Sayfalar

20 Kasım 2017

Bu düzen sürdürülebilir değil

Credit Suisse’in 2017 Küresel Servet Raporu (Global Wealth Report) basında geniş yer buldu. Dünyadaki ve Türkiye’deki zengin sayısı çok konuşuldu. Ben Türkiye’deki sayıların üzerinde durmayacağım.

Dünya rakamlarını, 2009 Küresel Krizinden sonra izlemeye çalışıyorum. Bu bağlamda, hazırladığım ve 2010 -2017 Raporlarında yer alan verilerin karşılaştırmasını içeren aşağıdaki Tabloyu bilginize sunuyorum.

Kısaca rakamlara bakalım.

Dünyada, 1 milyon $’dan çok serveti olanların sayısı 36 milyon. Bu kadar az sayıdaki insan, toplam dünya servetinin yüzde 46’ısına sahipler. Rakamı 2010’la karşılarınca, artışın yüzde 86 olduğunu görüyoruz. Neredeyse bir katı kadar artış var.



Diğer veriler bize, servetin son yedi yılda, üst gelirlerine doğru hızla kaydığını gösteriyor. Örneğin10 bin dolardan küçük serveti olanların servetlerini kaybettiklerini gösteriyor. Bu grubun, 2010 yılında, 8,2 trilyon dolar olan toplam serveti, bu yılın raporunda %7,3’lük düşüşle 7,6 trilyon dolar olmuş. Diğer bir deyimle, küçüklerin serveti azalırken büyüklerinki hızla çoğalmış.

Servetin bölgesel dağılımına bakınca resim biraz daha netleşiyor. 280,3 trilyon dolarlık servetin, 101 trilyon doları ABD’de; 80 trilyon doları Avrupa’da; 29 trilyon doları da Çin’deki zenginlerde. Kısacası toplam dünya servetinin yüzde 65 kadarı ABD’li ve Avrupalı zenginlerin elinde toplanmış.

Şimdi gelelim işin sürdürülebilirlik tarafına.

Mikro bir örnek vererek konuyu açmaya çalışayım. Bir ailenin toplam günlük ihtiyaçları bellidir. Ne kadar uç tüketimler yapılmak istense de ortalama harcama çok fazla değişmez. Kirası, gıdası, ulaşımı, eğlencesi, sağlığı, eğitimi hepsini bir araya getirseniz, en üst gelir grubundaki bir aile, tüm gelirlerini bu amaçla harcayamaz. Zaten bu nedenle servet biriktirme yeteneği oluşur.

Buradan gelmek istediğim sonuç şu. Dünyada servet bu kadar az insanda toplanıp, en geniş kesimlerin gelir ve servetleri düşmeye başlayınca ekonomilerde tıkanmalar başlıyor. Hanehalkının çok büyük kesimi yeteri kadar tüketemiyor. Onlar tüketemeyince, üretim artmıyor, ekonomi büyümüyor. Bunu gören karar alıcılar, gelirleri büyütmek yerine, toplumun en geniş kesimlerini ucuz ve bol borç almaya teşvik ediyor. Oysa dünyada, bankaların kredi olarak dağıttıkları paranın büyük çoğunluğu da serveti yüksek olanların. Servetlerinin büyük bölümünü finansal varlıklara yatırdıkları için bir yandan faiz geliri bir yandan da yüksek borsa getirisi elde ediyorlar.

Ama vergi vermiyorlar. Ya ABD’de olduğu gibi bir başkan geliyor kanunları zenginler lehine değiştiriyor. Ya da “Paradise Papers” örneğinde olduğu gibi sistem, yüksek servet sahiplerine, vergiden kaçınmanın yasal yollarını sunuyor.

İşin en ilginç tarafı, vergi cennetlerine giderek vergiden kaçınan servet sahipleri, o paralarıyla, vergi vermedikleri kamu hazinelerine borç veriyorlar. Devletten faiz geliri elde ediyorlar. Oysa vergiler tam olarak toplanabilse hem kamu bütçeleri daha az açık verecek hem de hazineler daha az borçlanma zorunda kalacaklardı.

Artık konu herkesin gündeminde. Acil çözüm önerileri, IMF’den büyük yatırım bankalarına, üniversitelerden siyasi partilere çok çeşitli çevrelerde tartışılıyor. Gelir dağılımındaki adaletsizlikten, ortak servet vergisinden, vergi cennetlerinin yasaklanmasına kadar birçok başlık hakkında çalışmalar var. En son örneklerden birisi BIS’in (Bank for International Settlements) eski Genel Müdür Yardımcısı H. Hannoun ile eski Genel Sekreteri P. Dittus’a ait. Başlığı da “Devrim Gerekiyor” (Revolution Required) .
Tek istisna Türkiye! Eğer bu konuda da kör ve sağır bir tavır izlersek sonunda dünya zenginlerinin aldıkları kararlara, istesek de istemesek te uymak zorunda kalacağız. Çıkarlarımızı yeteri kadar koruyamayacağız.



Kaynak: Credit Suisse Küresel Servet Raporu (Global Wealth Report)


EK NOT: E. Devlet Bakanı ve TCMB Başkanı Sayın Rüşdü Saraçoğlu, aşağıdaki tabloyu göndererek, ortalama kişisel gelir dağılımına bakınca ,resmin daha da kötüleştiğine dikkat çekmiş. Katkısı çok teşekkür ederim.





2 yorum:

  1. Faizin yasak zekatın zorunluluk olmasını şimdi daha iyi anlayabiliyorum.

    YanıtlaSil
  2. Elinize sağlık. Bence bu kadar karmaşık ve uluslararası bir konunun çözümü için siyasi bir irade yok. Tek başlarına devletler pek bir şey yapamazlar. IMF, BM gibi organizasyonların yaptırım gücü yok. ABD'nin başında eski emlak kralı var. Avrupa Birliği becerip bir karar alabilir mi?
    Bence de bu düzen çok çarpık ancak iyileşme için bir umut ışığı göremiyorum.
    Apple milyar dolarları offshore hesaplarda istiflerken, Çin'de iphone'ları üreten işçiler ayda 500 dolara talim etmeye devam edecekler gibi gözüküyor.

    YanıtlaSil