5 Ekim 2018

Haneler ile Hazine’nin iç borç toplamı eşitlenmiş


Yazılarımı izleyenler bilirler. Türkiye’nin borçluluğunu ölçen rakamları Hazine, TCMB, BDDK ve Muhasebat Genel Müdürlüğü verilerinden derliyorum. Ve yılda en az iki defa yayınlıyorum.

Bu bağlamda, 2002 yılından Haziran 2018’e kadar olan borçları önce iç ve dış, sonra kamu ve özel ayrımıyla tablolarlar halinde aşağıda bilginize sunuyorum. Amacım günümüzün en önemli sosyo-ekonomik ve dolayısıyla politik sorununu rakamsal olarak ortaya koymak.

Tablolar, Hazine (merkezi idare), Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT), belediyelerin sadece banka kredileri, reel sektörün (şirketlerin) kredileri ve hane halkının bankalardan aldığı kredi kartları ile tüketici kredilerini içeriyor.


Dikkat ederseniz, tablolarda bankaların sadece dış borçları yer alıyor. Bu ülkenin dışarıya olan borç rakamlarını ortaya çıkarmak için yapılan bir işlem. Ancak bazı okuyucularım, bankaların dışarıdan aldıkları borçları içeride kredi olarak reel sektöre ve hane halkına dağıttığını belirterek, tabloda yer almasının doğruluğu konusunda beni uyarıyorlar. Bu itirazın kısmen doğru olduğuna katılıyorum. Son yıllara kadar tablolarımda bu veriler yer almıyordu. Ancak dünyada benzeri verileri derleyen IIF (Uluslararası Finans Enstitüsü) aynı yöntemi izlediği için ve borçların dış borç olmasının, ekonomik önemi nedeniyle bu değişimi yaptım.

Gelelim tablolara.

Tablo 1 çok net gösteriyor. Toplam borçlar, 2018’in ilk yarısında 5 trilyon liraya yaklaşmış. On altı yılda 0,4 trilyon liradan buraya çıkış hızı çok yüksek. Borçların büyük bölümü, 3 trilyon liraya yakını iç borç. İçeride en çok borcu olan kesim şirketler.

Ama daha ilginç bir durum var. Hazine ve hane halkının (tüketici + kredi kartı) iç borçları neredeyse eşitlenmiş. 2002 yılında Hazine’nin 150 milyar lira, hanelerin, sadece 6,6 milyar lira iç borcu varken, bu yıl borç tutarları 550 milyar lira civarında olmuş. Kamunun borçları artmıyor diye sevinenler bu gelişmeyi nasıl değerlendirir merak ediyorum.

Dış borçlar iç borçlardan az. Dışarıya borcu olan şirketler ile bankalar. Yani özel sektör.

Tablo 1: İç ve dış borçların nominal büyüklüğü (Milyar TL)
 


Borçların nominal büyüklükleri kadar, milli gelire oranını gösteren reel büyüklükleri de önemli. Reel borç büyüklüğü, bir anlamda, alınan borçla ne kadar gelir yaratıldığını gösteriyor. Veya başka bir deyimle, gelirlerin borçları ödemeye yeterli olup olmadığını. Borçların para biriminin, vadesinin ve taksitlerin durumu belirleyici olmakla beraber, ekonominin borç geri ödeme kabiliyetini gösteriyor.

Tablo 2 reel borçların reel büyüklüğünün %145’i geçtiğini gösteriyor. Diğer bir deyimle, Türkiye’nin 100 liralık milli gelirine karşılık 145 liralık borcu var. Bu oran 2002’den sonra iki dönemde hızlı artıyor: 2009 ve 2013 yıllarında. İlki Küresel Krizin ve şirketlere içeriden dövizle borç alınmasının önünün açılmasının sonucu. İkincisi ise, 24 milyar $’lık Kamu Özel Projelerinin (KÖİ) finansmanı için alınan borçlar.

Tablo 2: İç ve dış borçların milli gelire oranı (%)




Borç yükünün kamu, özel sektör ayırımına da bakarak devam edelim.

Sıklıkla söylendiği gibi kamunun borçluluğundaki artış özel sektörden az. Tablo 3’ten çok net görüldüğü üzere, 2002’de 272 milyar lira olan kamu borç toplamı, bu yılın ilk yarısında bir trilyon lirayı geçmiş.

Buna karşılık özel sektörün aynı dönemdeki borcu 386 milyar liradan 4 trilyon liraya yaklaşmış. Artış çok büyük. Bu borçların 2,5 trilyon lirası şirketler kesiminin. İşte bugün yaşadığımız krizin özü burada. Herkes şirketlerin bu borçları nasıl geri ödeyeceğini merak ediyor.

Tablo 3: Nominal borç yükünün kamu özel ayırımı (Milyar TL)




Tablo 4, borç yükünün reel büyüklükleri de özel sektörün ağırlığını gösteriyor. Bankalar, şirketler ve hanehalkının borçlarının toplamının milli gelire oranı %114’ü geçti. Şirketlerin üzerindeki büyük yük burada da görülüyor. Onların borcu milli gelirin %75’i.

Tablo 4: Kamu ve özel sektörün reel borç oranı (%)




Lafı uzatmaya gerek yok. Artık borç sorununu nasıl çözülecek onu düşünelim. Var mı önerisi olan?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder