceki yıla göre değişimi görünüyor.
Bu yılın ilk dört ayındaki değişim dikkat çekici.

15 Nisan 2017

Ver gazı ver coşkuyu faizler rekor kırsın

Bir önceki yazımda, Hazine’nin son altı aylık nakit dengesini ele almıştım. Giderlerin, büyüme ve referandum harcamaları için, gelirlere oranla daha fazla hızla arttığına değinmiştim. Büyüyen nakit açığının fazla dış ve iç borçlanmayla kapatıldığını, yeni borçlanmanın yıllık rakamları geçtiğini bilginize sunmuştum.
Ekonominin basit kuralı vardır. Bir malın fiyatını arz/talep dengesi belirler. Eğer piyasadaki bir ürüne olan talep arzından fazla ise fiyatı yükselir. Bizim örneğimizde, piyasada para (tasarruf) azken, Hazine daha fazla borçlanmak isteyince faizlerin de yükselmesi kaçınılmaz.
Bu özet açıklamadan sonra, aşağıdaki grafikle biraz detaylara bakalım. Grafikte, Hazine’nin 2 yıl vadeli gösterge tahvilinin, piyasadaki faizleri, aylık olarak yer alıyor.

9 Nisan 2017

Hazine son altı ayda borç almış büyüme ve referandum için harcamış

Hazine nakit dengesi kamu borçlanmasının en önemli göstergesidir. Bu veriler, devletin kasasına giren ve harcanan parayı çıplak olarak gösterir. Bütçe verilerinde olduğu gibi, muhasebe kuralları gereği, parasal olmayan işlemleri içermez. Dolayısıyla, nakit dengesine bakarak borçlanmanın resmini görmek daha kolaydır.
Bu bağlamda, hem 2016 yılının son çeyreğindeki büyüme rakamları hem de son aylarda referandum için yapılan harcamaların seyrini görmek amacıyla, Ekim 2016 ile Mart 2017 arasındaki döneme ait, Hazine nakit dengesini çıkardım. Tabloyu aşağıda göreceksiniz.
Tabloya bir karşılaştırma yapabilmek için geçen yılın toplam verilerini de ekledim. Her ne kadar 2016’nın toplam verileri Ekim- Aralık arası dönemi de içeriyor olsa da bir bakış açısı verebilmesi açısından yararlı olabileceğini düşündüm.
Gelelim özet detaylara.

14 Ocak 2017

Anayasa değişikliği tartışılırken gündemde neden “bütçe hakkı” yok?

Bundan tam 800 yıl önce, yer İngiltere. Bir grup baron, uzun süren savaştan ve kralın keyfi harcamalarından bıkıp, ayaklanıyorlar. İngiltere Kralı John bir barışı kabul ediyor, “Magna Carta” adlı bir belge imzalanıyor.

Tanrının ve papanın İngiltere topraklarındaki temsilcisi olan kral; baronların, yargılama olmadan keyfi olarak hapse atılmayacağını ve vergilere limit getireceğini kabul ediyor. Daha önemlisi, yeni vergiler ve diğer önemli konularda karar alırken, tek başına değil 25 üyeli bir Baronlar Konseyine danışacağına dair yemin ediyor.

Bu belge çağdaş parlamentoların doğum belgesi olarak kabul edilir. Daha sonra çeşitli dönemlerde değişiklikler yapılan doküman klasik anayasaların ilk örneği olarak değerlendirilir.

Diğer bir deyimle, parlamentonun ilk kuruluş nedenini, kralın keyfi vergi toplayıp, kafasına göre harcama yapma yetkisinin kısıtlandığı yer olarak adlandırsak yanlış olmaz. Anayasa hukuku ve maliye politikası derslerinde bu konu parlamentoların “bütçe hakkı” başlığında öğretilir.

Gelelim bizim parlamentoya, TBMM’nin bütçe hakkına ne kadar sahip çıkabildiğine. Veya yürütmenin (hükümetin) meclisin bütçe hakkına ne kadar saygılı olduğuna.

3 Mart 2016

Bütçede faiz ödemeleri olmasaydı (!)

Son günlerde siyasi arenada faiz tartışması vardı.

İdeolojik kökenli olan değerlendirmelere girmek beni aşar. Ben paranın kapitalist ekonomik sistemin özü olduğuna inanırım. Faiz de onun saklamanın fiyatıdır. Olmazsa tasarruf olmaz. Kapitalizmi beğenmiyorum diyenler varsa, onlarla faizin ekonomideki yerini tartışmaktan zevk duyarım.

Bununla beraber yüksek faizin, özellikle yüksek reel faizin kapitalist ekonomik sistemin en büyük sorunu olduğu konusunda herkes hemfikir.  

Özellikle açık veren, borçlanan devletler için faiz, ekonomi kadar bütçenin de sorunu.
Bu bağlamda bütçeye biraz farklı bir pencereden bakmaya çalışacağım.
İlgilenenler bilir. Faiz dışı fazla (açık) (FDF) diye bir tanım var. Türkiye’nin gündemine 2001 Krizinden sonra uygulanan IMF programları ile girdi. Kısaca, FDF = Bütçe gelirleri – Faiz hariç harcamalar olarak gösterilebilir.

Bu gösterimin amacı, eğer bir bütçede faiz harcamaları = FDF ise, orada kamu borç stokunun (borcun anaparası) büyümediğini anlatmaktır. Buna karşılık eğer FDF, faiz harcamalarından küçükse devlet ek borçlanma yapar ve borç stoku büyür.

Şimdi gelin faiz ödemeleri olmasaydı bütçe nasıl olurdu bir bakalım.

13 Ocak 2015

2014 Hazine nakit dengesi

Hazine nakit dengesi merkezi bütçenin öncü göstergesidir. Daha önemlisi, adı üstünde, nakit hareketlerini gösterir ve borçlanmaya esas alınan verilerdir. Bildiğiniz gibi, Hazine bütçe açığını değil nakit açığını finanse etmek için borçlanır.

Bütçe açığı ile nakit açığı farklıdır

Konuya çok aşina olmayanlar için, bütçe açığı ile nakit açığı arasında bir fark olduğunu belirtmemde de yarar var. Bütçe bir muhasebe kaydı olduğu için bazen nakit hareketi olmayan işlemleri de içerir. Örneğin verilen avanslar ile yılı içinde harcanmayan ve daha sonra harcanmak üzere emanete alınan harcama ödenekleri gibi.

8 Temmuz 2014

Altı aylık Hazine nakit dengesi uyarı veriyor

Bütçeyi Hazine’nin nakit gelişmelerinden izlemenizi öneririm. Hem rakamlar daha basittir. Hem de verilerde muhasebe kurallarından kaynaklanan standart sorunları yoktur. Dahası kamu borçlanması hakkında daha sağlıklı bilgi verir. Aynen aile bütçesinde olduğu gibi. Aile reisi evin nakit geliri ile harcamaları iyi takip edemezse sonuç kredi kartı vb. borçlanma araçlarına yöneliş değil midir? Eğer borçlanma iyi yönetilemezse aile içi krizler gündeme gelmez mi? Hazine nakit dengesi de aynı rolü oynar.

2014 yılının ilk 6 aylık bütçe nakit gelişmelerine bakalım.