Aydınlanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aydınlanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2019

100 yıl önce Samsun’a çıkmak

Bazen ekonomik, siyasi hatta kişisel konularda zorlandığım zaman “Acaba şu kişi veya şu insanlar bu sorunu nasıl çözerdi?” diye empati yapmaya çalışırım. Bazen de özellikle boş kaldığım zamanlarda, okuduğum kitaplardan, izlediğim, duyduğum haberlerden etkilenirim. Oturup “Ben olsaydım ne yapardım?” diye kendime sorarım.
Bugün yaşadığımız sosyo-poliltik ve ekonomik sorunları düşündükçe, 1920’lerin, dünyasını, Türkiye’sini daha çok merak etmeye başladım.
Karmakarışık bir ortam, I. Dünya Savaşı’nın sonrası. Avrupa harap olmuş. Rusya’da sosyalist devrim zafer kazanmış. Dünya bir yandan yıkıntılarla boğuşuyor, diğer yandan umutla kaybolmuyor.
Böylesi umudun yeşerdiği topraklardan birisi, belki de yeganesi, Anadolu. O da yıllardır süren savaşların etkisiyle beşerî ve fiziki sermayesini kaybetmiş. Genç bir general eski bir deniz aracına biniyor, Samsun’a gidiyor. Amacı yok olmakta olan ülkeyi emperyalizmin elinden kurtarmak. Hamaset olsun diye yazmıyorum. Elinde hiçbir şey yok. Tek olan şey, yurt sevgisi ve halkına olan inancı. 

29 Ekim 2018

Cumhuriyet ve donarak şehit olan askerler

Asiye annenin, benim ve daha çok baba tarafından kuzenlerimin çocukluğunda önemli bir yeri vardır. 
Bir cumhuriyet yazısına, okuma yazma bilmeyen Asiye annenin hayatını anlatarak başlamam size ters gelebilir. Ama o dönem için klasik bir yaşam. Kendisi babamın teyzesi. Dedem ve kardeşi iki kız kardeşle evlenmişler. Babamın amcası, evlendikten çok kısa bir süre sonra gittiği Sarıkamış’ta 1914’te donarak şehit olmuş. Ekonomik ve sosyo-kültürel şartlar Asiye anneyi, kardeşi ve kayınbiraderi ile yaşamaya zorlamış. Eşinden haber alamamak onun en büyük acısı olmuş. Yeğenlerine ve onların çocuklarına emek harcayarak hayatını geçirmiş. Ben yanında uzun kalamadığım için özel hikayelerini detayıyla bilmem ama duyduklarım zorluklarla dolu yaşam dilimleridir.
Tarih okurken hep aklıma, nedense o yıllar gelir. Önce Balkan Savaşı ve yaklaşık 1 milyondan fazla Türk’ün, zorunlu göç sırasında ölümü. Ardından 1. Dünya Savaşı’nda şehit olanlar. Ne beşerî ne de fiziki sermayenin kalmadığı bir ülke. Buna karşılık her yanı 1919’da işgal edilmiş. Sadece Yunan değil, İngiliz, Fransız, İtalyan, önceki savaşın galipleri, kimi ararsanız Anadolu’yu, gecekondu arsası paylaşır gibi paylaşmışlar.
Mustafa Kemal Paşave arkadaşlarının büyüklüğü burada başlıyor. Tarihte bir ilki gerçekleştiriyorlar. Az gelişmiş ülkeler arasında emperyalizme karşı ilk duruşu sergiliyorlar. Yokluk içindeki ülkeyi örgütleyip, ordu kurup, savaşıp düşmanı bu topraklardan kovuyorlar.
Örnek bir yurtsever tavır sergiliyorlar.