18 Ağustos 2014

Rant ekonomisi ve demokrasi

Bir önceki yazımda “devlet malı deniz yemeyen domuzcuların” düzenine son verilmeden ekonominin sürdürülebilir bir büyümeyi yakalayamayacağını belirtmiştim. Konuyu biraz açayım.

Bunlara kısaca “rantiye” diyebiliriz.

Öncelikle belirtmemde yarar var. Aşağıdaki görüşlerin bir bölümü Nobelli iktisatçı Joseph E. Stiglizt’e ait. Son kitabı “Eşitsizliğin Bedeli, Bugünün Bölünmüş Toplumu Geleceğimiz Nasıl Tehlikeye Atıyor?” alıntı. Takip edenler bilirler, yazılarımda çoğunlukla alıntı yapmam. Ama gerek sorunun ne kadar önemli olduğunu gerek sadece ülkelere değil dünyaya ait bir dert olduğunu daha iyi anlatabilmek için bu yöntemi seçtim.

Stiglitz ABD olmak üzere tüm dünyada ekonomik eşitsizliklerin derinleştiğini belirtiyor. ABD’de nüfusun yüzde 1’lik bölümü milli gelirin yüzde 20’sini elde ediyor. Daha önce de yazdım gibi benzeri gelişmeler bizde de yayılıyor.

Ekonomideki eşitsizliklerin artmasının nedeni üretmek yerine rant arayışlarının artmasıdır. “Rant arayışları genellikle ülkenin üretkenliğini ve refahını düşüren gerçek kaynak kayıplarına yol açar. Kaynak aktarımlarını çarpıtır ve ekonomiyi zayıflatır.”

O zaman rant nedir? “En basit haliyle rant toplumun geri kalanından rant arayanlara gelir aktarımıdır.” Yazar konunun önemine binaen tanımı biraz açıyor; “Devletten alınan açık ve gizli yardım ve sübvansiyonlar, piyasayı daha az rekabetçi yapan kanunlar, mevcut rekabet kanunlarının gevşek uygulanması ve şirketlerin değerlerinin üzerinden çıkar sağlanması veya maliyetlerini toplumun geri kalan kesimine yüklemesi. Rant kavramı ilk olarak toprak gelirlerini tanımlamak için kullanılmıştı çünkü toprak sahipleri yaptıkları herhangi bir iş için değil sadece mülkiyet sahibi oldukları için bu gelirleri kazanmaktaydı.” diyor.

İlişkiyle para kazanmak

Günümüzde rantiyeler herhangi bir inovasyon yapamadan, yeni teknik geliştirmeden, hatta çoğu zaman sermaye bile koymadan sadece politik ilişkilerini kullanarak oturdukları yerden para kazanabiliyorlar. Bir tek ilişki geliştirmek için para ve zaman harcıyorlar. Bunlar çoğu zaman profesyonel insanlar. Hangi parti yetkilisinin, hangi bürokratın rant dağıtacağını çok iyi biliyorlar. Hemen geliştirilen ilişkilerle çeşitli ortaklıklar kuruluyor. Kimi zaman ihale, kim zaman maden ruhsatı, kimi zaman vergi uzlaşması, kimi zaman da değişecek kuralları önceden öğrenmeleri sayesinde büyük paralar kazanıyorlar.[1] Vergi de ödemedikleri için gelirleri, servetleri her geçen gün artıyor.

Bunlar demokrasiye de düşman

Bu tür paylaşım sistemleri zaten küçük olan refah pastasının daha da küçülmesine yol açıyor. Toplumun bir bölümü pastayı götürürken büyük bir bölümü kırıntılarla geçinmek zorunda kalıyor. Ne yazık ki ekmek yerine pasta kırıntılarına alışan gen iş seçmen kitleleri kendilerine “pastadan kırıntı verenlere” meftun oluyor. “Daha önceleri ekmeği bile zor buluyorduk, şimdi kırıntısı da olsa pasta yiyoruz.” diyorlar.

Rant düzeninin sürdürülmesi için oya ihtiyacı olan rantiyeler ve siyasi işbirlikçileri de o kırıntıları bilinçli olarak sofranın dışına dağıtıyorlar. Onlar sayesinde düzenlerini sürdürebildikleri için kamudan aldıklarının bir bölümünü örgütleri aracılığıyla dağıtıyorlar. Toplumun muhtaç kesimlerine balık tutmayı değil pasta kırıntısıyla geçinmeyi öğretiyorlar.

Ancak bu düzenin sürdürülebilmesi için sofrada her zaman büyük bir pasta ve kırıntılarının da dışarıya dağıtılabilecek kadar çok olması lazım. Ekonomi/pasta küçüldükçe önce sofradakiler kavgaya tutuşacaklar. Yeni gelenlere yer açmayacaklar. Gerekirse yeni ittifaklar kurup eskilerin bir bölümünü sofradan kovacaklar. Önce parti içindeki, sonra kırıntıyla geçinenlerin isyanını önlemek için ülkedeki demokratik kurumları yok edeceklerdir.



[1] Geniş bir rant yöntemi dizisi için; Devlet nasıl zengin yaratır?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder