Küresel fonlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Küresel fonlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2019

Dünya dengelerini daha iyi anlayabilmek için- 3

Bu aynı başlıklı yazı dizisinin üçüncüsü. İlk ikisinde dünyadaki günlük döviz işlemlerinin 6,6 trilyon dolara, türev ürün işlemlerinin de 6,5 trilyon $’a ulaştığını yazmıştım. Yıllık ihracat miktarının ise 25 trilyon kadar olduğunu belirtmiştim. 
Kısacası dünyayı artık mal ve hizmet ticareti üzerinden değil, parasal işlemler/finans üzerinden anlamak gerekiyor.
Finansallaşmanın birçok sonucu vardır. 
Ben ikisine değineceğim. Borçlanma ve gelir dağılımındaki bozulmaya.
Aşağıdaki tabloda, Uluslararası Finans Enstitüsünün – (IIF) 1991-2019 yılları arasındaki küresel borç verileri yer alıyor. 

7 Aralık 2017

Onlar Havai’ ye tatile biz işe

Beş trilyon dolarlık portföyüyle dünyanın en büyük fon/tahvil yönetim şirketi olan Blacrock’un CEO’su, önceki yıl hissedarlarına yazdığı mektupta ilginç bir bölüm var. CEO şikâyetine gelişmiş ülkelerdeki, özellikle AB ve ABD’deki negatif veya sıfır faizlerden bahsederek başlıyor. Ardından diyor ki; “İnsanlar gelecekte arzu ettikleri emeklilik gelirine ulaşmak için bugün daha çok yatırım yapma zorundalar. Örneğin, bugün 35 yaşında olan bir kişi 65 yaşından sonrası için yıllık 48 bin $ emeklilik geliri elde etmek istiyorsa, %5’lik faiz ortamında, bugün yılda 178 bin $ birikim yapması gerekiyor. Buna karşılık %2’lik bir ortamda aynı kişi, emekliliğinde aynı yıllık geliri elde edebilmek için 563 bin $ (3,2 daha fazla) yatırım yapmak zorunda.”

Konu gelişmiş ülkelerdeki emeklilik sistemlerinin açıklarına gelmişken G7 ülkelerinin toplam açıklarından bahsetmeden olmaz. Yine büyük uluslararası yatırım bankalarından biri olan Citybank’ın bir çalışmasına göre; ABD sosyal güvenlik sisteminin 10 trilyon dolar kadar açığı var. Diğer bir deyimle, emeklilik fonlarının varlıkları söz verdikleri yükümlülükleri karşılamaya yetmiyor.

Aynı Rapora göre, ABD’nin de dâhil olduğu 20 OECD ülkesindeki durum da hiç iç açıcı değil. 2016 yılında yapılan hesaplara göre, emeklilik sistemlerinin tahmini açığı 78 trilyon dolar. Bu rakam, bahsi geçen ülkelerin milli gelirlerinin yaklaşık % 190’ına karşılık geliyor. Oysa aynı yılda, bu ülkelerin kamu borçları toplamı, sadece 44 trilyon dolar.

Gelişmiş ekonomiler için uzun vadeli gibi görünen bu sorun bizim için kısa vadeli bir dert.

27 Eylül 2016

Küresel borçlar 216 trilyon dolara ulaştı.

Moody’s Türkiye’nin ülke notun düşürünce insanların aklına ilk gelen borç rakamları oldu. Türkiye’nin borç rakamlarını ele alan önceki yazım, sosyal medyada en çok okunan yazım oldu. Okurlarıma teşekkür ediyorum. Sizlerin verdiği moral olmadan yazmak zor iş.  

Borç sorunu sadece bize has bir dert değil. Bugün dünyadaki durumu ele alacağım. Artan borçluluk, özellikle 2009 Küresel Krizinden sonra, gelişmiş ülke merkez bankalarının uyguladıkları düşük faiz politikasının bir sonucu.

İzninizle biraz rakam kullanacağım. Veriler IIF (Uluslararası Finans Enstitüsü) tarafından derleniyor ve yayınlanıyor.

2016 yılının ilk yarısı itibariyle, dünyada hanehalkına, reel sektöre, devletlere ve finansal sektöre ait borçların toplamı 216 trilyon dolara ulaştı. Bu toplamın 63 trilyon doları reel sektöre, 59 trilyon doları devletlere, 54 trilyon doları ise finansal sektöre ait.

Kaynak: IIF EM Debt Monitor, Eylül 2016

30 Mart 2016

Merkez Bankaları ne yapsın? Altyapı bozuk.

Önce genel bir doğruyla başlayayım. Merkez bankacılığı, faiz kararı alırken,  yükseltme veya indirme nedeni hakkında en inandırıcı hikâyeyi yazabilme sanatıdır.

Bu bağlamda, daha önce bu yıl dört kez faiz yükselteceğini ilan eden FED, baktı ortalık karışıyor, yeni bir hikaye yazmaya başladı. Artık çok hızlı faiz arttırmayacağını belirtti. Piyasalarda bir bayram havası esiyor ki. Sanırsınız bütün dertlere, sorunlara çare bulundu.

Bana kalırsa, bu “indir-bindir” işleri bir süre daha devam edecek. O dedi ki, bu dedi ki derken, bir bakacağız piyasalarda oynaklık almış başını gidiyor. Oynaklıktan her zaman büyük yatırımcıların kazançlı çıkacağını unutmayın.

Faiz kararlarında sıkıntının asıl nedeni, büyük merkez bankalarının ekonomilerinde altyapının bozuk olması. Doğal olarak, aldıkları her kararın kısa ve uzun vadeli farklı etkileri oluyor. Kısa vadede çözüm bulunduğunu sandıkları sorunlar, uzun vadede başlarına dert açıyor.

Bir örnekle ne demek istediğimi açmaya çalışayım.

17 Aralık 2015

Gerçek yapısal reformlar 2: Sıcak paranın akıllı yönetimi

Sonunda FED faiz yükseltti. Geçmişte bu tür konularla ilgilenmeyi pek sevmeyen eşim bile  “Eee, şimdi ne olacak?” diye sormaya başladı. Soru soranların çoğunun dolarla işi olsa meraklarının nedenini anlayacağım. Ama haklılar. Sosyal medya dâhil her yerde, sabah akşam FED ve Yellen muhabbeti yapılıyor. Ancak neredeyse tamamı dolarize olmuş bir ekonomide bunlar normal şeyler.

Dolarizasyon deyince. Hiç son günlerde TC Merkez Bankası’nın analitik bilançosuna baktınız mı? Ekim sonu itibariyle dış varlıklarının toplamı 348 milyar lirayı geçmiş. Toplam varlıkların çok büyük bir kısmı döviz.

Bunun anlamı şu: TCMB, dışarıdan döviz gelmeyince içeride para basamıyor. Dolayısıyla faiz kararı almak için kulaklarını Ms. Yellen hanıma çevirmiş bekliyor.
Doğru yapıyor. En basit nedeni, önümüzdeki bir yıl içinde; kamu 5 milyar dolar; bankalar 109 milyar dolar; şirketler ise 57 milyar dolar olmak üzere toplam 171 milyar dolar dış borç ödemesi yapacak olması.

30 Ekim 2014

Amerikan emeklilerini daha mutlu edebilmek için

Son IMF - Dünya Ekonomik Görünümü ‘nün (World Economic Outlook – October 2014) bir bölümü altyapı yatırımlarına ve finansman ihtiyacına ayrılması dikkatimi çekti. Sadece IMF değil, G20 gibi uluslararası kuruluşlarda bu konuda yoğun çalışmalar yapılıyor.

Özetle söyledikleri şu: Dünya ekonomisi yeteri kadar büyümüyor. ABD dışındaki gelişmiş ülkelerde ve gelişme yolundaki ekonomilerin çoğunluğunda talep canlanmıyor. Başta hanehalkları olmak üzere şirketler ve kamu ağır borç yükü altında. Borç ödedikleri için tüketime veya yatırıma harcayacak paraları azaldı.

Doğal olarak, ekonomi büyümedikçe işsizlik artıyor. Avrupa ülkelerinin çoğu ve Türkiye gibi birçok ülkede geniş tanımlı işsizlik (çalışmak isteyen ama iş bulmaktan ümidi kesenler dâhil) yüzde 20’ler civarında. İşsizlik, insanlık için büyük dert. Dolayısıyla ekonomilerin bir an önce canlanması lazım.

Ama nasıl?

29 Eylül 2014

Dövizde ele güne muhtaç olmamak için

Kur, özellikle Dolar, aldı başını gidiyor. İhracatçı mutlu, geliri yükseliyor. İthalatçı ve Merkez Bankası ise maliyetler ve enflasyon nedeniyle huzursuz. Enerji Bakanı bu seviyedeki kura dayanamayız, zam yapmak zorunda kalırız diyor. Çok haklı, bence geciktiler bile.

Ülkenin döviz dengesi bozuk olunca bu ve benzeri heyecanlar, tartışmalar çok normal. Vatandaşların bile güvenmediği bir yerli parayla ekonomide politika uygulamak, dengeleri tutturmak neredeyse imkânsız.

Çünkü

3 Eylül 2014

Hükümet bu kadar çok kamu yatırımına finansman nereden bulacak?

62. Hükümet Programının ilk dikkatimi çeken bölümlerinden birisi kamu yatırımları oldu. Programa göre; “2002-2013 döneminde toplam olarak 451,4 milyar doları kamu yatırımı, 1,8 trilyon doları özel yatırım olmak üzere toplam olarak 2,2 trilyon dolarlık sabit sermeye yatırımı gerçekleştirilmiş.”

Özel yatırımları bir yana koyalım. Eski bir Hazineci olarak kamu yatırımlarını ve finansmanını takip ediyorum. Bu bağlamda Kalkınma Bakanlığı’nın her yıl bütçe ile yayımladığı Genel Ekonomik Hedefler ve Yatırımlar raporlarını bir kez daha inceledim. Aşağıdaki tabloyu hazırladım.

Son on bir yıllık yatırım toplamı ne kadar?

2 Ağustos 2014

Küresel altyapı yatırımları ve finansman sorunu

Hükümet yerel seçimlere hazırlanırken 3. Havaalanı, 3. Boğaz Köprüsü gibi mega altyapı projelerinin bazı çevrelerce istenmediğini, hatta engellendiğini ileri sürdü. İşin siyasi ve teknik yanı bir tarafa, ben burada finansman konusunda bazı şeyler söyleyeceğim.
Öncellikle bilinmesi gereken şey şu; bir ekonominin büyüme mücadelesinde, kamunun üzerine düşen ilk ve en önemli görev, altyapı yatırımlarını yapmaktır. Altyapı bir doğal tekeldir ve kamu malıdır. İki şehir arasına birden fazla demiryolu yapılmaz. Aynı şehre birden fazla su ve kanalizasyon hattı döşenmez. Dolayısıyla altyapının özelleştirilmesi, tamamen piyasa koşullarına bağlı olarak işletilmesi mümkün değildir. Eğer özel sektörün kısmi dahli gerekiyorsa, mutlaka bağımsız bir otorite tarafından düzenlenmesi ve denetlenmesi gerekir.
Yıllık 13 trilyon dolarlık piyasa